BÖLÜM-9
Yazar: BÜŞRA

=== HERKES Kış mevsimini genelde kimse sevmezdi. Kış soğuk ve donuktu. Ağaçlar, bitkiler ve hatta hayvanlar bile Kış'ın öldürücü etkisinden kendini korumak için uzun ve derin uykulara dalardı. Doğa kendini geriye çeker ve Kış'ın kendisine ulaşmasını istemezdi. Kış mevsimlerin arasında hep dışlanan olmuştu. Baharlar sevilirdi. Doğanın doğuşunun ve tekrar kendini kapatışının oluşturduğu eşsiz güzellikle herkes hayran olurdu bahara ve güzel renklerine. Yaz'ın ise hiç olmadığı kadar canlanırdı tüm hepsi. Hiç olmadıkları kadar parlak ve neşeli olurdu tüm doğa. Tüm planlar bahar ve yaz için ayarlanır Kış için sadece hiçlik kalırdı her defasında. Diğer mevsimler canınızı acıtmaz size can verirdi ama Kış öyle değildi. Canınızı yakardı Kış'ın soğukluğu. Küçükken dinlemeyi en sevdiğim hikayelerden biri çoğu çocukta da olabileceği gibi kendi doğum hikayemdi. Hikayem hep şu cümleyle başlardı. "Uzun Kış'lardır bu kadar fazla kar yağmamıştı." Tahmin etmesi zor olmayacağı gibi ismimi aldığım mevsimde doğmuştum. Annemin doğum sancıları tuttuğunda hiç olmamamız gereken bir yerde, hiç olmamamız gereken bir saatteydik. Doğumuma henüz üç haftadan daha uzun süre vardı. Erken doğmuşum ki bu benden beklenecek bir haraketti. Daha doğarken ne kadar tez canlı olduğumu göstermiştim herkese. Annem gebeliğinin son ayına henüz yeni girerken babamla birlikte hala görevli olduğu askeriyenin yakınında bir lojmanda kalıyordu. Doğum iznine aylar öncesinden çıkması gerekiyordu ancak annem de benim gibi inattı gençliğinde. Karnı burnuna gelene kadar askeriyeden neredeyse kovulmasına rağmen bırakamamıştı üniformasını. Kendisini ikna edemeyen meslektaşları son çareyi annemi masa başına alarak bulmuşlardı ki bir noktada işe yaramıştı. Son aylar yaklaştıkça yavaş yavaş ikna olan annem son ayları da lojmanda kendisine bakan babam ile geçirmişti. Ancak doktor kontrollerinde son aylarda ortaya çıkan ölü doğum riski ile işler değişmişti. Annem o güne kadar kendini adadığı ve görev yaptığı şehirde beni dünyaya getirmek istemişti ancak işler planlandığı gibi gitmezdi çoğu zaman. Hastane yetersiz olduğu için büyük bir şehre gitmeyi ve son ayı doktor gözetiminde geçirmeye karar verdiklerinde askeriye annem için özel helikopter ayarlamıştı çünkü araba ile yolculuk yapması daha sakıncalıydı. Şehirden ayrılacakları gün son yılların en büyük kar fırtınalarından birinin yaşandığını izlemişler haberlerden. Tüm ülke küçük bir buzul çağ yaşarken araba veya uçakla seyahat edemeyecekleri de kesindi üstelik. Derhal donanımlı bir hastaneye yatması gereken annemin imdadına kendi görev yaptığı askeriye helikopteri yetişmişti. Tüm hazırlıklar yapılıp yolculuk için helikoptere bindiklerinde dahi annem içinde hep büyük bir huzursuzluk olduğunu söylemiş durmadan babama. Babam annemi teselli etmeye çalışmış elbette ancak ölü doğma ihtimalimi duyduğundan beri geceleri uyku girmemiş gözüne. İkisi de benim için endişelenirken babanım bir diğer endişesi ise annemmiş. Canından çok sevdiği karısına bir şey olma düşüncesi onu deli ediyormuş doğal olarak. Şans bu ya, dünyaya gelişimin öyle sıradan olması bana pek yakışmazdı. Helikopter havalandıktan birkaç saat sonra aniden arızalanmış ve acil iniş yapmak zorunda kalmışlar. Küçük sarsıntılarla inişi başarıyla gerçekleştiren pilot Teğmen Meral Serçe'nin aynı zamanda beni doğuran ebem olacağını beklemediğine emindim. En yakın düzlüğe helikopteri indirmek zorunda kalan Tepmen Meral, helikopteri yüksek bir dağın tepesine indirmişti ne yazık ki. Şehre ulaşmaları planlanan saat diliminde hava durumu sakin olduğu için uçuş planlanmıştı. İnmek zorunda kalındıktan sonra yardım çağırısı verilmiş ancak yardımın gelmesi birkaç saatten uzun sürmüştü. İniş esnasında yaşanan sarsıntı ile yavaştan rahatsızlanan annemin zaman geçtikçe sancıları artmış ve korkulduğu gibi doğum başlamıştı. Ne yapması gerektiği bilmeyen üçlü büyük bir panik yaşarken babamdan yardım gelmeyeceğini anlayan Tepmen Meral olaya el atmıştı. O gece doğumum saatler sürmüştü. Geçen zamanla dışard…