Sarılırım Birine

3: Karışan duygular

Yazar:

Sarılırım Birine - Eflal kitap kapağı
Sarılırım Birine kitap kapağı

Hayatı çok hızlı yaşayan bir karaktere sahibim. Daha şimdiki zamandayken gelecek zamanı nasıl bitireceğimi düşünüyorum. Hayatı böyle hızlı yaşamak yoruyor bir süre sonra, zevk alamıyorsun, durup baktığında genç yaşını nasıl hiç ettiğini görüyorsun ama engel de olamıyorsun. Belki de üşeniyorum düzelmeye. Başkalarını sürekli düzeltmeye çalışıp asıl yanlış olan beni bırakıyorum. Bu hızlı yaşam ruhumu yoruyor. Bedenin yorgunluğu uyuyunca geçiyor fakat ruhun yorgunluğu günlerce uyusan bile geçmiyor. Belki de ruhunu dinlendirecek kişi yine bir başka ruhdur. Sadece onu henüz bulamadık. Kitapları çantama yerleştirip sınıfdan çıkmaya hazırlandım. 12. Sınıftım ve hala sınava çalışmıyorum. Neden mi? Bilmem, nerden geldiği bilinmez bir rahatlık var. “Selen.” Sınıftan çıkmak üzereyken dibimde bitti Asrın. “Etütte olmayacak mısın?” Olumsuz anlamda salladım başımı. Fazla bunalmıştım tek amacım şu siktiğimin okulundan çıkıp eve gitmek. “Mal mısın kızım sen?” Dedi Asrın. “Sınava bir ay kaldı hala bi sik çalışmadın!” “Zaten çalışsamda olmaz bu sene.” Geçen seneden beri aynı lafı söylemek yerine çalışsaydım olurdu ama onu karıştırmayın şimdi. Bana laf anlatmak yerine pes edip yerine geçti Asrın. Asrın’ın sıra arkadaşı olan Elan göz devirmişti bu halime. “Bıraksana şunu Asrı. sanırsın Aşk 101 Sinan, tamam en rahat sensin Selen.” Elimdeki çantayı sırama bırakıp onlara döndüm. “Ne diyorsun Elan? Yüzüme karşı sesli de söylesene.” “Git sonra bi’ köşede ağla dimi Selen? Boş ver ya, git sen.” Elan ile geçenlerde dertleşmişdim. Ailemden bahsetmiştim biraz ona, ufak sorunlarda bile ağlarken ağlamanın sonunda yine konuyu aileme bağladığımı söylemiştim, güven vermişti anlatırken. Şimdi ise gösterdiğim yaramdan vuruyordu. İnsanlar fazla acımasız, kimseye güvenemiyorum, birini samimi hissetsem sonu yine aynı bitiyor. Elim istemsizce boynumdaki kolyeye gitti, gözlerim yandı. İnsan içinde ağlamaktan nefret ediyorum, onu sözlerinde haklı çıkaracak olmaktan nefret ediyorum. Bana tutunacak dal olarak sadece bir kolye bırakan hayattan nefret ediyorum. Çantamı omzuma takıp hızla çıktım okuldan. Daraldığımı , nefes alamadığımı hissettim. Gözlerim doldu, görüşüm buğlandı. Elimi pantolonumun cebine atıp geçen koyduğum kağıt parçasını aradım. Bulduğum gibi açıp içindeki numarayı tuşladım. Belki yine hızlı güveniyordum, hatta bu hızlı güvenişlerimin sonucunu az önce görmüştüm ama içimdeki bir ses onu aramamı söyledi. Bir kaç çalıştan sonra açıldı. “Efendim?” Sesini duyunca tüm kara bulutlar gitti başımdan, acıyla gülümsedim. “Riva.” Tek yolum Riva’ymış gibiydi. Bir kaç sevinç çığlığı ve bir şeylerin düşme sesi geldi. “Oha Selen! Naber?” Telefonu kulaklığa bağlayıp yavaşça eve ilerlemeye başladım. “İyiyim,” iyi değildim ama söylemedim bunu. “Sen nasılsın?” Son görüşmemizin üzerinden bir buçuk hafta geçmişti ve ben asla arayamamıştım onu. Bunu sorgulamak yerine aynı samimiyetle devam ediyordu sohbete. “Bende iyiyim. Çok özledim seni, nerdesin? Buluşalım mı?” “Çok isterdim ama okuldan çıktım, yorgunum biraz.” Çok isterdim yanına gitmek ama önce anneyi ikna etmem lazımdı, babamdan fazla karışıyordu bana. “Arayamadım seni baya, şimdi de eve giderken konuşuruz belki diye şey ettim.. Ee Bartu nasıl? Yani merak ettiğimden değil, Allah belasını versin de, sorayım dedim sadece..” iptal amına koyim ya! saçmaladım yine. Riva’ nın kıkırtısı geldi kulağıma. “Bartu da iyi, uyuyor anca işte.” Sanki beni görüyormuş gibi başımla onayladım. Sonra görmediğini hatırlayınca cevap verdim. “Güzel..” Biraz sessiz kaldıktan sonra arkadan Bartu’nun çığlığı geldi. “Ulan geri zekalı! Telefonla konuşacağına mutfağa bak, yemek yanmış!” “Ne?!” Dedi Riva şaşkınlıkla. Ben daha konuşamadan. “Kapatmam lazım Selen. Sonra konuşuruz.” Diyip telefonu kapattı. Omuz silkip yine tek kalarak devam ettim yoluma. Kulaklığımda çalan şarkının değiştiğini fark edemeyecek kadar dalmıştım düşüncelere. Evin önüne geldiğimde sırtımdaki çantayı çıkarıp apartmanın içine bıraktım. Bakkaldan sigara alacaktım, 18 yaşına gün o…

Bölümün tamamını WritePad'de oku