SAMYELİ MAHALLESİ (TAMAMLANDI)

|4

Yazar:

SAMYELİ MAHALLESİ (TAMAMLANDI) - Mely kitap kapağı
SAMYELİ MAHALLESİ (TAMAMLANDI) kitap kapağı

Sadece birkaç dakika sonra etraf polis arabalarıyla çevrildi. Sirenler havayı keserken, içimdeki fırtına çoktan dinmişti. Silah elimden toprağa düştü. Etrafa komutlar savruluyordu: "Silahını at! Ellerini yukarı kaldır!" Başımı kaldırdığımda bir polisle göz göze geldik. Yüzünde emir, gözlerinde tedirginlik vardı. Ona baktım. Hiçbir direnç göstermeden, kımıldamadan orada durdum. Yaklaşırken içimdeki ses yankılandı: "Bir şey yapmayacağım." Ama zaten yapacaklarım çoktan yapılmıştı. Gözlerim yerde yatan Eren'e kaydı. Zihnimde bir sessizlik oldu. Görev tamamlanmıştı. Zayıf bir gülümseme dudağımın kenarına kondu. İçimdeki huzur, ölümün soğukluğuyla karışıyordu. Kardeşimi sakat bırakan kişiyi öldürmüştüm. Zevkle. İsteyerek. İçimde bir pişmanlık yoktu. Hatta... bir rahatlık vardı. Polis, sessizce yaklaşıp kelepçeleri çıkardı. Soğuk metal bileklerime otururken başımı eğdim. "Yürü," dedi. Ardından resmi, metalik bir uyarı daha: "Edeceğin her kelime aleyhine kullanılabilir." Kalabalığın içinden geçerken adımlarım mekanikti. Kimseyi zorlamıyordum ama bedenim artık bana ait değil gibiydi. Polis aracına doğru götürülürken tanıdık yüzleri gördüm. Bazılarının bakışları öfkeliydi, çoğuysa korku dolu. Göz göze geldiğim herkesin gözünde o bildik bakış vardı: "Bu çocuk neye dönüştü böyle?" Araçta iki polis yanıma oturdu. Araba hareket ettiğinde kısa bir cümle bıraktım: "Cebimde telefon var." Sağımda oturan, gözünü bile çevirmeden yanıtladı: "Karakolda alınacak." Başımı hafifçe sallayıp gözlerimi kapadım. Telsizden yankılanan anonslar arasında başımı geriye yasladım. İçimde ne korku vardı ne de telaş. Sadece, bitmiş bir savaşın yorgunluğu. Bu kendi sonunu getirmekse, kabul... Eren yaşasaydı, bu öfke bitmeyecekti. Bitse bile bir başkası devam ettirecekti. Serhat o yükle hapishaneye giremezdi. Girmemeliydi. Melih'in ardında ise onu tutacak insanlar vardı. Ama ben... Benim ardımda sadece sessizlik kalırdı. Araba karakolun önünde durdu. Sağımda oturan indi, sonra solumda oturan. Kapılar açıldı, ben de çıktım. İki polis koluma girip içeriye yönlendirdi. Hızla aşağı bir kata inildik. Bir odanın önünde durduk. Sağ kolumdaki polis önüme geçerek üzerimi aramaya başladı. Cüzdanım, telefonum, cebimde ne varsa çıkarıldı ve yanındaki masaya bırakıldı. Solumdaki polis beni odaya soktu, ardından kelepçeleri çözdü. "Sandalyeye otur. Birazdan sorgu için biri gelecek. İstersen avukat çağırabilirsin." Sesine karşılık vermedim. Sandalyeye geçip oturdum, başımı masaya yasladım. Odanın kapısı kapandığında yalnızlık üzerime çöktü. Belki annem biraz üzülürdü. Ama yıkılacağını düşünmüyordum. Koşulsuz sevdiğimi sandığım insanlar bile yokluğuma çok uzun süre dayanabilirlerdi. Ben, herkesin hayatında "varla yok arası" biri olmuştum hep. O yüzden gitsem de, kalsam da aynıydı. Ama ben... ben onları hep hissetmiştim. Bir cümle çınladı zihnimde. O kızın hastanede söylediği... "Bu dünyanın seni yutmasına izin verme." Ben o izni çoktan vermiştim bu dünyaya. Hatta... içine doğru yürümüş, yutulmak için dua etmiştim. Kapının açılma sesiyle başımı masadan kaldırdım. İçeriye giren adam gözümün içine bakarak karşıma geçti. Oturdu. Masanın sessizliğine karışan sesi yalnızca kimlik tespiti gibiydi: "Gökalp Karpe." Başımı salladım. Avukat istemediğimi söyledim, o da hatırlattı: "İstersen susma hakkını kullanabilirsin." Cevap netti içimden: "Pişman değilim. Ben yaptım." Kaşları kalktı. "İnkâr etmiyorsun yani?" Gözüm yere düştü. Sözler boğazıma takılmadan geçti: "Etmiyorum." "Neden öldürdün?" "Hesap vardı. Kapatıldı." Adamın vücudu kalktı yerinden. Yavaşça doğruldu. "Seni savcılığa sevk ediyoruz." Kapıya yöneldi, sonra arkasını dönmeden ekledi: "Aslında nezarethaneye inmen gerekirdi ama... baban Murat Karpe sayesinde burada kalacaksın." Tiksinti, boğazımda bir düğüm gibi sıkıştı. Yine onun adı, yine onun uzanan gölgesi. Kapı tekrar açıldı. Babam içeri girdiğinde tanıdık bir yabancıyla karşılaştım. Üzerime yürüdü, sesi kısık ama yıkılmış: "Gökalp... ne yaptın?" Omzuma dokunduğunda vücudumda b…

Bölümün tamamını WritePad'de oku