3. Bölüm
Yazar: swan

Brad Victor Miller. Parti sabahı… Beynimi patlatmak istercesine çalan alarma eşlik eden güneş ışığı yüzümün her yerinde geziniyordu. Güneş ışığı direkt gözlerime vurduğu için beni rahatsız ediyor uykumu bölüyordu. Uykuya düşkün biri olduğum için beni bulutların üstünde gibi hissettiren bu yumuşacık yatağın içinden çıkmak istemiyordum, yatağımdaki diğer yastığı güneş ışığından korusun diye yüzüme örtmüştüm ama çalan alarmı ne kadar uyku mahmuru halimle kapatmaya çalışsam da inat tutumunu devam ettiriyor, kulağımı sikmeye devam ediyordu. Bu alarmın sesi aynı Blair’a benziyordu aynı onun gibi cırtlak. Blair demişken o manyak kızı özlemiştim -daha dün görüşmüştük- “Alarmın sesine sen hariç herkes uyandı. O büyük kıçını kaldır da kalk artık yataktan!” diye söylenen evimizin en yaşlı çalışanı Emma teyzeydi. Güneş ışığından korunmak için yüzüme koyduğum kalkan görevi gören yastığı almış ve yatağın yanına koymuştu. Güneş ışığına hâlâ alışamadığım için açtığım tek gözle Emma teyzenin ne yaptığına bakıyordum. Odamdaki tek ama büyük cama geçmiş sadece yatağıma vuran gün ışığının tüm odaya yayılması için perdeleri sonuna kadar açmıştı. “Hadi ama Emma teyze daha kendime gelmedim. Perdeyi ört lütfen.” diye adeta yalvarıyordum. Sabah daha kendime gelmeden bu kadar ışıkla haşır neşir olmayı sevmiyordum. Daha kendime gelebilmek için yatakta bir saat tiktok kaydırmadım! “Vampir misin oğlum sen? Gün ışığı gördüğün gibi huzursuzlanıyorsun.” dediği şey gülmeme sebep olmuştu. “Bütün sırrı bozdun kraliçem.” son dediğim kelime hoşuna gitmiş olmalı ki o da gülmüştü. Emma teyze dağınık olan odamı toplamaya başlamıştı. Odamı temizlemeye başladığı için beni fark etmeyeceğini düşünerek tekrar götümü devirip uyuma pozisyonuna geçmiştim. Birkaç saniye sonra götümde hissettiğim sızıyla arkama dönmüş ne olduğunu idrak etmeye çalışıyordum. Bir elim götümde arkama döndüğümde gördüğüm surat kaşları çatılmış bir şekilde bana bakan Emma teyzeye aitti. “Niye yatıyorsun oğlum! Ben daha yeni seni kaldırmadım mı?” sinirle çatılan kaşlarına eşlik eden sinirli bir ses tonu vardı. Konuşmama izin vermeden tekrar lafı devralmıştı. “Hem oğlum sen bugün büyük parti vermiyor musun? Hani erkenden kalkıp onun hazırlıklarını yapacaktın?” dedikleri ile kan beynime sıçramış ve uyku mahmuru kaybettiğim beynimi geri kazanmıştım. Yerimde hızlı bir şekilde dikleşince Emma teyzenin yanımda olduğunu unutmuş. “SİKTİR!” diye duygularımı dile getirmiştim. Gerçekten siktirdi! O kadar çok işim vardı ki sözde erkenden kalkıp halledecektim. Çıplak bedenimde hissettiğim bez darbesi ile Emma teyzeye dönmüştüm o ise kınayan bir tavırla bana bakıyor bir yandan da dilini damağına vurarak ayıplıyordu beni. “Kusura bakma kraliçem o an için en uygun kelime oydu.” dediğim gibi Emma teyzenin yanağına bir buse kondurup kendimi banyoya atmıştım. Bütün ihtiyaçlarımı giderdikten sonra banyodan çıkmıştım. Odam resmen pırıl, pırıldı bu kadın hangi ara dağınık ve pis odayı bu hale getirmişti anlamış değildim. Çok mu uzun durdum acaba banyoda? Yoo… hayır! “Hangi ara bu odayı pırıl, pırıl yaptın kraliçem? Gerçekten bravo sana.” dedikten sonra alkışlamaya başlamıştım. “Yılların tecrübesi diyelim oğlum. Bende her geçen gün bu odayı daha ne kadar dağıtabilir diye düşündüğüm her an daha da beterini yaparak beni şaşırtıyorsun asıl sana bravo.” demişti ama beni övmüş müydü yoksa gömmüş müydü anlamamıştım. Övdüğünü düşünerek. “Çok gururlandım, sağol kraliçem.” demiştim kabarttığım göğsümle. Emma teyze bir şey fark etmiş olacak ki beni dikkatli bir şekilde incelemeye başlamıştı, bakışları beni de meraklandırdığı için kendime göz gezdiriyordum ama bir şey fark edememiştim. “Ben sana her zaman üstün giyili yat demiyor muyum!” dediği gibi bende jeton düşmüştü. Altımda sadece siyah şortum vardı, üstüme bir şey giymemiştim aslında ben hep böyle yatardım ama Emma teyze hep kızardı. Gerçi sadece bana değil Leon’a da kızardı. Leon Boris Miller... Benden bir yaş büyük abim –abi demeye bin şahit- Miller’ların ilk erkek torunu. S…