Sarılırım Birine

5: Doğum günü

Yazar:

Sarılırım Birine - Eflal kitap kapağı
Sarılırım Birine kitap kapağı

Sevdikleri göçüp gittikten sonra ardında bıraktıkları küçük hatıralara tutunurdu insanlar. O hatıra belki başkası için çok gereksiz bir kağıt parçası, yırtık bir kıyafet, eskimiş bir oyuncak, veya kötü bir kolye. Ama başkası için ne kadar gereksiz olsa da onun için öyle olmazdı, o gereksiz eşyaya bağlanırdı insan. Kötü hissettiğinde ona sığınır, mezarlığa gidemediğinde o eşyadan özür dilerdi. İşte o eşyalardan biriydi benim kolyem. Kendimi bildim bileli boynumdan çıkarmam. Gold rengi solmuş, ucundaki jupiter simgesi kararmıştı ama seviyordum onu. Kaybetmiştim ama. Yine bir boka sahip çıkamayıp kaybetmiştim onu. İki gün oldu ve hala bulamadım. Ali ile geçtiğimiz o yolları defalarca gidip geldim ama yoktu işte. Riva ile konuşup evi aramasını söylemiştim, fakat o da bulamamıştı. Elimin altındaki toprağı avuçlayıp sıktım. Burda yatanı hiç tanımamış olsam da her geldiğimde özlem duyuyordum. İnsan hiç tanımadığı birini nasıl özlerdi ki? Ben özlüyordum. Canım yanıyordu fazlasıyla. Zorlukla yutkunup mezar taşına baktım, ezberlediğim isimi tekrardan okudum. Tekrar ve tekrar. Gözlerimi ordan çekip önüme döndüm suçluluk duygusuyla. “Kolyeyi kaybettim…” boğazımdaki yumru konuşmamı engelliyordu. “Bak… kızdın belki biliyorum. Belki de kızmadın, ben abartıyorum.. ama çok aradım cidden, her yeri aradım. Bulamadım.” Sağ gözümden akan bir damla yaş yanağım boyunca süzülüp toprağa düştü. “Biz ağlayınca ölen kişi rahatsız olurmuş. Rahatsız mı oluyorsun? Ağlamam ki o zaman.” Elimdeki toprağı silkeleyip akan yaşlarımı sildim yüzümden. Zoraki bir gülümseme oldu. “Bak, gülüyorum.” Sessizce geçen dakikaların ardından içli bir nefes verip ayağa kalktım. Hava yeni aydınlanıyordu. Bu saatte kim mezarlığa gelirdi? Tabiki mezarlık yuvası olmuş insanlar. “Gitmem lazım.” Dedim. “Uyumuyorum günlerdir. Biraz dinlenicem. Sonuçta kolyeyi bulmak için hayatta kalıp güç toplamam lazım.” Arkamı dönüp mezarlığın çıkışına ilerledim. Bir sürü mezar vardı, bir sürü yıkım, bir sürü yarım kalmışlık. Bazılarının mezar taşında ismi bile yoktu, kimsesiz mezarlardı onlar. Bazılarının da üstü çiçeklerle doluydu, yuva olmuş mezarlar. Siyah demir mezarlık kapısını açıp ardımdan kapattım. Son bir kez bakış atıp arkamı dönerek uzaklaştım ordan. Telefonumu cebimden çıkarıp baktığımda ablamdan sayısız cevapsız çağrı vardı. Riva ve Bartu da aramıştı bir kaç kez. Hiç birini ellemeden geri kapatıp cebime attım. Ali hiç aramamıştı, neden buna takıldım bilmiyorum. İçimde garip bir his vardı sadece. Cebimdeki anahtarla apartman kapısını açıp yukarı çıktım. Ev kapısını da sessizce açıp içeri girdim. Odama geçiyordum ki ablamla karşılaştım. Bu erken saate kadar beni beklemişti. “Sen nerdesin Selen? Neden açmıyorsun o zıkkımı?” Omuz silktim yorgunca. “Duymadım…” Azarlamak için hazırlanan ablama izin vermeden devam ettim. “Fazla yorgunum, sonra konuşalım abla, olur mu?” Sessiz kalıp başıyla onayladı beni. Odama girip kapımı kilitledim, bedenimi yatağa bırakıp yorganıma sarıldım. Nerdeyse yaz gelmiş olmasına rağmen yorganla uyuyordum. Bu da mallıklarımdan biri işte. Günlerin yorgunluğu ile kapattım gözlerimi. // (Ali’nin ağzından.) Ayakkabılarımı giyip dışarı attım kendimi. Günlerden 11 Mayıs’tı ve hava geç kararıyordu artık. Mayıs ayını sevmezdim nedensiz bir şekilde, küçüklükten beri olan bi nefretti bu. Ama seviyorum artık, onun doğum günü çünkü. Yine yüzü aklıma gelince yutkundum. Hala cebimde olan kolye canımı yakıyordu. O günden sonra görüşememiştik, Riva ile konuşmalarımı hep duymuştum ama ben arayamamıştım. Arasam dayanamazdım, söylerdim. Riva ve Bartu evin altını üstüne getirip aramışları kolyeyi fakat bulamazlardı zaten. Hiç çıkarmamıştı cebimden. İki üç adım atmıştım ki çardakta oturan ikiliyi gördüm. Kahkaha atarak sohbet ediyorlardı. Ne vardı bu kadar gülünecek? Bide Bartu neden Riva’nın gözlerinin içine bakarak gülüyordu? Gülmesin. Yanlarına gidip Bartu’nun yanındaki boşluğa oturdum. Kolumu omzuna atıp kahkahasına reklam arası olarak girmiş bulundum, tüh. “Sen çay yapsana abicim…

Bölümün tamamını WritePad'de oku