7: Yalancı sevgilim
Yazar: Eflal

Skapova - Yalancı Sevgilim Çarpan kapının ardından Riva hıçkırarak ağlamaya başladı. Kurmak için binbir çaba verdiği arkadaşlık yarım saatte yerle bir olmuştu. Bunu istemiyordu. Kan bağı olmadan da aile olunabileceğini umut etmişti o, hala ediyordu. Sadece kalkıp çabalaması lazımdı. Sanki tek onun çabasıyla düzelecekmiş gibi. “Nefret ediyorum sizden.” Kafasını kaldırıp ikisini izledi. “Siktiniz her şeyi.” “Hayır, nefret etmiyorsun.” Dedi Bartu başını elleri arasında sakinliğini korurken. Nefret etmediğini biliyordu, Riva nefret edemezdi ki. Riva severdi, çok güzel severdi. Sinirle doğruldu yerinden Riva. Onlardan nefret edemediği için kendine lanet etti. “Ediyorum işte geri zekalı!” Ayağının altına yuvarlanan saksıya geçirdi tekmesini. “Al başardın, nefret ediyorum sizden.” Ali’ye döndü hızla. “Saçma sapan tavırlarınla batırdın her şeyi.” Kızarmış kahve gözlere döndü bu sefer. “Sende reddettim diye dağıttın olmayan arkadaşlığımızı.” Kaşlarını çattı hızla. “Beni reddetmedin.” “Reddettim geri zekalı!” Diye yükseldi Riva. “Hayır,” dedi hızla başını sallayıp. “Sustun, bu reddetmek sayılmaz. Seven kaçar ve sende kaçtın.” Şaşkınlıklan lâl olmuş şekilde izliyordu Ali onları. Bartu Riva’ya açılmıştı, onun kardeşine, kız kardeşine. Bunu zaten hissediyordu ama dile getirmemişti , aklına geldiği her an tövbe çekmişti. “Lan!” Bartu’nun yakasından tutup sarstı. “Sen Riva’ya mı aşıksın lan?!” Yakasına yapışan elleri itmeye çalıştı. Zor bela ellerinden kurtulup Riva’nın arkasına attı kendini kıvırcık. “Tek sorun bu mu? Manitan siktiri çekti sana.” Tekrar eline geçirmek için hamle yaptı Ali ama önünde dikilen Riva yüzünden yapamadı. “Senin yüzünden.” Öfkeyle burnundan soluyordu. “Senin yüzünden oldu hepsi.” “Sanki ben çal dedim. paşama bak!” Göz devirip eski yerine oturdu Bartu. Askılıktan ceketini alıp hışımla kapıya yöneldi Riva. Tek derdi Selen’e bir şey bilmediğini anlatmaktı, böyle güzel bir dostluğu kaybedemezdi. “Ne bok yerseniz yiyin.” Kapıyı arkasından çarpıp çıktı. Yol boyu kendi kendine konuştu. Bazen kavga etti, bazen de durup ağladı, hatta geri dönüp Bartu’ya bir tokat daha atmayı bile düşündü. “Abi tamam da.” İsyan eder şekilde iki yana açtı kollarını. “Ben ne alaka ya?” Oflayarak önüne dönüp devam etti yoluna. ____ (Selen’in ağzından) “Abla siz ciddi misiniz ya? Ne demek köydeyiz?!” Siktir ya. Resmen haber bile vermeden gitmişlerdi. 1 hafta boyunca tek asla duramazdım, delirirdim ben ya. “Bağırma bana Selen. Arkadaşındasın diye demedim. Unutmuşum işte.” Bugün neden herkes beni delirten olayları sakinlikle karşılıyordu anlamıyorum. Ablama cevap vermek yerine kapattım telefonu. Paspasın altındaki anahtarı çıkarıp kapıyı açtım. Telefonumu mutfak tezgahına yaslayıp şarkı açtım. Dolaptan havuç ve tarçını alıp karıştırma kabının yanına bıraktım. Diğer kek malzemelerini de aldıktan sonra kapattım dolabi. Tabiki de düşünmek yerine kek yapacaktım. Issız adam izlediniz mi? Bence izlemelisiniz. Allah belanı versin Alper. “Ada ben ayrılmak istiyorum.” Elimdeki kek hamuruna bulanmış çırpıcıya abandım sinirle. “Erkeklerin hepsinin belasını versin Allah.” Tarçını da ekledikten sonra parmağımı daldırıp tadına baktım. Bunu normalde asla yapmazdım ama sonuçta ben yiyeceğim zaten. Çiğ kek harcına bayılıyorum, mükemmel olmuştu. Harcı kalıba döküp fırına sürdüm. Sanırım yarım saate olurdu. Tam üzerimdeki önlüğü çıkaracakken kapı zilini duydum. Tanrım nolur ablam vicdan azabından ölüp gelmiş olsun. Kapıyı açtığımda karşımda Riva vardı. Benim yüzümü gördüğü gibi tekrar ağlamaya başladı. Una bulanmış üzerime takılmadan hızla sarıldı bana. “Selen.” Burnunu çekerek daha da sarıldığında bende kollarımı doladım ona. “Böğürme kapının önünde Riva, içeri gelsene.” Benden ayrılıp içeri geçti. Kapıyı kapattıktan sonra peşim sıra mutfağa geldi. Önce berbat haldeki mutfağı sonrasında da mutfaktan beter üzerime baktı. “Sen kek mi yapıyorsun Selen? cidden mi?” “Ne bekliyorsun?” Önlüğü çıkarıp kenara astım. Bulaşık makinesini açıp kirlileri yerleştirmeye başladım.…