SAR’ALTI

2. Bölüm

Yazar:

SAR’ALTI - Zeywep kitap kapağı
SAR’ALTI kitap kapağı

Bölüme geçmeden oylamayı ve bol bol satır arası yorum yapmayı unutmayın lütfen... Keyifli okumalar... Yayın tarihi; 01.01. 2026 ——- Yaşanamayan şeylerin ihtimali, pişmanlıkların keşkelerine sığınır. Ve benim o kadar çok keşkem vardı ki; hangi birini omzuma yoldaş etsem bilemedim. Okula başladığım ilk günün heyecanı unutamayacağım kadar tazeyken bu yıl psikoloji üçüncü sınıf öğrencisiydim. Yarım kalan cezaevi stajım, yarım kalan eğitim hayatım ve yarım kalan hayallerim. Belki mezun bile olamayacaktım. Keşke geri dönebilseydim. Annem. Hem annem çok üzülürdü. Tek başına, benden başka kimsesi yoktu ki. Babam vefat edeli çok da olmamıştı, korkardı. Güçlü kadındı, belli etmezdi ama benden haber alamayışı onu çok korkuturdu. Keşke ona iyi olabildiğimi söyleyebilseydim. İyi miydim ki? Metalin yere çarpan sert sesiyle sıçradım. Yattığım yerden o kadar hızlı doğruldum ki gözlerimi bile tam açamamıştım. Odağımın netleşmesi için çabalarken zihnim hangi ara uyuduğumu sorguluyordu. Günlerdir aynı yerde, aynı odada korkudan gözümü bile kırpmadan beklerken bir noktadan sonra gözlerim direnemiyor ve ben ancak öyle uykuya dalabiliyordum. Duvarın köşesine sinip, demir yemek tepsisini önüme iten adama baktım. Yüzünde ki kar maskesini çıkartmamakta ısrarcıydı. Burada geçen günlerimde ona dair bildiğim tek şey mavi gözleriydi. Bir de her sabah yaptığı sporlar... Kapım bir an olsun aralanmasada sabahın en sessiz vakitlerinde attığı yumrukların sesi kaldığım odadan çok net duyuluyordu. "Ne zamana kadar tutacaksınız beni burada?" Bu cümle artık ikimiz içinde oldukça tanıdıktı. Her gün doğumunda düzenli olarak soruyordum. Bakışlarını dün getirdiği, dokunulmamış yemekten kaldırıp gözlerime sabitledi. Şimdi her zaman ki cümlesini kuracaktı. Belli bir zamanı yok . "Belli bir zamanı yok." Beni şaşırtarak devam etti sözlerine. "Bil diye söylüyorum. Açlıktan ölürsen vicdan azabı çekmem. İki günün kaldı." Dümdüz çıkan sesine kaşlarım çatıldı. Kurduğumuz en uzun diyalog oluyordu. "Ne için?" Dedim anlamadan. "Açlıktan ölmene." Demek 5 gündür buradayım. Dün getirdiklerini eline alarak ayağa kalktı. Bana bakmadan kapıdan çıkacağı anda dizlerimin üzerinde doğruldum. "Sizde mi onun için çalışıyorsunuz?" Konuşmamla adımları duraksadı ama vücudunu tamamen bana döndürmedi. Omuzunun üzerinden bakan gözleri devam etmemi bekliyordu. "Şu Kuklacı denen adam. Abimden duymuştum. Onu da benim gibi zorla tutuyor değil mi?" Durdum. İlk defa sesli dile getirdiklerim taşların yavaşça yerine oturmasını sağladı. "Hayır," dedim gözlerim kısılırken. "Onu benimle tehdit ediyorsunuz!" Gözleri birkaç saniye yüzümde dolaştı. Tuttuğu kapı kulbunu bırakıp bana döndü. Sakin adımlarla bana doğru gelirken geri çekildim. Uzaklaşabildiğim kadar duvara yapıştığımda tam önümde durdu. Yavaşça dizini kırıp yüzlerimizi hizaladı. Parmağı alnıma düşen saç tutamına uzanırken suratımı hızla geriye çektim. Başımın arkası duvara sürtünmüştü. Hafifçe sızlasa da yüzümü buruşturmamak için direndim. "Ben istemedikçe," dedi sır verir gibi. "Ben istemedikçe seni bu evden kimse kurtaramaz." Meydan okuyordu. Kuklacı'ya değil, kendine meydan okuyordu. Ve tek rakibini kendisi olarak gören birinin kolay kolay yenilmeyeceğine emindim. Cevap vermemi beklemeden kapıyı arkasından kapatarak çıktı. Yine kilitlememişti. Bu birkaç günde fark ettiğim bir diğer şeyde buydu sanırım. Fırat denen adam evde olduğu zamanlarda kapımı bizzat kilitliyordu. Ama eğer evde yoksa kapatma gereği duymayacak kadar rahattı. Sanki kaçmayacağımdan emin gibi değilde, kaçmam umurunda değilmiş gibi davranıyordu. . Susuzluğun ek getirisi olarak bir de duvarlarda yüz tutmuş rutubet başımı ağrıttı. Parmaklarım düzenli olarak aynı yere masaj yapsa da artık bir işe yaramıyordu. Getirdikleri sulara da güvenmiyordum ve günlerdir odada ki küçük musluktan su içmekten artık boş midem çalkalanıyordu. Ne cam, ne ayna hiçbir şey yok bu odada. Hayır hapishane koğuşları daha konforludur eminim. Yapabildiğim tek şey odanın içinde ki tuvaleti kullanıp, ellerimi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku