Saklı Olan Karanlık

6- KADER YAN YANA

Yazar:

Saklı Olan Karanlık - gölgeli satırlar kitap kapağı
Saklı Olan Karanlık kitap kapağı

İnsan zihni garip bir yerdi; aynı anda hem hafifleyip hem de ağırlaşabiliyordu. O gece tam olarak bunu hissediyordum. Günlerdir üzerinde çalıştığım projeyi sonunda teslim etmiş olmanın verdiği o ince rahatlık içimde hâlâ sıcak bir iz bırakıyordu. Şimdi geriye sadece beklemek kalmıştı; bir telefon, bir e-posta, belki de yalnızca birkaç kelimelik bir onay. Ama o birkaç kelimenin hayatımda açabileceği kapıları düşündükçe kalbimde küçük bir heyecan kıpırdanıyordu. Ne var ki o heyecanın hemen yanında başka bir duygu daha vardı. Kutunun içinden çıkan o tuhaf mektuplar, yazılan o cümleler… “Seni izliyorum.” İnsan böyle bir şey okuduktan sonra dünyanın bir anda değişmediğini biliyor elbette, ama yine de bir şeyler yerinden oynuyor. Sessizlik eskisi kadar masum gelmiyor, karanlık köşeler biraz daha dikkat çekici oluyor. Belki de bu yüzden az önce duyduğum o küçük sesi görmezden gelemedim. Belki de bu yüzden düşünmeden hareket ettim. Ve şimdi… terasımda oturmuş, elimde eriyen bir buz parçasıyla karşımda duran adamın başına bastırıyordum. Buz parçası avucumda yavaş yavaş eriyordu. Soğukluk çoktan parmaklarımı uyuşturmuştu ama yine de geri çekmedim. Aslında buna pek gerek yoktu; vurduğumdan beri epey zaman geçmişti ve adam gayet iyi görünüyordu. Yine de başındaki küçük şişlik gözümden kaçmıyordu ve bu… en azından vicdanımı biraz olsun rahatlatıyordu. Karşımda oturan adam ise bütün bu durumu şaşırtıcı bir sakinlikle karşılıyordu. Daha geçen gün bana yardım eden, birlikte toplantıya girdiğimiz, hatta bana çiçek gönderdiğini düşündüğüm o adam şimdi karşımda oturuyordu. Ve ben… onun kafasına odunla vurmuş, şimdi de başına buz tutuyordum. Evet. Karşımda oturan adam oydu. Aslan. “Gerçekten çok özür dilerim. Daha iyi misin?” sesimdeki mahcubiyeti istesem de gizleyemiyordum. “İyiyim Ahu. Buza daha fazla gerek yok.” Sesi o kadar normal çıkıyordu ki sanki az önce kafasına odun yememiş gibiydi. Kafasına buzu tutan elime uzandı ve bileğimden kavrayarak kafasından çektiğinde elimdeki buzu masaya bıraktım. Zaten en başından beri buz istememişti, iyi olduğunu söylemişti ve gerçekten de hiçbir şeyi yok gibiydi. Ama buz tutma konusunda ben ısrarcı olmuştum. Vicdanımı bir şekilde susturmalıydım değil mi canım. “Zaten senin orada ne işin olduğunu da çözebilmiş değilim.” Diyerek ağızından laf almaya çalıştım. Çünkü ne ben utancımdan ona sorabilmiştim ne de o kafasına odun yemesine rağmen orada ne işi olduğunu söylemişti. “Açıklamama gerek olduğunu düşünmüyorum.” Diyerek sinir bozucu bir cevap verdiğinde göz devirmemeye çevirdim ve acı kahve gözlerimi onun okyanusu andıran mavilerinden çekmedim. “Pardon ama kafana odunla vurduğuma göre orada ne işin olduğunu öğrenmek hakkım bence?” Onun verdiği sinir bozucu cevap bir anda üzerimdeki o utangaçlığı ve mahcubiyeti atmıştı. Derin bir nefes aldı. “Yan dairenin sahibi benim.” Dediğinde sanki bütün beyin fonksiyonlarım durmuştu. Ne demek “yan dairenin sahibi benim”. Yaklaşık iki senedir bu evde kalıyordum ama yan dairem hep boştu. Hatta bir gün merak edip site yönetimine bile sormuştum. Aldığım cevap ise sahibi buraya pek gelmez yurtdışında yaşıyor olmuştu hatta sahibinin buraya geleceğini asla düşünmediğini söylemişti. Ve şimdi o dairenin sahibinin bana yardım eden aynı zamanda müşterim olan adam olduğunu öğreniyordum. Her şey bir rastlantı mıydı yoksa kader miydi? Bir süre sonra kendimi toparlayabildiğimde anca cevap verebilmiştim. “Yani yıllardır yurtdışında olan ve buraya gelmeyen o adam sen misin?” diye sorduğumda kafasıyla onayladı beni. “Peki neden yerde bir şey arıyordun?” Yüzünde bir bıkkınlık vardı. Sorduğum soruyu bile cevaplamayacağına emindim ama beni şaşırtarak beni cevapladı. “Sigara içecektim dalgınlığım yüzünden çakmağım koltuğun altına düşmüştü.” Dediğinde yüzüme oldu mu der gibi bakıyordu. Elini kafasına götürerek vurduğum kısmı ovduğunda yüzünde tek bir mimik bile oynamamıştı. Bu adam duygusuz muydu? “Senin de elin ağırmış.” Sesinde ne bir sitem ne de bir öfke vardı sadece kuru bir tespitti. Omu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku