BÖLÜM-10
Yazar: BÜŞRA

=== HASTA ZİYARETİ Varlığından haberimin olduğu ancak nerede olduğuna daha önce hiç dikkat etmediğim odanın içine ilk kez girdiğimde gözlerim etrafta dolandı. Elbette çalışma odasından bahsediyorum. Yüzbaşı Zahir'in gece nerede uyuduğunu hiç düşünmemiştim doğal olarak ancak geç saatlerde karargahda oluyordu. Bir konuşma arasında evi olduğunu duymuştum ama karargahda kalmayı tercih ediyordu sanırım. En azından son zamanlarda özellikle diken üstünde ve her an göreve hazır olmak mecburiyetindeydik. Bu yüzden karargahda kaldığını düşünüyordum. Bahsettiği imza mevzusu için Zahir'i takip etmiştim. Karargahın içine girdikten sonra bir odanın önünde bulmuştum kendimi. Kendisi tereddüt etmeden kapıyı açıp içeri girmiş ve ardından girmem için açık bırakmıştı. İçeriye girmeden hemen önce kapının yanındaki duvarda asılı olan isime değmişti gözlerim. Yüzbaşı Zahir Aktemur. İçeri girdiğimde ardımdan kapıyı kapattım. Yüzbaşı masasının karşısına geçip oturmuş ve çekmecelerinden evrak ve dosya olduğunu düşündüğüm kağıtları karıştırmaya başlamıştı bile. Oturmamı söylemediği için odanın ortasında birkaç saniye dikili şekilde kalırken bu sırada gözlerim hızla etrafta gezinmişti. Aşırı büyük bir oda değildi. Hatta küçük bile diyebilirdim. Dört duvarın birinde kitaplıklar vardı. Raflar ağzına kadar dosyalarla doluydu. Çalışma masasının tam karşısındaki duvarda iki kişilik bir deri koltuk vardı. Önünde küçük bir masa vardı. Koltuğun karşı duvarının önünde büyük bir çalışma masası vardı. Üzerindeki eşyalar aşırı düzenli duruyordu. Masanın önünde de iki tekli koltuk vardı klasik olarak. Yüzbaşı masanın arkasındaki sandalyesinde oturuyordu. Gözlerim son olarak odanın bir duvarındaki pencereye çevrilirken dışarıdaki manzarayı izledim. Hafifçe şaşırmıştım çünkü cam ön bahçeyi genişçe ve net şekilde görüyordu. Kapıda nöbet tutan askerlerden tutup bahçede olan tüm askerleri rahatça izleyebilirdi odasından. "Neden ayaktasın?" Sesiyle kafamı çevirdim. Elinde tuttuğu birkaç parça kağıtla bana bakıyordu. ˋOturma mı söyledin mi ki soruyorsun?ˋ Adlı üşüncelerimi geriye atıp sakince masanın karşısındaki koltuğa oturdum. Masanın arkasında oturan bedenini şimdi daha yakından görebilmiştim. Ceketini sandalyesinin sırt kısmına asmıştı. Antrenman sırasında katiyen gözlerimi çevirmemeye çalıştığım kolları masanın üzerinde, dirsekleri masaya dayalıydı. Bu şekilde kol kasları doğruca gözlerimin önündeyken henüz yeni antrenmandan çıktığı için bileklerine uzanan damarları hafif çıkık ve belirgindi. Önüme elinde tuttuğu kağıtları bırakıp masanın diğer ucundaki kalemlikten bir kalem alıp bana uzattı. Uzattığı kaleme bir saniye bakıp elimi uzattım. Kalemi almak için parmaklarımı kaldırdığımda parmaklarımız belkide bir saniyeden daha kısa bir an için birbirine değmişti. Soğuk parmak uçlarım değdiği tenin sıcaklığını anında hissederken elim kontrolüm dışında kasılmıştı. Yüzbaşı kalemi tuttuğumu varsayıp parmaklarını beklemeden çekmişti. Kalem parmaklarımın arasından kaymış ve masanın üstüne düşmüştü. Çıkan sesle gözleri bana dönerken düşmüş kalemi hızla elimi aldım. "Pardon." Diye geveledim ağzımın içinden hızla. Farkettirmeden kasılı parmaklarımı gevşetmek için hafifçe açıp kapadım. Bu oda fazla mı havasızdı? Yüzüme bakmayı sürdürdüğünde yalandan boğazımı temizlemeye çalıştım. "İmza mı atacağım?" Kağıtları işaret edip ikimizinde dikkatini farklı bir yöne çekmeye çalıştım. Sonunda gözleri kağıtlara döndüğünde masanın üzerinden haffçe yaklaşmıştı. Elini kaldırıp kağıtların üzerinde bir yeri parmağıyle gösterdiğinde gözlerimi sadece kağıdın üzerinde sabit tutmaya çalıştım. "Buraya ve diğer sayfalarda da aynı yere atman gerekiyor." Dikkatimi tamamen kağıtlara odaklarken önce gözterdiği yere baktım. Kalemi kaldırırken imzayı atmadan önce kağıtta yazanlara göz attım. Kısaca okuduğumda çokta önemli olmayan birkaç rapor olduklarını fark etmiştim. Kalemin arkasına basıp ucunu kağıda yaklaştırdım. Zaten çoktan kendi imzasını atmıştı. Yüzbaşı Zahir Aktemur isminin hemen yanında yazan ke…