SANRI

CELLAT.

Yazar:

SANRI - hilasbey kitap kapağı
SANRI kitap kapağı

🐦‍🔥 • S A N R I 6. BÖLÜM / CELLAT. Küçük oda, dar ve havasızdı. Masanın üzerindeki kâğıtlar, harfler ve sayılarla doluydu ama bir türlü doğru düzgün yazılamıyordu. Titreyen küçük parmaklar kalemin ucunu sıkıca kavrıyor, gözleri kâğıdın üzerinde kayarken harfler bir gölge gibi silinip gidiyordu. Baba, kapının eşiğinde sessizce çocuğu izliyordu. Solgun yüzünde sabırsızlık ve öfke birbirine karışmıştı. Gözleri çocuğun hatalı harflerine takıldıkça dudakları titredi. "Yine mi?" dedi, boğuk bir sesle. "Bu kadar basit bir şeyi bile yapamıyorsun, öyle mi?" Çocuk, bakışlarını kaçırarak kalemi daha sıkı tuttu. Bir hata daha yaparsa, olacakları biliyordu. Baba, sert bir adımla odaya girdi. Çocuğun en ufak hareketi bile babasının tüm sinirini üstüne çekecek gibiydi. "Bunu bile doğru yapamıyorsun, demek ki hiçbir şeyi yapamayacaksın. Okuldaki herkes yazmayı öğreniyor, sen hâlâ bir harfi doğru çizemiyorsun it herif!" dedi baba, yanına kadar gelip eğilerek. Çocuk başını kaldırdı ama babasının gözlerine bakamıyordu. Birden, babasının sert elleri küçük omuzlarını kavradı; çocuk korkusunu bastırmaya çalışsa da titredi. Baba derin bir nefes alarak çocuğa dik dik baktı: "Bu kadar basit bir şeyi bile nasıl yapamazsın? Beceriksiz seni!" Çocuğun zihni karmakarışıktı. O an, her şey fazlasıyla ağır ve korkutucuydu. Baba, çocuğa biraz daha yaklaşıp eğildi: "Sen bir hiçsin. Senden hiçbir halt olmaz!" Babasının sözlerinin acısı, havada asılı kaldı. Çocuk, bir an için kaçmak istedi ama ne var ki, bir yere gitmek imkânsızdı. Baba, masaya elini vurdu. Çocuk, korkuyla gözlerini kırptı. Korkusu, her şeyin önüne geçmişti. "Beni dinlemiyorsun bile değil mi?" dedi baba, sesi alçalmıştı ama o alçak ses bile bir tehditti. Her kelime, çocuğun kalbinde derin bir yankı bırakıyordu. Çocuğun gözleri bir an için odanın kapısına kaydığında, abisinin oradan hızla uzaklaştığını gördü. Baba, tek kelime etmeden, onu öylece bırakıp çıkmaya yöneldi. Çocuğun aklında tek bir düşünce vardı: Bunun bir şekilde bitmesi gerekiyordu. 🥊 Underground'ın dışı, ilk bakışta insanı geriadım attıracak türdendi. Sokak lambalarının titrek bir ışıkla aydınlattığı dar bir arka sokakta, siyah bir kapının önünde durduk. Yılların yorgunluğunu taşıyan duvarlardaki eski konser afişleri ve solmuş grafitiler, buranın gizli bir dünyanın parçası olduğunu anlatıyordu. Oldukça tehlikeli gözüken adamlar kapıyı açtığında, ağır bir gıcırtı duyuldu. İçeri adım attığımız anda başka bir dünyaya geçtim sanki. Karanlık, bastırıcıydı; sadece ringin üzerinde birkaç soluk ışık yanıyor, gölgeler duvarlara yansıyordu. Çatlamış beton zemin ve tavandan sarkan çıplak ampullerin salınımı, mekânı daha huzursuz bir hale getiriyordu. Metalden yapılmış ve zamanla paslanmış tribüne benzer birkaç oturma düzeni vardı. İnsanlar içkilerini ellerinde tutarak ringin çevresine toplanmıştı. Çoğu spor kıyafetli ya da deri ceketliydi, gözlerinde soğuk bir merak vardı. Kadınlar ise oldukça dikkat çekici kıyafetler giymişti. Hepsi muhtemelen buraya defalarca gelmiş, ne izleyeceğini bilen bir kalabalıktı. Ece, kolumdan hafifçe çekerek beni arkadaş grubunun olduğu köşeye doğru yönlendirdi. Kalabalık arasında merkezde gördüğüm birkaç aşina yüz vardı; Berna, Oğuz ve Hakan çoktan gelmişlerdi bile. Yüksekçe bir platformun kenarına oturmuş, ellerinde kâğıt bardaklarla bir şeyler içiyorlardı. Ece beni arkadaşlarıyla birer birer tanıştırdıktan sonra, "Nerede kaldınız, Ece?" dedi Berna göz kırparak. "Alaz birazdan çıkacakmış." Nedenini tam anlayamamıştım ama bu ortam, beklediğimden farklı bir etki yaratmıştı üzerimde. Yusuf, Ece'nin kulağına bir şeyler fısıldadı. Ece hafifçe güldü ve bana göz kırptı. Yusuf'tan çok hoşlandığı apaçık belliydi. "Hazır mısın Dünya? İlk kez izleyecekmişsin." dedi Hakan. Başımı hafifçe aşağı yukarı salladım, gözlerim ringe mıhlanmıştı. Işıkların altındaki metal ipler, çatlak zemin ve havadaki kasvet beni garip bir şekilde içine çekmişti. Alaz henüz görünmemişti ama varlığı hissediliyordu. Bu ortam onun gibiydi, sert, n…

Bölümün tamamını WritePad'de oku