Bölüm 10 Aynı Yol
Yazar: Aybige

Toplantı sonunda yatırımcı şirketin başkanı ayağa kalktı. “Gerçekten etkileyici.” Sonra doğrudan Arya’ya döndü. “Hanımefendi bu projeden sonra sizi kendi ekibimize transfer etmek istersek cevabınız ne olur?” Salonda kısa bir sessizlik oldu, Arya şaşkınlıkla gülümsedi. “Bu çok nazik bir teklif.” “Fakat...” Demir’in bakışları bir anda sertleşti. İçindeki o tanıdık huzursuzluk yeniden büyüdü yatırımcı konuşmaya devam ediyordu. “Teklifimizi ciddi olarak düşünmenizi isteriz.” Arya tam cevap verecekken Demir ilk kez sözünü kesti, sesi sakindi ama kararlıydı. “Arya Hanım Arslan Mimarlık’ın en değerli mimarlarından biridir.” Salondaki herkes ona döndü Demir konuşmasına devam etti. “Biz, ekip arkadaşlarımızın yalnızca projelerine değil geleceklerine de yatırım yaparız.” Yatırımcı hafifçe gülümsedi. “Anlaşılan onu bırakmaya niyetiniz yok.” Demir’in cevabı gecikmedi. “Hayır.” Sadece tek kelimeydi ama o tek kelime... Arya’nın kalbine beklenmedik bir sıcaklık bıraktı. İlk kez birinin yanında kalmasının bu kadar istendiğini hissediyordu. Toplantı bittikten sonra herkes salondan ayrıldı. Arya dosyalarını toplarken Demir yanına yaklaştı. “Bir şey söyleyebilir miyim?” Arya başını kaldırdı. “Tabii.” Demir birkaç saniye sustu sanki doğru kelimeleri arıyordu. “Teklif seni etkiledi mi?” Arya gözlerinin içine baktı çünkü cevabı çoktan biliyordu. “Hayır.” “Neden?” Arya hafifçe gülümsedi. “Çünkü kendimi ait hissettiğim yer burası." Demir’in bakışları yumuşamıştı, belki Arya şirketi kastediyordu, belki sadece işini seviyordu ama Demir’in kalbi o cümleyi bambaşka şekilde duymayı seçmişti. Ve o an, ilk kez kendine itiraf etti: “Onu kaybetmekten korkuyorum.” Bu korku artık sadece bir hoşlanma değildi. Bu, yavaş yavaş esarete dönüşen bir aşktı. Toplantının üzerinden yaklaşık bir saat geçmişti. Arslan Mimarlık’ın otuz ikinci katı yeniden günlük temposuna dönmüştü, telefonlar susmuyor, yazıcılar durmadan çalışıyor, çalışanlar toplantı odaları arasında gidip geliyordu. Arya ise çizim odasında yeni otel projesinin detaylarını inceliyordu. Masasının üzerine yayılmış planlar arasında kaybolmuştu, elindeki kurşun kalemle küçük düzeltmeler yaparken kapısı hafifçe çalındı başını kaldırdı, Demir kapının önünde durmuştu. Her zamanki gibi koyu lacivert takım elbisesi kusursuzdu ama yüzündeki ifade, alışıldık iş ciddiyetinden daha yumuşaktı. “Rahatsız ediyor muyum?” Arya hafifçe gülümsedi. “Hayır.” “Buyurun.” Demir içeri girdi, masanın üzerindeki çizimlere baktı. “Bitirebildin mi?” “Son rötuşları yapıyorum.” Demir birkaç saniye sessiz kaldı sonra elindeki dosyayı masaya bıraktı. “Yarın sabah Bursa’daki otel arazisini yerinde incelememiz gerekiyor.” Arya’nın gözleri heyecanla parladı. “Gerçekten mi?” “Evet.” “Yatırımcılar da orada olacak.” “Projeyi birlikte sunacağız.” Arya’nın yüzündeki heyecanı gören Demir istemsizce gülümsedi. “Bunu istediğini biliyordum.” Arya başını salladı. “Bu benim ilk büyük saha incelemem olacak.” Demir’in sesi güven vericiydi. “Yalnız olmayacaksın.” “Beraber gideceğiz.” Bu cümle Arya’nın içinde tarif edemediği bir sıcaklık bıraktı. Ertesi sabah henüz güneş tam doğmamıştı. Şirket otoparkı sessizdi siyah makam aracı girişte bekliyordu. Şoför kapıyı açarken Demir saatine baktı. Dakikliğiyle tanınırdı, tam o sırada Arya koşar adımlarla otoparka girdi. Üzerinde açık bej bir trençkot, siyah kumaş pantolon ve sade bir gömlek vardı. Saçlarını at kuyruğu yapmıştı, nefes nefeseydi. “Özür dilerim trafik sandığımdan daha yoğundu.” Demir hafifçe gülümsedi. “Üç dakika.” Arya şaşkınlıkla baktı. “Efendim?” “Sadece üç dakika geç kaldın.” “Ben de bu kadarını affedebilirim.” Arya istemsizce güldü, ikisi de arabaya bindi ve yola çıktılar. İstanbul yavaş yavaş arkalarında kalıyordu, şehir gürültüsü yerini uzun otoyollara bırakmıştı. Arabada hafif bir caz melodisi çalıyordu, ilk yarım saat sessizlik içinde geçti. Ne garipti, eskiden bu sessizlik rahatsız ederdi şimdi ise ikisi de aynı sessizliğin içinde huzur buluyordu. Demir gözünü yoldan ayırmadan konuştu. “Art…