2: Abi misin bana?
Yazar: Eflal

Saçma sapan kabusların arasından sıyrılıp açtım gözlerimi. Hızla doğrulup nefes almaya çalıştım, elim kalbime gittiğinde çok hızlı atıyordu. Karanlıkta etrafıma bakıp nerde olduğumu hatırlamaya çalıştım. doğru ya Rivalardayım. Ve sanırım Riva’nın odasındaydım. Kocaman yatakta yanımda yatıyordu. Gördüğüm rüyayı siktir edip gülümsedim birden. Beni hiç tanımamasına rağmen birden benimseyip evine alması hem çok özel hemde çok garip geliyordu. Sonuçta birbirimizi tanımıyorduk. belki de beni besleyip organlarımı çalacaklar. Pizza ile mi besleyecekler? Of sus. Yataktan çıkıp yavaşça kapıyı araladım. Sessiz olarak geri kapatıp etrafa bakındım. Hangi ara bu odaya geldiğimi hatırlamadığım için geri mutfak tarafına nasıl döneceğimi de bilmiyordum. Aşağı inen merdivenleri görünce yukarı katta olduğumu anladım. Merdivenleri de dikkatle inmeye çalıştım, fazla karanlıktı. Aşağı indiğim zaman hemen salonun içinde bulmuştum kendimi. Duvara tutunarak ilerleyip mutfağa geçtim. Kenarda bulduğum bardağı elime alıp musluğu aradım. “Musluk nerde olabilir ki? Göremiyorum.” Sonunda bulduğum musluğu açıp su doldurdum. Suyumu içerken arkamı dönüp kalçamı tezgaha yasladığım sırada birden beyaz ışık açıldı. “Hay-“ karanlığa alıştığım için gözlerim sikilmişti. Yavaşça aralayıp baktığımda Ali vardı karşımda. “Ne yapıyorsun gece gece burda?” Elimdeki bardağı havaya kaldırdım. “Bende bardak yokta sizden çalayım dedim. Ne yapıyormuş gibi duruyorum Ali? Su içiyorum.” Sarı saçları dağılmış, gözleri de hafif kızarıktı. Hayır, yakışıklı değil kudurmuş it gibi görünüyor, tamam mı? Altında gri eşofmanı, üstünde… LAN ÜSTÜ YOK! üstsüz olduğunu şu an mı fark ediyorsun cidden? Ne yapayım gözlüğüm yok? Duyanda körsün sanacak he, miyop var sadece. “Niye uzaylıymışım gibi bakıyorsun?” Elimdeki bardağı tezgaha bırakıp tekrar ona döndüm. “Belki de öylesin.” Yakın değildik fakat yanlız kalmış olmak bile bana fazla yakınmış geliyordu. Çığlık atıp eve mi kaçsam? Abartma Selen. Zaten evin yok Öyle. Yanından geçip gidecekken söze girdi birden. “Boynundaki kolyenın anısı mı var?” Bu soruyu beklemediğim için şaşırdım. “Nerden biliyorsun?” Omuz silkti. Benim gibi bardak alıp su doldurdu. “Eski ve çirkin bir kolye, biraz da paslanmış. Anısı olmasa takılacak gibi değil.” Elim kolyeme gitti hemen. Bir kaç saniye onunla oynayıp sustum. “…öyle, anısı var.” “Anlatır mısın?” Kafamı iki yana salladım. Ona bunu anlatacak kadar yakın değildik. Aslında hiç değildik, arkadaşımın abisi işte, geçmişimi öğrenmesi gerekmez. “İyi geceler Ali.” Anlatmayacağımı anlayıp gülümseyerek başını salladı. “İyi geceler Selen.” ~~ Gözlerimi açtığımda resmen koca yatakta yayılmış şekilde yatıyordum. Gözlerimi ovuşturup doğruldum. Riva yoktu yanımda. Ya benden önce uyandı ya da deli yatmamdan bıkıp terk etti odayı... Ama sanırım ilk seçenek doğruydu çünkü aşağıdan kahvaltı sesleri geliyordu. Kahvaltı sesi nasıl mı olur? Çatal bıçak sesi işte. Yataktan çıktığımda üzerimdeki pijamaları fark ettim, şort ve düğmeli üstten oluşan yazlık bi takımdı. Sanırım gece Riva vermişti giymem için. Odadan çıkıp aşağı indim. Masada kahvaltı kuruluydu. Bartu masanın baş köşesinde patates yerken Riva da çaydanlığı getiriyordu. Gözlerim Ali'yi aradı ama göremedim. Zaten neden arıyorum ki? Çaydanlığı masaya koyup Bartu'nun eline vurdu Riva. "Herkes gelmeden yemeğe başlanmaz. Azıcık görgü be!" Bartu patatese uzattığı elini geri çekip ters ters baktı ona. "Görgü diye gezene bak, düne kadar çatal kaşık kullanmaz eliyle yerdi. " "Salak! Vallahi dövücem seni!" Riva, Bartu'ya doğru hamle yapınca Bartu oturduğu yerden kalkıp ondan kaçmaya başladı. İkisi masanın etrafında tur atıyordu resmen. "Kıvırcık saçlarından salata yapıcam bok!" Dil çıkardı Bartu. "Bence sen kendi sarı kafandan makarna yap önce.” Onların bu hali güldürdü beni. Aile gibilerdi resmen, hiç sahip olamadığım aile sıcaklığını hissettim burda. Beni fark eden Riva, "Günaydın.” Diyip tekrardan Bartu'nun peşinde koşmaya döndü. Assolistler gibi en son teşrif eden Ali onların bu…