Sana Rağmen

5.BÖLÜM

Yazar:

Sana Rağmen - Nur kitap kapağı
Sana Rağmen kitap kapağı

"Herkes fazlasıyla sevmiş, ben eksikleriyle de sevdim oysa." Eyşan'ı ikna ettikten sonra telefonuma baktım. Instagram'da "yaln_snck" kullanıcı adından bir mesaj gelmişti: "Teşekkür ederim." Ne? Neden teşekkür ediyordu bu şimdi? "Neden?" diye yazdım. Kısa süre sonra yanıt geldi: "Seni tanımama izin verdiğin için." Ekranın parlaklığı odanın karanlığında gözlerimi yorarken, Yalın'ın yazdıkları zihnimi bir kördüğüm gibi sarmaya başlamıştı. Daha fazla dayanamayarak, titreyen parmaklarımla Aysu'nun numarasını tuşladım; sanki onu ararsam üzerimdeki bu tuhaf baskıdan kurtulabilecekmişim gibi hissediyordum. Telefon daha ilk çalışta açıldı, "Laren? Bir sorun mu var?" "Aysu," dedim, sesimdeki titremeyi gizlemeye çalışarak. "Yalın... Yalın yazdı." Aysu'nun diğer uçtaki nefes alışverişi değişti, sesi bir anda ciddileşti. "Ne yazdı? Ne dedi o manyak?" "Teşekkür etti. Seni tanımama izin verdiğin için, dedi." "Laren, bebeğim, sen bu çocukla olmak istiyor musun?" Aysu’nun sesi, içimdeki o derin tereddüdü bir ayna gibi yansıtıyordu. Telefonun diğer ucunda, sanki kararım tüm hayatımı değiştirecekmiş gibi bir ağırlıkla süregelen bir sessizlik oluştu. Kalbim, galerideki o ağır atmosferi ve Yalın’ın üzerimdeki o tuhaf, karşı konulmaz etkisini hatırlar gibi hızla çarpmaya başladı. "Aysum," dedim, yatağın içinde biraz daha doğrularak. "Bilmiyorum, belki... belki deneyebiliriz." Aysu bir an sustu, sonra sesi yumuşasa da içten içe endişesinin arttığını belli eden o tona büründü. "Tamam Laren, deneyin madem. Ama senden bir şey isteyeceğim; üzüldüğün an ya da yorulduğun an bırak, olur mu? Kendini o toksik döngüye kaptırmana göz yumamam." Bu sözler, sanki üzerimdeki baskıyı biraz olsun hafifletmişti. "Söz veriyorum," diye fısıldadım, kendi kendimi ikna etmeye çalışarak. "Sadece... sadece biraz merak ediyorum, hepsi bu." Telefonu kapattığımda, ekranın ışığı bir kez daha yandı. Yalın, mesaj kutumda yeni bir bildirimle beni bekliyordu. DM’ye girdim ve Yalın’ın profil fotoğrafının üzerine tıkladım. Bir an için fotoğrafa daldım; acaba yan yana gelsek yakışır mıydık? Onun dağınık kıvırcık saçları, derin renkli gözleri... Kendi yansımama baktım; ben de sarışındım, düz saçlı ve renkli gözlüydüm. Dışarıdan bakıldığında birbirimize tezat ama bir o kadar da tamamlayıcı bir tablo oluşturabilirdik. "Saçmalama Laren," diye mırıldandım kendi kendime, "sadece iki mesaj, hepsi bu." Kendi kendime kurduğum savunma duvarlarını indirmeye çalışarak tekrar mesaj kutusuna döndüm. Kalbim, göğüs kafesimi zorlarken parmaklarım ekranda gezindi. Aysu’nun uyarısı hâlâ kulaklarımda çınlıyordu ama merakım, korkumdan çok daha büyüktü. "Peki," diye yazdım, her kelimeyi dikkatle seçerek. "Madem tanımak istiyorsun, sana bir şans vereceğim. Ama baştan söyleyeyim; beni tanımak, düşündüğünden çok daha zor olacak." Yalın mesajı gördüğü an yazmaya başladı. Heyecanlanmıştım biraz, yazdığı satırlar cüretkardı ama bir o kadar da naifti. "Seni kırmaktan korkuyorum ama senden vazgeçemeyecek kadar da kararlıyım. Zorlukları severim Laren." Mesajını üstten okudum ve cevap vermeden telefonu kapatıp yastığıma gömüldüm. Yarın dershane vardı. Aslında...gitmeyecektim evdekilere söylerdim bir şeyler. Düşünceler zihnimde dolanırken ben çoktan ikinci rüyama geçmiştim...

Bölümün tamamını WritePad'de oku