7.bölüm
Yazar: elez.karabey

1 saat sonra arabayı Yağız devralmıştı. Köprüden geçerken arkamızda 30'a yakın siyah araç peşimize takılmıştı. Başımı arkaya çevirdiğimde tam göremedim. Ben de tekrar dikiz aynasına bakmaya başladım. Yanımıza beyaz bir araç gelirken korna çalmıştı. Kaşlarımı çatarak neler olduğunu anlamaya çalışıyordum. Merakla Yağız'a baktım. Yağız, ne oluyor? Sesimdeki merak ve tedirginlik ortadaydı. Yağız sakin bir sesle: "Korkma. Sancaktar korumaları. Sancaktar bölgesine girdik. Normalde daha çok olurlar." 15 dakika sonra kocaman bir villanın önüne gelmiştik. Saraya benzeyen bu yerde kaç kişi oturuyordu? Merak içimi kemirmeye başladı. Merak, korku, heyecan... Tüm duygularım birbirine girmişti. Korkum: Eğer çok fazla stres yaparsam malikânenin ortasında yığılıp kalırdım. Sakinleşmeye çalıştım. Araba durdu. Arkamızdan 3 tane araç da durunca önce araçtaki korumalar, daha sonra Yağız indi. Derin nefes aldım. Yağız kapımı açtı. Yüzüne baktım. Biraz ilerledim, yanında durdum. Bahçe kocamandı. Çiçekler, ağaçlar, biçilmiş otlar... Bir anda hapşırmaya ve kaşınmaya başladım. Burada bahçede gül ve menekşe varsa işte burada asla kalamazdım. "Yağız," dedim. Nefes almak istemiyordum. "Burada bahçede gül ve menekşe mi var?" "Evet, annem çok sever. Evin içinde genelde menekşe ve annemin kaktüsleri var. Ne oldu ki?" Ben tekrar hapşırdım. "Çok yaşa." "Hep beraber." Tekrar hapşırdım. "Yağız, benim alerjim var. Menekşeye, güle, polene..." Bir hapşırık daha ve kollarımı kaşımaktan kızarmıştı. Nefes alamıyordum. Boynuma pranga bağlamışlar gibiydi. Ne yapacağını bilemeyen Yağız hızla arabaya, tabiri caizse, attı. Devasa demir kapıdan girdiğimiz gibi geri çıkarttı. Telefonundan birisini aradı: "Kerem, çabuk benim eve gel. Bir hastamız var. Alerjisi var ve nefes alamıyor. Ne yapmalıyım?" "Yağız, şimdi camları aç. İçeriye hava girsin ve sakin ol," dedi. Gözlerim kapanmaya başlamıştı. Mosmor kesilmiş yüzüm, nefes almaya çalışmalarım, hapşırıklarım... Arabanın içinde can çekişiyordum. "Canım" derken nefesim kesildi. Yağız arabayı o kadar hızlı kullanıyordu ki başım dönmeye başladı. 10 dakikanın sonunda araç durmuştu ama benim gözlerim kapanmış, kulaklarımda uğuldayan seslerle yığılmıştım. *DAKİKALAR, SAATLER SONRA* *YAĞIZ YAMAN SANCAKTAR ANLATIMI İLE* Yatakta yatan karıma baktım. Doktor gideli yarım saat olmuştu. Annemgil ve babamgil aşağıdaki oturma odasında beni beklediklerini biliyordum. Karımın yüzüne baktım. Hâlâ uyanmasına var diye umarak odadan çıktım. Küçük holden geçip tahta merdivenlerden indim. Lacivert ve yeşilin uyumu diye nitelendirilen bir evdi benim evim. Ahşap detaylar, kahverengi L koltuk, tahta yemek masası ve o 2 hafta boyunca aradığım halatlara bağlı ledleri bayağı aramıştım. Büyük odanın önüne geldiğimde annem ayağa kalkarak boynuma sarıldı. "Oğlum, canım ciğerim. Hoş geldin. Niye bizim evde değiliz? Niye buraya çağırdın? Annem hı, o kadar yemek yapmıştım. En sevdiğinden sarma yaptım oğlum sana." Tek nefeste konuşan anneme baktım. Babama bakarak gözlerimden ne olduğunu anladı. Yumuşak bir sesle uyardı annemi: "Hanım, çocuk daha yeni geldi. Bir soluklansın." "Oğlum, hadi bizim eve gidelim." Odaya baktım. Annem, babam, Selim ve amcamın oğulları Eser ve Kaya vardı. Selim nerede? Arkamda onlar olurdu zaten. Selim rahat bir şekilde oturduğu koltuktan konuştu: "Boş ver baba. Annemin en sevdiği oğlu gelmiş tabii. Onunla ilgilenecek," dedi şakaya vurarak. "Hoş buldum Selim," dediğimde: "Hoş geldin Yağız abi," dedi Kaya. Ardından Eser yanıma gelerek kolunu omzuma attı: "Hoş geldin kuzen. Beni niye Selim'le yalnız bırakıyorsun? Şirketten gideceğini söyleseydin ben de seninle gelirdim." Selim'le şakalaşmalarının ardından rahatça koltuğa yığılıp kaldım. Gözlerimi kapatıp anneme evlendiğimizi nasıl söyleyeceğimi düşünmeye başladım. Kulaklarıma sert bir çığlık geldiğinde gözlerimi araladım. Kendi odamdan geldiğini anlayınca şaşkın bakışları arasında koşarak odaya çıktım. Kapıyı açtığımda yatağın üzerinde bir kenara sinmiş bir Şafak beklemiyordum. Kara ve Dum…