BÖLÜM-45
Yazar: BÜŞRA

=== SENİ SENDEN ÖNCE DE SEVİYORDUM "Bu konuda çok ama çok ciddiyim." Huzursuz ve dik bakışlarını yüzümde tutarken aynı huzursuz tonda konuştu. "Benim burada tam olarak ne işim var Kış!" Her şeye rağmen fazla yükselemediği öfkesi yüzünden yalnızca sorar şekilde bana bakarken, masum olduğunu düşündüğüm bir şekilde gülümsedim Polat'a. İkimizin de bakışları boşta vale kalmadığı için kendi arabasını park etmek için kısa süreliğine bizi yalnız bırakmak zorunda kalan Zahir'in gelip gelmediğini kontrol ediyordu. Az önce inmiştim araçtan ve zaten kendi arabası ile mecbur olarak gelen Polat beni mekanın önünde karşılamıştı. "Alt tarafı yemek yiyeceğiz abartma." Yalandan bir göz devirme ile bakışlarımı yüzünden kaçırdım ama hafifçe çatılan bakışları yüzümdeydi. "Tanıyıp etmediğim bir kadınla ne diye aynı masada oturup yemek yiyeyim kızım? Ne işim var benim burada?" Tekrar aynı soruyu daha büyük huysuzlukla sorduğunda cidden göz devirdim bu defa. "Ya anlamıyor musun? Sanem Zahir'in eski arkadaşıymış işte. Eğer Zahir eski arkadaşı ile yemek yiyecekse sende gelip benimle yiyeceksin o kadar!" Henüz gelememiş olan Zahir sayesinde rahatça huysuz bir sesle konuştum. Gecenin ana konusu eski arkadaşlardı bir kere. O masada asla ama asla Zahir ve Sanem ile baş başa kalmayacaktım. Polat da bu gece o masada olacaktı ve henüz ona bunu söyleyecek kadar aklımı kaçırmamış olsamda aklımda çok iyi, cidden çok iyi planlar vardı. Yani, bence iyi olmalıydı. "Cidden çıldıracağım!" Benimle konuşmanın bir çözüm olmayacağını anlayarak kendi kendine mırıldanırken bana hafifçe arkasını dönerken eliyle saçlarını dağıttı. "Kıskançlığından ne yapacağını şaşırdı." "Hey!" Ağzının içinden mırıldandığı şeyi çok net duyarken kızgın bir şokla bağırdım. Polat'a karşı öfke ile sözlerimi sıralamak için hazırdım ama yanımıza adımlayan bedeni gördüğümde kelimeleri yavaşça yuttum. Öfkeli bakışlarımı sessizce Polat'a göndermekten başka bir şey yapamazken gelen Zahir'i gören Polat benim susmak zorunda kaldığımı anlayarak sırıttı alttan bakarken. "Bir şey mi oldu?" Adımları hemen yanımda durduğunda yalnızca yarım saniye Polat'ta tuttuğu gözlerini ilgi ile bana çevirdi. "Sesini duydum." Dedi tek kaşı hafifçe kalkarken. "Hayır. Polat evden gelirken getirmesini söylediğim bir şeyi unutmuş da ona sinirlendim bir an." Gülümseyerek cevapladım onu ama merakla baktı bana hem o hemde Polat. "Ne istemiştin?" Dedi doğal olarak. "Önemli bir şey değildi. Geçelim hadi içeriye artık üşümeye başladım. Hem Sanem'cim de gelmiş olmalı çoktan. Bekletmek kabalık olur." Konuyu dağıtmak için hızla konuştum. Zahir'in koluna yavaşça girerek onu ilerlemesi için zorladım. Bir şeyler döndüğünü anladığını bilsem de daha fazla sorgulamayı bırakarak yavaşça benimle birlikte yürüdü. Arkamızdan gelen Polat'a bakmak için kafamı çevirirken gizlice parmağımı kaldırarak başının üst kısmını işaret ettim. Dudaklarımı sessizce oynatarak 'aklını' dedim itici bir bakış atarak. Boş konuşmalarına bakarsak aklını evde unutmuştu aptal. Polat ima ettiğim şeyi anlayarak göz devirirken alaylı bir sırıtma ile önüme döndüm. Son zamanlarda başıma gelen ve başıma gelmesi ihtimal tüm şeyleri düşündüğümde, Polat'la uğraşmak yüzümü güldüren birkaç şeyden biriydi. Restorandan içeriye girdiğimizde bakışlarım etrafta dolandı. Daha öncesinde benim için pek iç açıcı bitmeyen yemekte olduğu gibi bu mekan da oldukça güzel duruyordu. İlk kez gittiğimiz yeri Polat sayesinde ben ayarlamıştım. Burayı ise Zahir ayarlamıştı ki bizim için ayarladığı ilk mekanın içinde yanımızda iki kişinin daha olması sinir bozucuydu. Beni o gün ortada bırakmasını hala tam olarak hazmedebilmiş değildim. Sonradan Meryem'in o gün cidden zor bir durumda kaldığı için Zahir'i aramaktan başka çaresinin kalmadığı için aradığını öğrenmiştim ama yine de Zahir'e sinir olmaktan alıkoyamıyordum kendimi. O gün bana söylediği saçma sapan sözler de hala tamamen aklımdaydı. Garsonlardan birinin yönlendirmesi ile dört kişilik bir masada tek başına oturan Sanem'e yaklaştığımızda kald…