SAMYELİ MAHALLESİ (TAMAMLANDI)
|26
Yazar: Mely

Revan Perçe Ağzından Ona daha yeni kavuşmuşken, ona daha sayılı seni seviyorum demişken kaybedemezdim onu. 'İyi mi?' diye sordum yanında elini tutarken gözlerimi abime çevirdim. 'İyi olacak' dedi abim. 'Yanında patladığı için ağır etkilenmiş durumda' omuzuma dokunuşu. Silo kendini suçlayıp şoka girmiş vaziyette duvar kenarında ellerini başının altına almıştı. 'Bitti mi abi bu savaş artık' titreyen sesimi düzgün tutmaya çalışıyordum. 'Bugün bitecek' 'Ailelerimizi devlet almaya gidecek akşam' 'O an her şey son bulacak' dedi Nazeni. 'Ailemiz mi kaldı' dedim. 'Gökalp uyansın da gerisi önemli değil' dedi Nazeni. Ayağa kalkıp Silo'nun yanına çöktüm. Başımı omuzuna yasladım. 'Gülümsesene hadi' diye fısıldadım. 'Yalvarırım gül ve şaka de' göz yaşlarım kendini bırakmıştı. 'Revan' diye fısıldadı ellerinin arasında ki başını serbest bıraktı. 'Feyza Perçe, Akif Perçe , Melek Sancak, Yusuf Sancak, İkbal Malta kaçmak üzereler durdurun onları' diye fısıldadı. 'Ne' dedim sadece hızlıca ayağa kalktım. 'Abi kaçıyorlarmış' diye bağırdım. Abim, Silo'nun önünde durdu. 'Telefonunu ver' dedi. Silo telefonunu abime uzattı. Abim bir şeyler yaptıktan sonra bana ve Nazeni'ye baktı. 'Silo burada kalacak' 'Siz benimle gelin' dedikten sonra hızlıca Gökalp'in odasından çıktık. Bahçede ki adamlardan silahlarını alıp arabaya bindik. Biz Nazeni ile arkaya oturmuştuk. 'Abi' dedim aynadan abime bakarken. Hızla arabayı sürüyordu. 'Abi onlara silah çekemeyiz' 'Gerek kalmadan kendileri teslim olacaklar' abim aynadan bana baktı. 'Eğer biraz vicdanları kaldıysa?' dedi Nazeni. 'Onların vicdanı bir tek bize yoktu' dedi abim. Bu cümleden sonra kimse araba durana kadar konuşmamıştı. Bazı cümleler hem yara açar hem o yarayı tuzlardı. Bu cümle öyle bir cümleydi. Ne kadar süre geçtiğini anlayamadan abim hızla arabayı durdurdu. Araban inip silahları belimize taktık. Iskelenin kenarına gelmiştik. Üç tane yat yan yana duruyordu. Yatların önünde annemler duruyor hareretli bir şekilde konuşuyorlardı. Melek teyze son gördüğüme göre daha beter bir haldeydi. Annem ve babam çökmüş gibi duruyorlardı. Eskiden içimde en ufak bir sevgi dahi varken şimdi kusmak istiyordum. 'Kaçaklar' diye bağırdı abim yanlarına doğru yürürken. 'Oğlum' diye bağırdı annem ardından gözlerini bana değdirdi 'Kızım' diye bağırdı bu sefer. İkbal teyze sadece Nazeni'ye bakıyor hiçbir şey demiyordu. Babamla göz göze geldik. Gözlerinde ki öfke ve istek beni abimin arkasına doğru itmişti. Abim tam ortada durduğun da Nazeni ve bende yanında durduk. 'Siz ne yapıyorsunuz' diye bağırdı abim. 'Çekil önümüzden Melih' diye bağırdı babam. Eskiden olsa bana zarar vermesin diye susan abim bu sefer öfkeyle bağırdı. 'Teslim olacaksınız, onca yetimin onca insanın ahı yerde kalmayacak' Abimin elini tuttum. 'Nasıl böyle bir şeyin içine girdiniz?' diye bağırdım. 'Hayatlarımızla nasıl oynadınız?' derken Nazeni de benim elimi tuttu. 'Bu kadar iğrenç nasıl olabildiniz?' diye sordu Nazeni. 'Ya bizimle gelin ya da önümüzden çekilin' dedi babam. Babamın arkasında duran Yusuf amca ve Melek teyze sadece abime bakıyordu. Öyle keskin ve nefret dolu bakıyorlardı ki zehirdi. 'Bir yere gidemezsiniz' dedi Nazeni Tam o sırada Yusuf amca belinde ki silahını çıkartıp abime doğru tuttu. Bir adım atıp babamın önüne geçti. 'Oğlumu' dedi sesi titrerken. 'Nasıl kıydın oğluma' diye bağırdı. Babam kolunu tutmaya çalışsa da onu itti. Annemin bağırışı her yeri kaplarken abimin önüne geçtim. 'Yapma Yusuf amca' dedim gözlerimde ki yaş daha fazla tutmamıştı. 'Çekil' diye bağırdı Yusuf amca. 'Bir şey yapın izin veremezsiniz' diye bağırdım anneme karşı , Melek teyze ve İkbal teyzeye karşı bağırdım ama hiçbiri hiçbir şey yapmadı. Bir silah patladı. Gözlerim kapandı, yüreğim titredi. O an nefesimin kesildiğini yaşarken nasıl ölündüğünü hissettim. 'Abi' diye bir feryad koptu sesimden. Arkamı dönüp gözlerimi açtığımda karşımda elinde silahını karşısına tutan Nazeni'yi gördüm. Abim elinden silahını alırken etrafımız da polis sesleri duyulmuştu. Nazeni, Yusuf amcayı…