2.BÖLÜM (ATÖLYE)
Yazar: Lavera

Miyebalarrr:) Yıldıza basmayı ve yorum yapmayı unutmayınızzz Yeni bölüme geçebiliriz efenimm keyifli okumalar... Bölüm şarkısı: Gökhan Türkmen - Sen İstanbul'sun ****** "Sen ona aşıksın Sen ona aşıksın Sen ona aşıksın Böyle bitecekmiş meğer" Radyodan gelen müzik sesiyle yüzümü buruşturmamak için kendimi zor tutuyordum, kızlarla her hafta sonu olduğu gibi cumartesi date'i yapmak için dışarı çıkmıştık ama dört mevsim Aleyna son yarım saattir bize olmayan aşkımızın ızdırabını çektiriyordu. "Ne pişman ne düşman Nede kahraman olmaya değer Savaşmam yarışmam Kalbin onla çarpıyorsa eğer" Şarkının son kısmında patlatacaktım fakat Hande benden önce davrandı. "Ay yeter be! Vallahi yeter bune lan böyle! Resmen olmayan aşkımızın ızdırabını çektirdin bize yeter!" "Gerçekten ya hadi onu geçtim 'Sen evlisin' ne Aleyna yaaa!" Aynadan arka koltuğa baktığımda Hande Büge'ye ters ters bakıyordu "Yani o kadar kelime tükettim ama sen demediğim şeye mi takıldın Büge?" "Ne yapayım kızım...Çok dokundu." Hande Büge'ye mal mısın? bakışı atıp "Bir şey yapma Büge sus!" deyip bana döndü "Alara'm aç bizim oralardan bir şeyler içim şişti." Elimi tam radyoya götürüyordum. Açmak için değil kapatmak içindi ki, Aleyna elimi tutarak Hande ye döndü. "Olmaz!" "Niye?" "Çünkü sizin oraların şarkıları hep kürtçe ve ben kürtçe bilmiyorum... Ya sövüyorsa." Hande şaşırmış olacaktı ki "Kızım sen salak mısın?" diye çıkıştı "Yoo gayet akıllıyım hatta bu güzel aklımla avukat oluyorum." Hande göz devirdi "Niye sövsün! Halis mulis kürtçe şarkı yani en azından seninkiler gibi 'onu alma beni al' falan demiyor!" Handenin dedikleri ile kafamda bir ampul yandı. sorgulayıcı bakışlarımı Aleyna'ya çevirdim "Yoksa sen İdris'ten mi ayrıldın?" "Ne alaka?" Hande de aydınlanmış gibi arka koltuktan kafasını uzattı " Çok alaka! Kızım son yarım saattir resmen aşk acısı çektik burada! Ve bu acı ile kahvaltı yapmaya gidiyoruz. Cidden ayrıldın mı? Ne oldu." Aleyna tam cevap verecekti ki kafasını çevirip radyoya öldürücü bakışlar atmaya başladı. Bizde radyoya bakınca Karadeniz'e özgü bir müzik çaldığını fark ettik "Sanırım ciddi bir şey oldu." dedi Büge "Kar yağar sine sine Yarun elbisesine Eski yarin ömrini Ver Allah yenisine" Aleyna'nın gözleri renkten renge girerken elinin tersi ile radyoya vurup kapattı. Ani hareketi ile hepimiz irkilince gözlerimiz radyo ve Aleyna arasında gidip geliyordu . "Sinesine yağan karın sinesine... Giydiği elbiseye de eski yarin ömrünede sokarım..." Aleyna'nın ani hareketlerine Büge daha fazla dayanamayıp konuşmaya başladı "Ne olduğunu anlatmayı planlıyor musun artık? Ve fark ettin mi bilmiyorum ama daha demin damarlarımda akan kana çarptın!" Aleyna dikiz aynasından Büge'ye ters bakışlarını sundu sonrasında derin nefes alarak arabayı durdurdu "İnin hadi restorana gidelim kahvaltıyı beklerken anlatırım." Arabadaki kargaşadan yola odaklanamadığım için geldiğimizi fark etmemişim. Arabadan inip restorana girdik masamıza oturduğumuzda klasik kahvaltı sipariş verdik "Artık başlayacak mısın Aleyna?" Sanırım Aleyna arabada radyoya vurarak Bügenin damadına fena basmıştı. Yoksa bu sabırsızlığının başka açıklaması olamazdı. Aleyna derin nefes alarak söze girdi "İdris buraya geldi." Büge anlık şaşkına döndü "Nasıl ya! Eyüb geldi mi? Geldiyse benim niye haberim yok!" Hande Bügenin bu tepkisine imalı bir tebessüm ile cevap verdi "Bügecim bi nefes al istersen Eyüb'ün senden habersiz taa Trabzonlardan buralara gelecek hali yok ya." "Ya geldiyse?" "E o zaman Allah rahmet eylesin." "Geldi yani?" "Ben ne bileyim Büge geldiyse selasını okuturuz." "Okuyacam ben onun selasını okuyacam ya benden habersiz nasıl gelir ya nasıl!" "Öf bee! Dinleyecek misin yoksa konuşacak mısın Büge?" dedi Aleyna "Tamam dinliyorum anlat." "Öncelikle Eyüb gelmedi İdris geldi." "Harbi gelmedi mi?" "Gelmedi Büge" "Boşuna günahını aldım sevgilimin yaa." " E yani." diye mırıldandım "Uzatmayın da kız anlatsın, devam et Aleyna!" "Buradaki çay fabrikaların birinde ufak bir sorun varmış. İdris onun için iki gün burada…