4.BÖLÜM
Yazar: Nur

"Bana öyle bir şey söyle ki, hiçbir şey olmamış gibi yapabileyim." İnsan aslında hiç beklemediği anda, hiç beklemediği şeyleri görebiliyordu. Mesela benim şu an burada gördüğüm gibi; Yalın Sancak. Etrafındaki her şeye karşı takındığı o umursamaz tavırlarıyla insanı çileden çıkaran, galeri sahibi olmanın getirdiği o özgüvenle parasına ve gücüne fazlasıyla güvenen biri. O, dünyayı kendi etrafında dönen bir oyun alanı, insanları ise bu oyundaki figüranlar sanan o adam. Tamamen ulaşılmaz, tamamen kendi kuralları olan ve her hamlesinde biraz daha sinir bozan bir profil. Kendi telefonumu aldım, isteği açtım ve evet, tahmin ettiğimiz kişidendi; istek Yalın Sancak’tandı. İsteği kabul edip etmemek arasında giderken bir şey oldu... Yalın Sancak’ın bir araba galerisi sahibiymiş bunu öğrendiğim an, zamanın durduğunu hissettim. O, sadece peşimden koşan çocuk değil; hayatın her alanında parasına, gücüne ve o umursamaz tavırlarına güvenen bir adamdı. Karşımda duran bu yeni gerçeklik, zihnimdeki portresini bir anda tuzla buz etmişti. Aysu ve Kuzey yanımda bir şeyler geveliyorlardı ama kulaklarım sanki uğuldamaya başlamıştı; hiçbir şeyi seçemiyordum. Gözlerimi telefonun ekranından çekip, hiçbir şey olmamış gibi sırıtan Kuzey’e diktim. "Bunu biliyor muydun?" diye sordum, sesim beklediğimden daha soğuk çıkmıştı. Kuzey, "Neyi?" diye sordu, omuz silkerek. "Yalın’ın galerici olduğunu!" Kuzey bir an bile tereddüt etmeden, "Evet, biliyordum," dedi. Derin bir nefes verdim, ciğerlerimdeki havayı dışarı atarken öfkemi dizginlemeye çalışıyordum. "Peki bunu bana neden söylemedin, salak arkadaşım?" Kuzey pişkin bir tavırla, "Ne bileyim, ilk başta kabul edersin sanmıştım ben, ne önemi var ki?" diye savundu kendini. Dişlerimi sıktım, "Kuzey, daha fazla konuşma. Konuştukça gözüme batıyorsun." Aysu’nun gözleri fal taşı gibi açılmıştı; yüzündeki şaşkınlık bir an sonra yerini belli belirsiz bir endişeye bıraktı. "Laren, ne? Galericimiymiş? Kuzey, sen manyak mısın, bu söylenmez mi?" Kuzey umursamazca omuz silkerken, ben içimdeki o tuhaf karıncalanmayı bastırmaya çalışıyordum. Aysu'nun endişesini görebiliyordum ama içimde büyüyen o meydan okuma hissi, korkudan çok daha ağır basıyordu. Yalın Sancak, parasıyla ve o "istediğimi alırım" tavrıyla kendi krallığını kurmuştu ama belli ki henüz benimle tanışmamıştı. "Kabul edeceğim isteğini," dedim, sesimdeki kararlılık Aysu'yu daha da şaşırtmıştı. Kuzey kaşlarını havaya kaldırıp bana baktı. "Emin misin kanka? Çocuk bu, hani senin dalga geçip bırakırım dediğin tiplerden değil gibi duruyor." "Olsun," dedim, ekranın kilidini açıp Instagram'a girerken. Parmaklarım, Yalın'ın profilindeki o "Kabul Et" butonunun üzerinde bir anlığına asılı kaldı. İsteği kabul ettim. Bildirim ekranı temizlendiğinde, içimden bir ses bunun bir başlangıç değil, bir sonun başlangıcı olduğunu fısıldıyordu. Ama umurumda değildi; oyunun kurallarını ben belirleyecektim. Eve döndüğümde zihnim hala o galerici meselesiyle meşguldü. Odama geçer geçmez Eyşan’a olanları anlattım; Yalın’ın kim olduğunu, Kuzey’in bunu benden nasıl sakladığını ve en sonunda o isteği kabul etme kararımı... Eyşan, yatağın üzerinde bağdaş kurmuş beni dinlerken yüzündeki ifade saniyeler içinde değişti. "Sen ne yaptın Abla?" dedi, sesi beklediğimden çok daha sert ve tedirgindi. "Ne yapmışım? Sadece kabul ettim, alt tarafı bir istek Eyşan, büyütecek bir şey yok," diye savundum kendimi ama o, oturduğu yerden hızla kalkıp tam önümde dikildi. "Alt tarafı bir istek mi? Abla, sen o adamın araba galerisi olduğunu duymadın mı? O tarz adamların hayatına bir kere girdiğinde, seni oradan bir daha öylece çıkartmazlar. O, sadece senin peşinde dolanan biri değil; o, oyun oynamayı, elde etmeyi ve oyuncak etmeyi seven bir adam. Senin o 'kabul edip dalga geçerim' planın, sadece senin elinde patlar!" "O kadar da değil," dedim ama sesim biraz cılız çıkmıştı. Eyşan’ın tepkisi düşündüğümden çok daha ağırdı; sanki ben birine istek atmamıştım da, kendi elimle bir uçurumun kenarına yürümüştüm. "O kadar, Abl…