Bölüm 2-Yeni Bir Başlangıç
Yazar: Aynur

İstanbul… Bu şehir gerçekten de hiç uyumuyordu. Otobüs terminalinden çıktığım anda kulağıma karışan korna sesleri, kalabalığın telaşı ve yüksek binalar bana tek bir şeyi hissettirdi. Artık yalnızdım. Telefonumu çıkarıp daha önce kiraladığım küçük dairenin adresine baktım. Taksiye bindim ve yol boyunca camdan dışarıyı izledim. İzmir’deki sakin sokaklardan sonra burası bambaşka bir dünyaydı. Yaklaşık yarım saat sonra apartmanın önüne geldik. Üç katlı, eski ama temiz görünen bir binaydı. Ev sahibi anahtarı uzatırken gülümsedi. “İstanbul’a alışman biraz zaman alır kızım.” Ben de gülümsemeye çalıştım. “Sanırım haklısınız.” Kapıyı açtığımda karşıma küçücük ama sıcak bir ev çıktı. Bir yatak… Eski bir çalışma masası… Minik bir mutfak… Ve camın hemen önünde tek kişilik bir koltuk. Belki lüks değildi ama bana aitti. Kimsenin bağırmadığı… Kimsenin kapımı sertçe açmadığı… Kimsenin bana ne yapacağımı söylemediği ilk yerdi. Derin bir nefes aldım. “Hoş geldin Arya.” Bunu kendime söylemek bile iyi hissettirmişti. ⸻ Ertesi sabah alarm çaldığında güneş henüz yeni doğuyordu. Kahvemi hazırlayıp dizüstü bilgisayarımı açtım. İş ilanları… Sayfalarca ilan… Gönderdiğim onlarca başvuru… Saatler geçmişti ama hâlâ olumlu bir dönüş yoktu. Tam bilgisayarı kapatacakken telefonum çaldı. Bilinmeyen numara. “Merhaba, Arya Aktaş ile mi görüşüyorum?” “Evet, benim.” “Ben Demir Holding İnsan Kaynakları’ndan arıyorum. Başvurunuz değerlendirmeye alındı. Eğer uygunsanız yarın saat dokuzda görüşmeye bekliyoruz.” Bir an konuşamadım. Gerçek miydi bu? “Elbette… Orada olacağım.” Telefon kapandığında yüzümde günler sonra ilk kez gerçek bir gülümseme vardı. Belki de hayat bana sonunda küçük bir şans vermişti. ⸻ Ertesi sabah aynanın karşısında dakikalarca kendime baktım. Beyaz gömlek. Siyah kumaş pantolon. Toplanmış kahverengi saçlar. Hafif bir makyaj. “Tamam Arya… Yapabilirsin.” Demir Holding’in önüne geldiğimde nefesim kesildi. Gökyüzüne uzanan devasa cam bina güneş ışığında parlıyordu. Kapıdan girerken kendimi küçücük hissettim. Resepsiyondaki görevli güler yüzle karşıladı. “Hoş geldiniz. İnsan Kaynakları sizi bekliyor.” Görüşme beklediğimden çok daha iyi geçti. Eğitimim, önceki deneyimlerim ve yabancı dil bilgim dikkatlerini çekmişti. Yaklaşık kırk dakika sonra insan kaynaklarındaki kadın dosyayı kapatıp gülümsedi. “Tebrik ederim Arya Hanım.” “Demir Holding ailesine hoş geldiniz.” Kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Gerçekten kabul edilmiştim. ⸻ İşe başladığım ilk gün herkes telaş içindeydi. Koridorlarda hızlı adımlar yankılanıyor, çalışanlar birbirlerine dosyalar uzatıyordu. Tam masama otururken yan masadaki genç kadın bana döndü. “Ben Elif.” “Arya.” Tanışıp kısa süre sohbet ettik. Bir anda ofisin havası değişti. Az önce kahkahalar atan insanlar susmuştu. Herkes bilgisayarına dönmüş, fısıltılar başlamıştı. Arya şaşkınlıkla Elif’e baktı. “Ne oldu?” Elif sesini iyice alçalttı. “Patron bugün şirkete geldi.” “Ee?” “Sen daha yenisin… O yüzden bilmiyorsun.” “Kim bu patron?” Elif etrafına bakıp daha da kısıldı. “Aras Demir.” İsmi söylenirken bile herkesin sesini alçaltması dikkatimi çekmişti. “Bu kadar mı korkuyor herkes?” Elif cevap vermedi. Sadece camdan aşağı baktı. O anda siyah renkli lüks araçlardan oluşan uzun bir konvoy şirketin önünde durdu. Güvenlikler koşmaya başladı. Çalışanlar başlarını eğdi. Ben ise hiçbir şey anlamamıştım. Camdan gördüğüm tek şey, siyah takım elbiseli uzun bir adamın arabadan inmesiydi. Yüzünü seçemedim. Ama nedense… İçime tarif edemediğim bir huzursuzluk çöktü. O adamın hayatımı tamamen değiştireceğinden ise henüz haberim yoktu…