SAMYELİ MAHALLESİ (TAMAMLANDI)
|11
Yazar: Mely

Gözlerimi kapatmıştım ayağa kalkarken. Bir daha kayıp edemezdim. Bir şansım varken onu da kaybedemezdim. 'Siktir' diye bağırdı Melih'in sesi. Gözlerimi açtığımda gördüğüm görüntü karnından vurulmuş Nazeni, Silo'nun kucağında yatıyordu. Revan ve Melih Nazeni'ye bakakalmışken Serhat'ta sadece Nazeni'ye bakıyordu. 'Aptal' diye bağırdı Serhat Nazeni'ye doğru. Melih hızlıca Nazeni'nin yanına koşup yanına oturdu ve yarasına baktı. Revan ağlarken Nazeni'nin yanına gidip elini tuttu. Silo hızlıca ayağa kalkıp belinden silahını çıkarıp Serhat'a doğru tuttu. 'Şerefsiz' diye bağırdı. Serhat'ın gözleri hala Nazeni'deydi. Elinde silahı titreyerek Silo'ya doğru tuttu. Ortalarında durdum. 'Yapmayın' Nazeni'nin yanına eğildim. Gözleri açık bilinci yerindeydi. 'İyi olacaksın' alnını öptüm. 'Kurşun çıkmış' Melih yarasının üzerine pansuman uyguluyordu. Hala birbirine silah tutan Serhat ve Silo gözlerini bize çevirdiler. 'Bodrumda sağlık odası var' dedi Silo ve gözlerini Serhat'a çevirdi. ' Revan içeriden bir çarşaf getir' dedim ve Melih'e baktım. 'Yapabiliriz' dedi Melih. Kafamı salladım. 'Öldürürseniz beni hayaletim peşinizde olur' diye fısıldadı Nazeni zorlukla. 'Salak, salak konuşma' dedi Melih gözleri dolu da olsa tutuyordu kendini. 'Yavaş bastır lan' zorlukla çıkan sesiyle bizi de sağlam tutmaya çalışıyordu. Melih baskısını daha çok arttırdı. 'Öc falan mı alıyorsun oğlum' dişlerini sıkarak. 'Sus kızım sus' dedi Melih. Revan elinde battaniyeyle geldiğinde bize baktı. 'Ne yapayım bunu?' diye sordu. 'Yere aç' dedim. Nazeni'nin baş kısmına geçip omuzlarından tuttum. Revan battaniyeyi yere serdi. Melih, Nazeni'nin bacaklarından tuttu. Aynı anda '1,2,3' diye sayarak Nazeni'yi battaniyenin üzerine koyduk.Ben başından, Melih de ayaklarından tutarak eve girdik. Merdivenlerden aşağı inip Silo'nun dediği odayı bulmak için önümüzde ki iki kapıdan ilkini açtık. Kömürlüktü. Diğerini açtığımızda tam tehzizatlı bir sağlık odası gördük. Hızlıca içeriye girip sedyeye Nazeni'yi koyduk. Revan, Nazeni'nin yanına gidip elini tuttu. Melih ve ben ilaç dolabına gidip anestezi var mı diye bakarken her ilacın olduğunu fark etmiştik. 'Burası bildiğin hastane Gökalp' dedi Melih ve dolaptan anesteziyi alıp iğneye çekti. 'Hazırlan' dedim Melih'e bakarak. Melih arkasını dönüp küçük bir lavobada ellerini ve kollarını yıkamaya başlamıştı. Onun yıkamasını beklerken çekmecelerden birini açıp önlük ve eldivenler aradım. Üçüncü çekmece açışımda eldiven ve önlük bulmuştum. Melih yıkamasını bitirdikten sonra önlüğünü açıp onu bekledim. Bana doğru kolları yukarıda gelirken Revan'a kaydı gözleri. Melih önümde durduğun da önlüğü üzerine geçirip bağladım. Eldivenleri de giymesine yardım edip kendim el yıkamamı yapmak için lavabonun yanına geçtim. Melih o sırada Nazeni'yi monitöre bağlarken anestezsini veriyordu. Ellerimi yıkadıktan sonra arkamı döndüğümde önlük açık bekleyen Revan'dı. Gözlerim gözlerine değdiğin de pişmanlığı görüyordum. Onun bu hali kalbimi parçalarken gözlerimi ondan çekip önlüğü giydim. Revan iplerini bağladıktan sonra eldivenlerimi giydirdi. 'Sen çık istersen abim' dedi Melih. Revan kafasını sallayıp odadan çıktı. '2 saat' dedi Melih. '2 saat' diye tekrar ettim ve yandan elime bistüriyi alıp yaralı bölgeye kesik attım. Kurşun karaciğere yakın geçtiği için parçalanması olmuştu. Melih' baktığım da kanayan yerlere spanç koyup aspire ediyordu. 'Parçayı alıyorum' diye bilgi verdikten sonra karaciğerin parçalanmış kısmını kesip böbrek kabının içine koydum. 'Dikerim ben' Melih dikişe başlarken saate baktım. 1 saat olmuştu. Uyanmasına 1 saat kalmıştı. 'Safrada kanama var' dedi Melih telaşla. Gözlerim safra kesesine değdiğinde kanama olduğunu gördüm. 'Aspire ediyorum' kanı çekmeye başladım. 'Göremiyorum çok kanaması var' safraya ulaşmaya çalışıyordu. Spanç yerleştirmeye başladım aspireye devam ederken. 'Çok kan kaybediyor' dedi Melih bana bakarak. Aspire aletini Melih'e uzattım. Melih hızlıca aspire etmeye devam ederken spançları çekip elimle safra kesesine dokundum. Sağ…