BÖLÜM-22
Yazar: BÜŞRA

=== SÖYLERSEM DURACAK MISIN? Elimdeki iki kahve bardağının içindekilerinin ellerime dökülmemesi için olabildiğinde dikkatli adımlar atıyordum. Bir elimdeki kahvelere bir önüme bakmak zorunda kalırken bardaklardan tüten dumanla kahvenin konusu burnama geliyordu. Soğumamaları için yemekhaneden çıktıktan sonra uzun bahçe yolunu hızlı geçmeye çalışmıştım. Birkaç basamaklık merdivenleri hızla çıkıp kahvelerin hala bardakta olduğuna emin olurken kapıdan geçip revire girdim. İçerisi genelde olduğu gibi sessizdi. Adımlarım hedefim olan kapının önünde durduğunda bir saniye ellerime ve kapıya baktım. Nasıl vuracağımı düşündüğüm birkaç saniye sonra ayağımla aşağıdan yavaşça vurdum. "Gelebilirsin." İçeriden Sercan'ın sesi kulağıma gelmişti hemen. O an diğer bir sorunun farkına vardım. Kapıyı açabilmek için bir ele ihtiyacım vardı. Kapının önünde öylece ne yapacağımı düşünürken içeriden yaklaşan adım seslerini duydum. İçeriye kimse girmediği için Sercan'ın bakmak için geldiğini anlarken kapının çok dibinde olduğum için bir adım geriye çekildim. Kapı önümde açıldığında onun şaşkın bakışlarının aksine gülümsedim. "Meşgul müydün?" Dedim elimdeki kahveleri hafif kaldırıp gösterirken. Suratındaki şaşkın ifade hızlı dağılmıştı. Gülümsememe karşılık daha büyük gülümsemişti. "Mesaimin bitmesinine biraz var ama gelip giden yok zaten. Yani sanırım sana biraz vakit ayırabilirim." Anında açılan flört kişiliğine aldırış etmemeye çalışıp bardaklardan birini daha fazla kaldırıp uzattım. "Kahve eşliğinde biraz sohbet iyi gider diye düşündüm." "Tam da ihtiyacım olan şeyi düşünmüşsün." Elini uzatıp bardağı alırken birbirine değen ellerimizi görmezden gelmeye çalıştım. Çok uzun süredir bardağı tuttukları için uçları hafif yanan elimi indirip cebime sokarken kendi bardağımı daha rahat tutuyordum artık. "İstersen dışarıda oturalım?" Dedim sorar şekilde. Odaya kapanmak istemiyordum ve bunun birden fazla sebebi vardı. "Tabi sen nasıl istersen." Demişti hızla. Kapının ardından çıktığında yaklaşan bedeni yüzünden bir adım daha geriye atarken o arkasından odasının kapısını kapatmıştı. "Gidelim mi? Sana oturacak güzel bir yer göstereceğim." Gülümseyerek önünü işaret ettiğinde hafif kafamı sallayıp ilerledim. Yan yana revirden çıktığımızda kısaca etrafı gözetlemeden duramadım. Dünden beri karargah çok daha kalabalıktı ve artık çok daha fazla kişi bir yerlerden pat diye çıkabiliyordu. Zaten her karışını bildiğim karargahda bahsettiği güzel yerin neresi olduğuyla ilgili kafamda soru işaretleri oluşurken yan yana yürüdüğümüz Sercan'ın adımlarını takip ettim. Zaten ana girişten biraz daha geride kalıyordu revir. Sercan'ın adımları genelde antrenman yaptığımız tarafa dönmüştü. İkimizde konuşmadan yürümeye devam ettiğimizde çok geçmeden bahsettiği yeri anlamıştım. Antrenman sahalarının rahatça görüldüğü ve karargahın kapısına da çok fazla uzak olmayan ortada kalan ağaçlık bölgede birkaç bank vardı. Orada otururken yakınınızda dolanan çok fazla kişi olmazdı. Daha sessiz bir kısımdı ama buna rağmen neredeyse tüm karargahı kolaylıkla uzaktan izleyebileceğiniz bir açıdaydı. Ağaçların altındaki baklardan birinin önünde durduğumuzda yan yana oturduk. Etrafıma kısaca bir bakış atarken Sercan'ın bakışlarını üzerimde hissedebiliyordum. "Burası sessiz olduğu için daha rahat konuşuruz diye düşündüm. Ayrıca gelecek olan davetsiz bir misafiri de öncesinden kolaylıkla fark edebiliriz." Sözleri her şeyi çoktan düşündüğünü anlamamı sağlarken gözlerimi ona çevirdim. Aynı saniye sanki bir şeyin farkına varmıştım. Sanki Sercan benim ona neden yaklaşmaya çalıştığımı biliyordu. Hedefimi ve amacımı zaten bildiği hissine kapılırken aynı zamanda onun bana yanaşma amacını da aynı saniye fark etmiştim. İkimizin de amacı farklıyken ana etken ortaktı. Ben ona hem Zahir ile arasındaki olayı öğrenmek için hemde doğrudan Zahir'in emrine kendi içimde baş kaldırmak için yaklaşmaya çalışıyordum. Ve Sercan ona her şekilde Zahir için yaklaştığımı biliyor gibiydi. Tam olarak amacını bilmiyordum ancak onun da…