Sarılırım Birine

6: Gözlerindeki orman

Yazar:

Sarılırım Birine - Eflal kitap kapağı
Sarılırım Birine kitap kapağı

Eve doğru ilerlerken ıslanmış vucuduma vuran ruzgar titretti bedenimi. Üstümdeki hırka da ıslanmıştı. Kollarımı kendime sarıp yanımda ilerleyen Ali’ye imalı bir bakış attım. “Senin yüzünden sırılsıklam oldum.” O da ıslanmıştı, hatta üzerindeki beyaz tişört vücuduna yapışmış kaslarını ortaya çıkarıyordu. O baklavalara dokunmadan ölemeyiz Ellerini cebine sokup omuz silkti. “Ama eğlendin, dimi?” Küçük çocuklar gibi ayaklarımı yere vurdum olduğum yerde. “Ama üşüyorum geri zekalı !” Önümüzde ilerleyen Bartu ve Riva sohbet ederek yürüyorlardı. Bartu’nun sırtında nerden bulduğunu bilmediğim bi havlu vardı, gökten promosyon mu indi acaba? Ali ilerimizde kalan Bartu’ya koşup üstündeki havluyu çekti. Bu haraketle Bartu durup hızla arkasına döndü. “hırsızlığa mı başladın lan?” Ali onu duymamazlıktan gelip havluyu benim omuzlarıma bıraktı. Kolunu yandan omzuma sarıp ilerletti beni. “Selen üşümüş.” Riva bize gülerek bakarken Bartu isyan ederce söylendi. “Git başka havlu al manitana, o benim!” Riva üzerindeki hırkasını çıkarıp Bartu’nun eline tutuşturdu. “Sus da bunu giy, rahat bırak onları.” O hırka Bartu’ya asla olmazdı fakat Bartu bunu sorun etmek yerine cidden omuzlarına attı hırkayı. Pembe hırka ile fazla komikti. Onlara gülümseyip önüme döndüm. Ali kolunu omzuma attığı için yan yana, dib dibe yürüyorduk. Fazla yakın, çok fazla. Denizdeki yakınlık daha fazlaydı gerçi ama ona takılmayalım. Evlerinin önüne geldiğimizde bahçedeki salıncağı fark ettim. Geniş bahçe salıncağıydı. Ali’nin kolundan kurtulup salıncağa attım kendimi. “Oha, ne zaman aldınız bunu?” Gururla omuzlarını kabartıp, “Ben aldım.” Dedi Bartu. Pembe hırkayı saymazsak havalı durmuştu. Bartu ve Riva içeri geçtikten sonra kapının önünde dikilip beni izledi Ali. “Gelmiyor musun?” “Yok.” Biraz daha yayılıp üzerimdeki havluya sarındım. “Çok güzel burası.” Gülümsedi, yanaklarında hafif bir çukur vardı. Gamzesi mi var bunun? Yanıma gelip sağımdaki boşluğa oturdu. “Bakalım ne kadar güzel.” Yan profilden yüzü çok güzeldi. Hafif çıkıntılı burnu vardı, yeni fark ettiğim gamzesi ve Yeşil gözleri… ha birde sarı kafası. İçimden gelen dürtüyle başımı omzuna yasladım. Kasılmıştı bedeni. Bir kaç saniye sonra gevşeyip derin bir nefes çekti içine. Saçlarımı kokladı. Başımı kaldırıp saatlerdir içimi kemiren soruyu sordum. “Kolyeyi nerde buldun? Günlerdir ikisi arıyordu ama bulamadı.. şaşırdım doğrusu.” Gözlerini yüzümden kaçırıp önüne döndü. Çok fazla duygu geçti gözlerinden ama sadece birini yakalayabildim, pişmanlık. Neyden pişmandı ki? Çözememiştim ama saçma şekilde huzursuzluk veriyordu bu bana. Cevap vermeyeceğini anlayınca vaz geçip tekrat başımı yasladım ona. Gece yarısı bu serin havada onunla oturmak içimdeki çocuğu sevindirdi. Ona karşı hissettiklerim arkadaşça değildi, neydi o zaman? Bu aşk mıydı, yoksa sadece bir hoşlantı? Kalbim onun yanında huzura kavuşuyordu sanki. Tekrar bakışlarımı gözlerine çıkardım, yem yeşil gözlerine. “Gözlerin çok güzel, Orman gibi.” O da benim gözlerimin içine baktı. Öyle derin baktı ki utançtan kalkıp gidebilirdim. “Sen kendi gözlerindeki ormandan habersizsin sanırım.” “Benim gözlerim kahve.” Dedim mırıldanarak. “Orman olamaz.” Omuzlarını kaldırıp indirdi. “Sonuçta toprak olmadan orman da olamaz.” Yanından birazcık kayıp aramıza mesafe soktum. Söylediklerine sessiz kalmayı tercih ettim, verecek cevabım yoktu. Arkama doğru yaslanıp gökyüzüne baktım. Keşke şehirden yıldızlar gözükse. “İçeri geçmeyecek misin?” Gökyüzüne bakarken sordum bunu. “Yok.” Dedi benim gibi arkasına yaslanarak. “Çok güzel burası.” Beni taklit etmişti. Birden doğrulup ona döndüm. Yüzüme gülerek bakıyordu. Kıkırdayarak dizine vurdum. “Beni taklit ettin!” “Yoo,” gülmesini tutmaya çalışarak söylediği için çok komik duruyordu. “Kim çıkardı onu?” Salıncaktan kalkıp omzumdaki havluyu elime aldım. Evin kapısına ilerleyip yere çökerek ayakkabılarımı çıkardım, daha doğrusu fırlattım resmen. Tekrar ayağa kalkıp önüme gelen nemli tutamları savurdum. “Bu gece de sizdeyim, kurtuluş yok benden.” K…

Bölümün tamamını WritePad'de oku