SAMYELİ MAHALLESİ (TAMAMLANDI)

|2

Yazar:

SAMYELİ MAHALLESİ (TAMAMLANDI) - Mely kitap kapağı
SAMYELİ MAHALLESİ (TAMAMLANDI) kitap kapağı

Her şeyin güzel olması gerekiyordu. Oysa şimdi, hastane odasında beyaz ışıkların altında bir iniltiyle gözlerimi açtım. Tavandan uzağa çevirdiğim bakışlarım, annemin yorgun gözlerinde durdu. Sadece "Şükür" fısıltısı kaldı geriye, ardından adımları ve kapının kapanışı. O an zihnimde bir isim yankılandı: Serhat. Sonra Melih. Yerimde duramazdım artık. Vücuduma bağlı iğneleri hoyratça söktüm. Kalktım. Duvardan destek alarak kendimi koridora attım. Adımlarım ağırdı, ama içimdeki kaygı daha ağırdı. Kapı kapı ilerlerken, duvarlardan güç alarak bakındım: Sessizlik. Kalbim çarpıyor, zihnim bin bir olasılıkla doluydu. Tam o sırada arkamdan bir ses geldi. Revan'dı. Hızla döndüm, başım döndü, dizlerim çözüldü. Yere düştüm. Ellerim başımda, gözlerim karanlıkta. Revan yanıma eğildi. Sırtımı sıvazlarken, sesinde bir titreme vardı. "İyi misin?" Yutkundum. "Melih... Serhat... Nerede onlar?" Uzanıp elimi tuttu. Ayağa kalkmam için destek oldu. Gözlerime bakmaktan çekindi. "Uyanmadılar henüz. Ama iyi olacaklar. Sen odana geç, haber vereceğiz." Ama gözlerinde bir şey vardı. Sözcüklere sığmayan bir korku. İçimdeki fırtına dinmedi. Sarıldım ona. Titredi. "Korkma artık," dedim. Ve o an... gözyaşlarına boğuldu. "Ne aptallıktı bu! Kıskançlığınız uğruna neredeyse canınızdan oluyordunuz!" Hıçkırıkları arasında nefesi kesiliyordu. "Ya bir şey olsaydı Gökalp? Ya yetişemeseydik?" Gözlerimi kısmıştım. "Size gelmeyin demiştim." Beni sertçe çekip yüzüme baktı. "Aptal... seni Nazeni'yle biz kurtardık." Sarsıldım. "Nasıl yani?" diye sordum, gözlerim hâlâ onunkilere kenetliydi. "Zaten sokağın başındaydık. Mustafalar su altına koşarken biz de girdik içeri. Onları çıkardılar, biz Eren ve diğerleriyle ilgilendik." Şaşkınlığım büyürken saçlarını karıştırdım. "Sen... Sen boş biri değilsin." Gülümsedi. "Çok korktum Gökalp. Abilerin daha hafifti ama sen... seni kaybedeceğimi düşündüm." Yine sarıldı. Kalbim göğsümden çıkacak gibiydi. "Geçti artık. Buradayım." Gözyaşları hâlâ tazeydi. Sırtını sıvazladım. Sonra fısıltıyla söyledim: "Melih ve Serhat'a götür beni." Revan başını eğdi, bir işaretle beni ikinci kapıya yönlendirdi. Sağ yanımdan saplanan sancıya aldırmadan ilerledim. Kapının önünde durup derin bir nefes aldım. İçeride, geçmişin ve geleceğin tam ortasındaydım. Odaya girdiğimde tanıdık yüzler karşılayacaktı beni: Melek Teyze, Hümeyra Teyze, İkbal Teyze, Akif Amca, Yusuf Amca ve Nazeni. Sessizliğin ortasında Serhat ve Melih yatıyordu yan yana. Uyuyorlardı. Yaralı ama nefes alıyorlardı. Melih'in kolu sarılmıştı. Masadaki dosyasını aldım. Ameliyatı geçmiş, antibiyotiğe başlanmıştı. Şimdilik endişe edilecek bir şey yoktu. Serhat'a yöneldim. Dosyasına göz gezdirdim. Daha ciddi. Kurşun tendonlara zarar vermişti. Yürüyemeyecekti. En az altı ay... belki daha fazla. İçim sıkıştı. Melek Teyze yere çökmüş, Yusuf Amca omzuna el koymuştu. Belli etmeye çalışsalar da acıları odanın her köşesindeydi. Babam geldi. Omzuma dokunup başıyla kapıyı işaret etti. Ardından koridora çıktık. "Bunları benden duyman lazım," dedi ve gözlerimin içine baktı. Sustuğumu görünce devam etti. "Su altı yıkıldı. Çocukları başka yere yerleştirdik ama merak etme..." Sesi, kulaklarımda sadece bir uğultuya dönüştü. Telefonunu istedim. Anlamsızca yüzüme bakıp uzattı. Mustafa'yı aradım. İkinci çalışta açtı. "Alo?" "Mustafa... Beni iyi dinle. Eren'in mahallesinde ne varsa, ben gelene kadar yıkacaksınız. Mahalleye onlardan biri yaklaşırsa, içeri almayın. Gerekirse engelleyin. Çocuklara dokunmasınlar." "Anlaşıldı abi... Siz nasılsınız?" "Karışık." "Mehmet geldi az önce. Çocuklar size kırgınmış. Sizi bıraktığınızı düşünüyorlarmış." "Onlarla hemen konuşacağım. Git, projeksiyonu hazırla. Ve beni görüntülü ara." Telefonu kapatıp babama uzattım. Gözlerime bakarak, "Eren'in elindekileri alacağım," dedim. "Koçum, halledeceğiz," dedi babam, ensemi sıvazlayarak. "En iyi durumda sensin. Sana ihtiyacımız var." Ne "Nasılsın?" dedi. Ne "Acın var mı?" diye sordu. Omuz silktim. Odamın yolunu tuttum. Onun beni yalnızca soy içi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku