BÖLÜM-20
Yazar: BÜŞRA

=== SEVGİ ZAYIFLIKTIR Hayat garipti. Bazı anlar olur ve sizi daha önce hayalini kurmaya dahi zihninizin yetmeyeceği yerlere savururdu. Hatta şöyle bile diyebilirdiniz. O anın içindeyken dahi yaşananlar gerçekten çok uzak bir an gibi gelirdi. Ve farkına varırdınız bazen, daha yaşanırken birer anıya dönüşecek kadar derin hissettirirdi bazı anlar. "Fazla abartı değil mi?" Dedim stresten elim ayağım birbirine dolaşmış bir haldeyken. "Saçmalama. Üniformanla mı gitmeyi planlıyorsun?" Yine beni tamamen gaza getirme üzerine olan ses tonuyla cevap vermişti. Her şey o kadar gerçek dışıydı ki. Ben şu an neden Polat'ın fikrine ihtiyaç duyuyordum? Neden yanımdaydı ve ben neden ondan yardım isteyecek kadar düşmüş hissediyordum? Tanıdığım Kış olmaktan giderek uzaklaşıyordum sanki. Nasıl ve neden di bu değişim anlayamıyordum. Tek bildiğim şey vardı, kendi felaket senaryomu ince ince işliyor ve senaryoyu kendi ellerimle yazarken kendi baş rollüğümü layıkıyla yerine getiriyordum. Sonunu bildiğim bu hikayede sanki finale koşarak yürüyordum. "Aslında," Demişti bir süre daha değerlendirici bakışlarını üzerimde tutarken. "Üniformalı olsan dahi sırıtmazdı. Asker kamuflajları içinde gördüğüm en güzel kadınsın." Ani iltifatı karşısında kısa bir an donarken aynadaki gözlerimi yavaşça ona çevirdim. Bir an ne diyeceğimi bilemeyip oluşmaması için gülümsememi tutmaya çalıştım. "Üniformamı giyememem için en çok çabalayanlardan biri de sen değil miydin?" Sözlerimle birlikte gözlerini büyükçe devirdi. "Geçmişe gidebilme yeteneğim olsa gidip kendimi s..." son anda öksürerek kendini sansürlemeye çalışmasına olumsuzca kafamı salladım. "Öyle bir yeteneğimiz olsaydı çok fazla şeyi değiştirebilirdik." Geçmişe dönebilseydim eğer keşke dediğim ne kadar şey varsa hepsi için savaşırdım. "Her neyse." Dedim onun da gözlerinin dalmaya çok hazır olduğunu fark ettiğimde. "Sen eminsin değil mi? Kendimi rezil etmeyeyim saçma şekilde?" "Bana güven. Daha önce kaç kez gittiğim yer. Tam istediğin gibi olacak." Hiçbir zaman ben elbise giymem kızı olmamıştım. Lise zamanlarında süslü bir kız olduğumu dahi söyleyebilirdim. Hayatımın tüm karanlık talihine rağmen gülmeye ve onu en iyi şekilde yaşamaya çalışan biriydim sadece belki de. Üniversiteyle birlikte daha olgun olmuştum istemsizce. Askeri üniversitenin beklediğim gibi bir yer çıkmaması belki de istemsizce büyümemi sağlamıştı. Tamamen cıvıl cıvıl bir kız değildim belki evet ancak var olan hayat enerjim dahi bir şekilde elimden alınmıştı. Eskisi gibi elbise giyecek fırsatım veya ortamım olmasa dahi arada giymem gereken yerler oluyordu. En son bir sene kadar önce davet edildiğim için gitmek zorunda kaldığım bir komutanımın düğününde giymiştim. Şimdi ise nasıl başardığını anlamasam bile çenesini iyi kullanan bir salak yüzünden üzerimde bir elbise vardı. Fazla abartılı değildi. Daha çok günlük tarzdaydı ama siyah olması biraz daha özenli gösteriyordu. Polat benim yerime yemek için yer ayırtmıştı. Benim cidden şehirle ilgili hiçbir şey bilmediğimi gördüğünde bu kadarını yapmıştı en azından. Ona olan güvenim yerlerdeydi ancak fazla şansım da yoktu. Sacede söylediği gibi çok kasıntı olmayan orta seviye bir restoran bulduğuna inanmak istiyordum. Elbisem kısa değildi. Bileklerimin biraz üzerinde ve biraz geniş iniyordu eteği aşağıya. Üst kısmı vücudumu sarıyordu yine de. Kısa süre önce elime geçen valizimde bir elbisenin olması bile büyük bir şanstı. Hangi amaçla koymuştum valizime hatırlamıyordum ancak fazla söylenmeyede hakkım yoktu. Zahir'e mekanın adresine ve saati söylemek ayrı bir işkenceydi. Tekrar o odaya girmek ve bu konu hakkında konuşmak zordu. Bir şekilde sanki benimle dalga geçiyormuş gibi hissediyordum. İçimde öyle büyük bir korku vardı ki bu akşam hakkında. Kötü bir şeyler olacakmış gibi hissediyordum. "Hala aklımda bir soru var ama." Duvara yaslanmış şekilde konuşan Polat'a döndüm tekrar. "Bu yemek için ne yapmış olabilir? Teşekkür için olduğunu söyledin ama sadece sözlü bir teşekkür yetmez miydi?" Sorunun haklılığı karşı…