Bölüm 7 Beklenmeyen teklif
Yazar: Aybige

"Kader bazen seni aynı yola ikinci kez çıkarır. Çünkü ilk karşılaşma yalnızca başlangıçtır." Salı sabahı... İstanbul'u gri bulutlar kaplamıştı. Gece boyunca yağan yağmur durmuş olsa da, kaldırımlarda biriken su damlaları gökyüzünü yansıtmaya devam ediyordu. Şehrin üzerine çöken serin hava, insanlara sonbaharın artık tamamen geldiğini hissettiriyordu. Arya, çalışma masasının başında oturuyordu. Önünde açık duran dizüstü bilgisayarın ekranında otel projesinin üç boyutlu modeli dönüp duruyordu. Kalemini dudaklarının kenarına götürdü. Çizime baktı sonra sildi, yeniden çizdi, bir kez daha sildi. Kapı hafifçe çalındı. "Gel." İçeri Duru girdi. Elinde iki büyük karton bardak vardı. "Kahve molası." Arya gülümsedi. "Bugün gerçekten ihtiyacım vardı." Duru kahveyi masaya bıraktıktan sonra bilgisayar ekranına baktı. "Yine aynı lobi." "Evet." "Kaçıncı kez değiştiriyorsun?" Arya omuz silkti. "Altıncı." Duru şaşkınlıkla gözlerini büyüttü. "Altıncı mı?" "İçime sinmedi." Duru sandalyeye oturdu ve Arya’ya gözlerini dikmişti. "Sana bir şey soracağım." Arya başını kaldırdı. "Sor." "Gerçekten içine sinmediği için mi değiştiriyorsun yoksa biri beğenmeyecek diye mi?" Arya cevap vermedi, sessizlik bazen cevabın kendisiydi. Duru kahvesinden bir yudum aldı. "Demir Arslan..." Arya hafifçe gözlerini kapattı ve bir iç çekti. "Yine başladın." "Başlamadım sadece fark ettim." "Neyi?" "Onun fikri senin için önemli." Arya uzun süre sustu sonunda dürüstçe cevap verdi. "Evet ama neden olduğunu bilmiyorum." Tam o sırada telefonu çaldı ekranda yine tanıdık bir isim vardı. Elif – Arslan Mimarlık "Merhaba Arya Hanım." "Merhaba." "Demir Bey bugün saat üçte kısa bir proje değerlendirme toplantısı yapmak istiyor." Arya takvimine baktı. "Tabii, uygunum." "Teşekkür ederim." Telefon kapandı. Duru gülümseyerek kaşlarını kaldırdı. "Üç." Arya şaşkınlıkla baktı. "Ne üçü?" "Saat üç, gideceksin." "Bu benim işim Duru." "Evet." Duru kahvesini bitirdi. "Ama sadece iş mi..." Arya bu kez cevap vermedi, çünkü kendisi de bu sorunun cevabını bilmiyordu. Aynı dakikalarda... Demir Arslan, ofisinin geniş camlarının önünde durmuş yağmurlu İstanbul'u izliyordu. Elinde kahvesi vardı, masasının üzerinde ise yalnızca tek bir dosya açıktı. ARYA KARACA Mert içeri girdi. "Yeni maliyet raporları hazır." Demir başını salladı. “ Masaya bırakılsın." Dedi Mert dosyaları bırakırken açık duran klasöre göz attı. İsmi görünce hafifçe gülümsedi. "Hâlâ masanda." Demir anlamamış gibi baktı. "Ney?" "Arya Hanım'ın dosyası." Demir dosyayı sakince kapattı. "Projenin baş mimarı." Mert başını eğerek gülümsedi. "Elbette..." Sonra ciddi bir ifadeyle ekledi: "Demir." "Hm?" "Uzun zamandır seni bu kadar meraklı görmedim." Demir'in yüz ifadesi değişmedi. "Sadece iyi bir mimarla çalışıyorum." Mert cevap vermedi ama içinden geçen düşünce aynıydı. "Keşke mesele sadece mimarlık olsa..." Saat tam üçü gösterdiğinde Arya, Arslan Mimarlık’ın otuz ikinci katına ulaştı. Koridor her zamanki gibi sakindi. Camlardan içeri süzülen gri ışık, binanın modern çizgilerine farklı bir hava katıyordu. Dışarıda ince ince yağmur başlamış, damlalar cam yüzeylerde usulca süzülüyordu. Elif onu görünce ayağa kalktı. “Hoş geldiniz Arya Hanım.” “Hoş bulduk.” “Demir Bey sizi bekliyor.” Arya teşekkür ederek koridorun sonundaki büyük kapıya yöneldi. Kapıyı iki kez hafifçe tıklattı. “Buyurun.” Tok ses içeriden duyuldu. Kapıyı açıp içeri girdiğinde ilk dikkatini çeken şey sessizlik oldu. Demir’in odası gösterişli değildi, büyük bir ceviz çalışma masası, kitaplarla dolu raflar, duvarlarda tamamlanmış projelerin siyah çerçeveli eskizleri... Ve tavandan yere kadar uzanan camlar. İstanbul, yağmurun altında gri bir tablo gibi uzanıyordu. Demir masasının başında değildi. Camın önünde durmuş, şehri izliyordu. Kapının kapanma sesini duyunca arkasını döndü. “Hoş geldiniz.” Arya hafifçe gülümsedi. “Merhaba.” Demir eliyle karşısındaki koltuğu işaret etti. “Lütfen.” Arya oturduktan sonra Demir de yerine geçti. Masanın üzerine büyük bir çizim rulosu bıraktı. “Bugün u…