SANA ESİR

Bölüm 8 Işıkların Altında

Yazar:

SANA ESİR - Aybige kitap kapağı
SANA ESİR kitap kapağı

“Bazı geceler yalnızca ödüller dağıtılmaz... Bazı kaderler de ilk kez aynı salonda yazılmaya başlar.” İstanbul... Cuma akşamı... Şehir, gün batımının turuncu ve altın tonlarına teslim olmuştu. Boğaz’ın üzerinde ağır ağır ilerleyen teknelerin ışıkları, suyun yüzeyinde kırılarak küçük yıldızlar gibi parlıyordu. Gökyüzü, mor ile lacivert arasında kaybolurken, şehrin en prestijli otellerinden biri olan The Bosphorus Crown Hotel bu gece mimarlık dünyasının en önemli isimlerini ağırlamaya hazırlanıyordu. Giriş kapısına kadar uzanan kırmızı halı, altın renkli avizelerin yansıması, takım elbiseler, gece elbiseleri, basın mensupları, fotoğraf makinelerinin ardı ardına patlayan flaşları... Her şey kusursuz görünüyordu. Çünkü bu gece, Yılın Mimarlık ve Tasarım Ödülleri sahiplerini bulacaktı. Ve Arslan Mimarlık yılın en güçlü adaylarından biriydi. Aynı saatlerde... Arya, yatak odasının ortasında sessizce duruyordu. Yatağının üzerine üç farklı elbise sermişti. Siyah, zümrüt yeşili ve bordo... Duru, elinde kahve kupasıyla kapının kenarına yaslandı. “On dakikadır aynı üç elbiseye bakıyorsun.” Arya derin bir nefes verdi. “Karar veremiyorum.” “Hayır.” Duru kahvesinden bir yudum aldı. “Karar veriyorsun ama emin olamıyorsun.” Arya gülümsedi. “Arasında fark var.” “Bence yok.” Duru yatağa yaklaştı, ilk olarak siyah elbiseyi kaldırdı. “Bu çok güzel.” Sonra yeşili inceledi. “Bu seni olduğundan daha ciddi gösteriyor.” En son bordo elbiseyi eline aldı. Uzun, omuzları açık, sade ama zarif... Gösterişli taşlar yerine kusursuz kesimiyle dikkat çekiyordu. Duru birkaç saniye sustu sonra gülümsedi. “İşte bu.” Arya elbiseye baktı. “Çok iddialı olmaz mı?” “Hayır.” Duru göz kırptı. “Sadece seni anlatıyor.” Arya gülerek başını iki yana salladı. “Seninle alışverişe çıkmak hata.” “Hayır ben senin cesaretinim.” Yaklaşık iki saat sonra Arya aynanın karşısındaydı. Bordo elbise, vücuduna kusursuz şekilde oturuyordu. Saçlarını bu kez açık bırakmıştı. Yumuşak dalgalar omuzlarından aşağı dökülüyordu. Makyajı her zamanki gibi sadeydi sadece gözlerini biraz daha belirginleştirmişti. İnce altın küpeleri ve zarif bilekliği dışında neredeyse hiç takı takmamıştı. Aynadaki yansımasına uzun süre baktı. Bu, kendisini başkası gibi hissettiren bir görüntü değildi tam tersine, ilk kez gerçekten kendisi gibi görünüyordu. Telefonu çaldı, Duru’dan mesaj vardı. “Demir Arslan bayılacak.” Arya mesajı okuyunca istemsizce güldü, hemen cevap yazdı. “Ben ödül törenine gidiyorum. Kimseyi etkilemeye değil.” Duru’nun cevabı sadece birkaç saniye sonra geldi. “İnsan bazen istemeden de etkiler.” Arya telefonu çantasına koydu. Bu cümleyi istemese de düşündü. Aynı dakikalarda... Demir Arslan, penthouse dairesinin geniş giyinme odasında kravatını bağlıyordu. Dolabında onlarca takım elbise vardı ama seçim yapmakta hiç zorlanmadı. Siyah smokin, beyaz gömlek, siyah papyon, gümüş kol düğmeleri... Saatini bile her zamanki sade modelinden seçmişti. Kapı çalındı. “Gel.” Mert içeri girdi, bir an durdu sonra gülmeye başladı. Demir kaşını kaldırdı. “Neye gülüyorsun?” “İlk kez on dakikadır aynaya bakan seni görüyorum.” Demir ceketini düzeltti. “Abartıyorsun.” “Hayır.” Mert kollarını göğsünde bağladı. “Sen normalde iki dakikada hazırlanırsın.” Demir cevap vermedi, çünkü Mert haklıydı. Bugün nedense her ayrıntıya dikkat etmişti ve bunun sebebini kendine bile açıklayamıyordu. Mert gülümseyerek yaklaştı. “Bu gece ödül alacak olmamız mı heyecanlandırıyor seni?” Demir ceketin düğmesini ilikledi. “Hayır.” “Öyleyse...” Mert’in yüzündeki muzip ifade büyüdü. “...Arya mı?” Demir bu kez gerçekten dönüp ona baktı bakışları sert değildi. Ama oldukça netti. “İş arkadaşım.” Mert başını salladı. “Şimdilik.” Demir cevap vermedi, çünkü cevap vermek bu soruyu kabul etmek gibi hissettirmişti. Otelin girişinde flaşlar patlamaya devam ediyordu. Lüks otomobiller peş peşe duruyor, davetliler kırmızı halıdan içeri giriyordu. Arya’nın aracı da girişte durdu. Derin bir nefes aldı, şoför kapıyı açtı. Ayağını kırmızı halıya attığı an fotoğ…

Bölümün tamamını WritePad'de oku