3. Bölüm
Yazar: elez.karabey

Şu an sorgulamanın ortasındaydım. Nasıl oluyordu da nikâha 5 dakika kaldığını anlamadan düşünmeye devam ediyordum? Babamdan kaçmam. Gemi şirketlerinin sahibi olmasının beni başa geçirmek istemesi. Evden kovması. Benim Antalya’ya gelmem, taşınmam ve şirkette işe girmem... Bunların hepsine “kader” derdim ben. Ve şimdi evleniyordum. Hatta tanımadığım bir adamla. Yunus’un gelmesinin üzerinden 2 gün geçmişti. Şimdi ben gelin odasında, beyaz koltuklardan birine oturmuş kara düşünüyordum. Doğru mu yaptım, yanlış mı, bilmiyordum. Kapı hafifçe açılınca içeri elinde telefonla Selvi girdi. Bu iki gün içinde bana çok yardımcı olmuştu, harika bir arkadaştı. Gülümseyerek, “Harika olmuşsun Şafak,” dedi. “Teşekkür ederim Selvi, sen de mükemmel görünüyorsun.” Sarı midi boy bir elbise giymişti, saçları açıktı. Harika görünüyordu. Ayağa kalktım, aynanın önüne geçtim. Son kez kendime bakmak istedim. Bekar melek Şafak Demirtaş’a. Üzerimdeki beyaz, belden oturmalı straplez gelinlik omuzlarımı açıkta bırakıyordu. Kollarında dantel detayları olan sıkı bir modeldi. Saçlarım kalın dalgalar halinde sırtıma dökülüyordu. Saçlarımdaki duvak beni daha çok geriyordu. Ben gerçekten evleniyordum. Ailemden kimse olmadan, yalnız ve bir başıma. Kapı tıkırtısıyla derin düşüncelerimden çıktım. Yağız gelmiş olmalıydı. Bu kadar kısa sürede nasıl olduğunu bilmediğim nikâhımıza gitmek için. Selvi kapıyı açınca aynadan bakışlarımı çekip Yağız’a döndüm. O kahverengi bakışlardan kaçmak istedim ama elimdeki tüm kozları oynamıştım. Kaçacak olursam beni kendi elleriyle babama teslim edecekti. Kahverengi gözlerime bakarak konuştu: “Bakıyorum da, müstakbel karım hazır mısınız?” “Sen sence hazırmıyım?” “Hazırsın. Hazır.” “Tam o zaman, hazırım. Gidelim, bekletmeyelim.” Hafifçe açılan odadan çıkmadan önce bana baktı, kaşlarını çattı: “Koluma gir.” Koluna girdim. Hızlı adımlarla çıktık. Duvarın yanında kavga eden Selvi ve Murat’ı görünce Selvi Murat’ı umursamadan hemen yanıma geldi. Gelinlik çok kabarık değildi ama hafifçe eteklerimi tutarak yardım etti. Nikâh masasına geçtik. Karşımdaki misafir kısmına baktığımda şirket ortağı ve Yağız’ın çok yakın arkadaşı Metehan Cesur’u ve eşi Aybüke Cesur’u gördüm. Gülümseyerek bize bakıyorlardı. Ben de hafifçe gülümsedim. Murat arkamızdan gelip yerine oturdu. Benim şahidim Murat’tı, Yağız’ınki Metehan’dı. Metehan da ayağa kalktı, Aybüke’nin başını öptü ve hızlı adımlarla yerine geçti.nikah memuru soruları sordu. Kendimden emin bir sesle Evet dedim. Aynı soruyu yağıza sordu. Sert ve kararlı sesi ile Evet dedi Murat ve metehanda evet diyince imzalar atıldı ve işte elime aldığım aile cüzdanına baktım. Şimdi Yağızın karısı Sancaktar ailesininde gelini olmustum. Burdan sonra eve geçecek üzerimize degistirerek yola çıkacaktık doğruca İstanbul'a SANCAKTAR ailesi ile tanışmaya.