BÖLÜM-11
Yazar: BÜŞRA

=== GERELİ OLAN O ADIM -1 Hafta sonra "Köyün çevresindeki tüm terör kampları temizlendi. İstihbarat, köy halkıyla birlikte çalışıyor ama beklediğimiz gibi elimizde işe yarar bir şey yok." Albay'ın açıklamalarıyla herkesin moreli daha da düşmüştü. Her defasında elimizin boş kalması ve biraz da olsun ilerleyemeyip hiçbir doğru bilgiye ulaşılamaması canımızı sıkıyordu artık. Toplantılarımız giderek sıklaşıyordu. Durmadan yeni planlar yapıyor ve kullanabileceğimiz bilgilerin üzerine düşünüyorduk. Birkaç gün önce istihbarat başlarında Kazım'ın olduğu bir grubun büyük bir eylem hazırlığında olduğunu doğrulamıştı. Hedeflerinin neresi olduğunu veya tam olarak ne planladıklarını bilmediğimiz için tamamen tetik durumdaydık. İstihbarat gece gündüz çalışıyordu. Şimdilik bizlik bir durumun olmaması can sıkıcıydı. Sahaya çıkmak için her an hazırdık ama daha bir süre daha karargahda olacak gibiydik. "Komutanım saha taramalarından bir şeyler çıkmadı mı?" Karargahda geçirdiğimiz zaman hepimizin canını sıkarken bu durumdan en fazla şikayetçi olan kişi Zahir'di sanırım. Öyle ki günden güne ağırlaşan antrenmanlara iyileşmeye başlayan yaram yüzünden bende katılmak zorunda kalıyordum ve her gün hevesle beklediğimin aksine benim çalıştırmama da izin vermiyordu timi. Kendisi en başta bizimle antrenmana katılırken her an sahaya çıkabileceğimizin bilincinde olduğumuz için bizler de onunla birlikte tek kelime sızlanmadan bitiriyorduk antrenmanları. Zahir'in sorduğu sorudan sonra Albay'ın kafasını olumsuzca salladığını gördüm. "Herkes canla çalışıyor çocuklar. Elimizden sonsuza kadar kaçamayacaklar." Askerlerin ve istihbaratın en sonunda biz vardık. Özellikle ele geçirilen bir bilgide ava çıkacak tim elbette Avcı timi olacaktı. Daha önce de bu kadar uzun süre karargahda bekletişmiş miydi Avcı timi emin değildim. Timin yeri dağlar ve operasyonlardı bildiğim kadarıyla ancak durum şimdi daha farklıydı. Yapmamız gereken tek şey hazır şekilde beklemekti. * Toplantı daha fazla uzamazken konuşulan ufak detayların sonunda dağılabilirsiniz emri gelmişti. Sıra ile Albay'a selam verip çıkmıştık odadan. Toplantıya yeni bir şeylerin elde edildiği umuduyla katılmıştık ama elimiz yine boştaydı. Kendimizi oyalayacak çalışmalar ve antrenmanlar yapıyorduk ama aslında görev gelene kadar tamamen boştaydık. Şu anlık kimsenin bizden bir beklentisi olmadığı için kendi adıma aşırı rahatsız hissediyordum. İlk kez özel bir timde bulunduğum için garipsediğim şeyler vardı belki de. Herkesin çıkmasıyla otomatik kapı kapandığında koridorda grup halinde kalmıştık. Kimse hemen dağılmadığı için bende dururken bir şey diyeceğini düşündüğüm Yüzbaşı'na çevrildi bakışlarım. "Dağılabilirsiniz. Günün geri kalanında boşsunuz." Demişti önceki günlerde de sanki aynı olmamış gibi. Duymam gerekeni duyduğum için gitmek için arkamı döndüğümde başka biri konuşmuştu. "Konutanım daha önce de bahsetmiştim. Önümüzdeki günlerde boş olduğumuza göre hepinizi yarın akşam yemeğe davet etmek istiyorum." Duyduğum cümleler yüzünden sıkkın bir nefes alırken gözlerimi devirmemek zordu. Ev arayan Polat oldukça çabuk kendine karargaha yakın bir ev bulmuş ve komutanlardan aldığı izinle iki gün önce taşınmıştı. Artık karargahda kendisi ile daha az karşılaşacak olmaktan son derece mutluydum. Geçen günlerde pek fazla değişen şey olmamıştı. Kendimi zorladığım şeyler vardı ki bunlardan biri de Polat'a daha fazla katlanabilmekti. Tehlikeli bir hal almaya başlayan nefretimi kontrol altına almaya çalışıyordum son günlerdir. İçimdeki ses tüm o nefret ve huzursuz duyguların en azından biraz da olsa geçmesi için bir yüzleşmeye ihtiyacı olduğunu söylüyordu. Geçmişin üzerini örtmeye çalıştıkça bir taraflar hep açıkta kalıyor ve dışarıya fırlıyordu. Ne zaman ve nasıl olurdu fikrim yoktu ancak bir şeyleri çözebilmek için Polat ile yüzleşmemiz gereken konular vardı. Gecikmesi ikimiz açısından da tehlikeliydi. Yine de henüz onunla yaşanan şeyleri tekrar hatırlayıp, yüzleşecek kadar güçlü hissedemiyordum kendimi. "Kimsenin başka bir…