Sarılırım Birine

9: Manolya

Yazar:

Sarılırım Birine - Eflal kitap kapağı
Sarılırım Birine kitap kapağı

Flört - Manolya Aşk nasıl bir histir? Karnında kelebekler uçuşması nasıl olur? Bu sefer bilmiyorum demicem, sanırım biliyorum. Aşk’ı yıllarca kitaplarda ve filmlerde gördüm ama bunu tatmadım. Elbetteki çocukluk aşklarım oldu ama hepsi karşılıksız birer saçma sevgiden ibaretti. Justin bieber’dan sevgime karşılık beklemek saçma olurdu zaten. Şimdi ise yüreğimin ferahladığını hissediyorum, adını duyunca tebessüm ediyorum, onu görünce heyecanlanıyorum. Evin aşktan değil bir dosttan ibaret olduğunu söylemiştim ya. Ben hem aşktan hemde dostluktan olan o evi bulmuştum. Elimdeki tarağı aynamın kenarına bırakıp çekmeceden toka aldım. Melis’in taradığım saçlarını güzelce toparlayıp üstten bir topuz yaptım. Poğaça gibi olan yanaklarına dayanamayıp sıkarak sulu bir öpücük bıraktım. “Oh teyzesi kurban olsun!” Kıkırdayarak o da benim yanağımı öptü. Beni taklit ederek. “Oy kurban olsun.” Dedi. Gülümseyerek onu sandalyeden indirip üzerini düzelttip. Yanımdan kaçıp giderken de poposuna vurmayı ihmal etmedim. Bomboş geçen günlerimden biriydi bugün de. Telefonumu alıp açtığımda karşılaştığım tarih Yks sınavının tarihiydi. İyi bir puan alamayacağımdan o kadar emindim ki girmemiştim bile sınava. Belki de girsem yapabilirdim. Elini bile sürmediğin o kitaplarla mı? Sağ tarafıma döndüğümde kitaplığımın dibinde üstüste dizilmiş ders kitaplarımla bakıştım. Tek kitaplığıma okuduğum kitaplarımı dizip bunları kenara atmıştım resmen. O kadar önemliler benim için(!) Derince bir nefes çektim içime. Bir yerden başlayabilirdim en azından. Eğilip kitapları şöyle bir karıştırırken nerden başlayacağımı bilmiyordum. İlk önce düzgünce oturup eksiklerimin listesini çıkarmam lazımdı. Masa başına geçip bilgisayarımı açarak saatler sürecek dersime başlamış bulundum. ____ Kalemi bırakıp kolumdaki saate baktığımda neredeyse akşam olduğunu farkettim. Masa başında oturmaktan belim feci şekilde ağrıyordu. Oturduğum yerde gerinip kendime gelmeye çalıştım. Odamın kapısı çaldındı ve ardından aralık kapıdan ablam göründü. “Hâlâ çalışıyor musun?” “Yok.” Kitabı kapatıp toparladım masamı. “Şimdi bıraktım.” “Heh.” Gülümdeyip içeri girerek meyve tabağı bıraktı masama. “Ye biraz. yine bir deri bir kemik kaldın.” Tabaktaki çileği ağzıma atıp göz devirdim ona. Kilom gayette iyiydi. “Abartma abla.” Yatağıma oturup bir kaç dakika meyve yiyişimi süzdü. Sanki bir şey diyecekmiş de doğru zamanı kolluyormuş gibi. Pes edip ben girdim söze. “Abla çıkar ağzındaki baklayı.” “Bu çocukla ne var aranda?” İsim vermese de kimden bahsettiğini anlamıştım. Bizi bir kaç kere birlikte görmüştü, bu merakla şimdiye kadar sormaması bile mucizeydi. “Arkadaşım işte.” Alaycı bi sırıtış oldu. “Yeme beni Selen! Söyle hadi.” “Bilmiyorum.” Ağzımdan dert gibi döküldü kelimeler. “Hislerimden emin değilim abla. O hoşuma gidiyor, yaptıkları hoşuma gidiyor. Ama sonra bir lafıyla dağıtıyor. Oldu olacak diyorum ‘abilik’ taslıyor. Aha tam oldu diyorum,” öylesine bir şey diyormuş gibi kaçırdım gözlerimi. “Kolyemi alıyor.” “Kolyeni o mu almış?!” “Tek o da değil.” Dedim hırsla. Bu ablama döktüğüm hırsı siniri Ali’ye döksem bambaşka olabilirdi. “Bide normalmış gibi davrandı. Saçma salak konuştu. Sürekli en çok ben acı çekiyor gibi davranıyormuşum. Neyim ben yaz dizisindeki başrol kız mı?” “Ve sende bu çocuğa aşıksın.” “Değilim!” Bırazcık olabilirim. “Pekii.” Elini dizine yaslayıp bana doğru eğildi. “Ne yapacaksın? Affedecek misin onu? Affetmen için çabalıyorsa tabi.” “Yani, çabalamıyor diyemem. Çabalıyor da diyemem.” “Öf Selen!” Sinirle ayağa kalktı ablam. “Kıçına tekmeyi koy bitsin o zaman.” Oflayarak avuç içlerini gözlerime bastırdım. “Beni anlamıyorsun abla, çık git ya.” Odamdan çıkıp ardından kapıyı çekti. Ardıma yaslanıp nefeslendim. Ali’yi düşünmek zarardı kalbime. öyle çarpıyordu ki, öleceğimden korkuyordum. ___ (Ali’nin ağzından…) Elimdeki buketi bozmamaya özen göstererek sol koluma sıkıştırıp sağ elimdeki anahtarla kapıyı araladım. İçeri geçerken koltukta gördüğüm manzara ile şok geçirdim. Riva ve Bartu uyuyordu, hem…

Bölümün tamamını WritePad'de oku