10: Bilir O Beni
Yazar: Eflal

Pinhani - Bilir O Beni. (Yazar anlatımı.) Güneşin batmaya yakinken yeryüzünü süslediği o turunculuk vuruyordu denizin üstüne. Havadaki koku tanıdık bir yaz akşamını anımsatıyordu. Riva ve Bartu’nun evden kaçıp el ele koşturduğu o yaz akşamı gibi. Fakat şimdi el ele değillerdi, yan yana konuşarak ilerleyip anın tadını çıkarıyorlardı. Dünyadan haberleri yoktu, olsa da pek takmazlardı gibi. Riva kot şortunun cebine soktuğu elini çıkarıp Bartu’nun eline kenetledi. Birbirine geçen parmaklara tebessüm ederek baktı Bartu. “Hayal gibi geliyor biliyor musun? İnanamıyorum bazen sevgili olduğumuza.” Riva omzuna vurdu şakayla. “Zaten sevgili değiliz tamam mı? Sus.” Bartu’dan utandığı için değildi bu hareketleri, yıllarca süren dostluğun ardından böyle bir seviyeye geçmenin çekingenliğiydi. Bartu kahkaha attı. Elini bırakıp kolunu omzuna dolayarak kendine çekti. Anlına uzunca bir öpücük kondurdu. “Tamam değiliz.” “Abim duyarsa seni öldürecek marul kafa.” “Uğrunda ölürüm makarnam.” Dedi hiddetle. Ağzından çıkan kelimeler cringe gelse de umursamadı, çekinmiyordu onun yanında. Yüzünü buruşturdu Riva. “Makarnam ne be? Başka bir hitap bul.” “Sen bana marul kafa derken iyi ama.” Kaşlarını çattı. “Çünkü kıvırcık saçlısın.” “Sen de sarısın.” Dedi Bartu haklı çıkmaya çalışarak. “Makarnaya benziyorsun.” Bartu’nun kolundan kurtulup uzaklaştı Riva. Kollarını önüne bağlayıp yüzünü Bartu’dan çevirdi. “Ne bu? Trip mi yiyorum?” “Hayır!” Dedi yüzüne bakmamakta ısrar ederek. “Ne münasebet?” Bartu’nun gözüne tatlı gelmişti bu halleri. Yanına yaklaşıp kollarını bacaklarının arkasından ve sırtından dolayarak kucağına aldı. Riva aniden gelen bu hareketle çığlık atıp kollarını onun boynuna doladı. Tribi unutup gülmeye başladı ikisi de. Bacaklarını çırparak inmeye çalıştı Riva. “Biri görecek Bartu! İndir beni.” Başını arkaya eğip yüksek sesle konuştu.“Duysun tüm cihan aşkımı, seviyorum ulan!” “Salak! Dizi karakteri değiliz biz, cihanı sana monte eder abim.“ Ofladı Bartu. “Aman Riva. İki romantik olalım diyorum abim diyorsun. Ondan mı korkucam?” Riva birden endişeli bir ifade takınıp eliyle ilerdeki bir noktayı işaret etti. “Aha, abim geliyor!” Yüz iadesine bakan biri gerçekten Ali’nin geldiğini sanırdı. “Nerde!” Etrafına bakınan Bartu’ya güldü Riva. Bartu hala şakayı anlamamış, Sokakta Ali’yi arıyordu gözleri. Kahkaha atarak konuştu Riva. “Şaka yaptım aşkım.” Bartu olduğu yerde dona kalıp Riva’ya döndü. Gözleri parıldıyordu adeta. “Aşkım dedin.” “Ne?” Başını iki yana sallayıp inkar etti hemen. “Demedim!” “Dedin!” “Demedim geri zekalı! İndir beni.” Bartu’nun kucağından inip uzaklaştı Riva. Fakat bu uzaklaşma uzun sürmemişti. Bir kaç dakika sonra yine yan yana, el ele yürümeye başlamışlardı. Her zaman olduğu gibi, uzak kalamıyorlardı. ____ (Selin’in ağzından) Camdan sızan güneş ışığı ince bir şerit halinde odamın içine vuruyordu. Gelişi güzel karnımda duran elimi kaldırıp ışığa doğru tuttum. Vuran turuncu ışığın altındaki tenimi izledim dakikalarca. Uzandığım yerden kalkıp bacaklarımı kendime çektim. Dün geceden beri kilitli olan kapıya döndü bakışlarım, bi umutla bakıyordum fakat açılacak gibi de durmuyordu. Gece ablamla babamın kavgalarını duymuştum çok çabalıyordu ablam. Fakat babam nuh diyor peygamber demiyordu. Dese şaşarız zaten. Tek çıkış yolum olan hamilelik testine baktım. O testi gördükçe kahkaha atasım geliyordu. Şaka gibi, güvenmiyorlardı bana. Bir baba öz kızına güvenmez mi? Güvenmiyordu işte. Annem yaşasaydı nasıl olurdu acaba, bana inanır mıydı? Korur muydu beni? Bilmiyorum. Bir anne nasıl davranır, ne der, nasıl hissettirir bilmiyorum. Testi elime alıp anlamsızca kahkaha atmaya başladım, durduramıyordum. Gülmeyle beraber gözlerimden akan yaşları silip ayağa kalktım. Kapıya adımlayıp yumruk yaptığım elimi var gücmle vurdum. “Kabul ediyorum! Yapıcam testi tamam mı? Çıkarın şurdan!” Bir kaç kez daha vuruşumun ardından anahtar sesi geldi. Geri çekilip açılmasını bekledim. Kapıyı açan anneydi. Aralayıp geçmem için yer tanıdı. “Lavoboya geç, beş dakikan…