Saklı Olan Karanlık

10- KARANLIK TARAF

Yazar:

Saklı Olan Karanlık – gölgeli satırlar kitap kapağı
Saklı Olan Karanlık – gölgeli satırlar kitap kapağı

Evin kapısı kapandığında çıkan ses evin sessizliğinde yankılandı. Ahu kapıdan çıktığından beri Aslan teras kapısına yaslanmış, kadının arkasından bakıyordu. O gittiğinde sanki bu evin enerjisi değişmişti, Aslan’ın soğukluğu tekrardan bütün eve yayılmıştı. Ahu daha birkaç dakika öncesine kadar bu evin içindeydi; aynı masada oturmuş, ona aldığı kahveyle kendine gelmeye çalışırken bir yandan eksik hatırladığı geceyi toparlamaya uğraşıyordu. Konuşmaları kısa, cümleleri temkinliydi ama yüzü her şeyi ele veriyordu. Özellikle o video… Telefona düştüğü anda yüzündeki değişimi net bir şekilde görmüştü Aslan. Gerginlik bir anda yerleşmiş, sesi fark etmeden keskinleşmişti. Sorunun kavganın kendisi olmadığını o an anlamıştı Aslan; mesele izlenmek, konuşulmak ve kontrolün başkalarının eline geçmesiydi. Bu onun dünyasına aitti ve Aslan bu dünyayı çok iyi tanıyordu. Ahu’nun yüzündeki endişeyi görünce onun için gereksiz ve küçük olan bu olay artık daha büyük bir sorun haline dönüşmüştü. Ardından telefonundan bir mesaj yazarak bu durumu ortadan kaldırtmıştı. O videoları her yerden kaldırtın. Derhal! Kısa, net ve yeterliydi. Dakikalar geçmeden mesele ortadan kalkmıştı bile. Ahu hâlâ gergindi ama artık ortada gerçek bir sorun yoktu. Sonrasında masayı birlikte toplamışlardı; garip bir şekilde sessiz geçen ama rahatsız etmeyen bir andı bu. Sanki ikisi de konuşmadan anlaşmış gibi, biri tabakları alırken diğeri kahveleri toplamıştı. Olması gereken buymuş gibiydi. İkisi içinde sıradan bir andı. Ardından terasa geçtiklerinde tek eşya olan ikili koltuğa oturmuşlardı. Aslan hâlâ terasın kapısına yaslanmış dururken, dün gece kulübe aslında bir iş görüşmesi için gittiğini hatırladı. Yapacağı kısa iş görüşmesinin ortasında Ahu’yu görmesiyle toplantıyı bölmüş ve ona selam vermek için yanına gittiğinde kendini başka bir olayın içinde bulmuştu. Ama bu onu rahatsız etmemişti. Tam o sırada bilgisayarına gelen bildirimin sesini duydu. Sakin ve kontrollü adımlarla kapının yanından ayrılıp az önce oturduğu koltuğa geçti. Bilgisayarını yeniden dizlerinin üzerine koydu. Gelen dosya, beklediği dosyaydı. Ahu hakkında istediği bilgiler sonunda elindeydi. Dosyayı açtığında detaylı incelemeden sadece göz gezdirdi. Hepsi kısa kısa bilgilerdi. Aslan bu bilgilerin hepsi olduğunu düşünmüyordu. Yanında duran telefonu çalmaya başladı. Bu aklındaki soruları giderecek bir telefondu. Sakince telefonu yanıtlayıp kulağına yasladı. Sesi çoğunlukla olduğu gibi sert, kontrolü, kendinden emin çıkıyordu. “Dinliyorum.” diyerek karşısındaki adamın hemen konuya girmesi gerektiğini belirtti. “Ahu Tunalı, hakkındaki bilgiler ve ulaşabildiğim fotoğraflar size gönderdiğim dosya da mevcut, patron.” Diye başlayarak kontrollü bir şekilde Aslan’a açıklamalar yapmaya başladı. “İzmir doğumlu. Tek çocuk. Babası emekli yarbay. Annesi ise doğumu esnasında ölmüş, bu yüzden de biraz asi bir çocukluk geçirmiş.” Aslan ona bakınca bile asi bir çocukluk geçirdiğini tahmin edebiliyordu ama annesi hakkında olanları o da beklemezdi. Cengiz’i hiç bölmeden dinlemeye devam etti. Bir yandan onu dinliyor bir yandan da önündeki bilgisayardan bilgilerini takip ediyordu. “Çocukluğunda kurduğu bir arkadaş grubu varmış. Hala daha beraberler. Hatta lise yıllarında üç kere beraber lise değiştirmişler. Ama detaylı olarak bilgilerin derinliğine ulaşamadım.” Aslan ekranı kaydırırken kalabalık bir fotoğrafa denk geldi. Fotoğrafta dört erkek iki de kız vardı. Yüz hatlarına bakıldığında hepsinin lise çağlarında olduğu anlaşılıyordu. En ortada ki kızın Ahu olduğunu hemen anladı Aslan. Onu gözlerinden tanımıştı. Bir an ‘gözleri hiç değişmemiş’ diye düşündü. Bu fotoğrafta hepsi birbirine sarılmış, karşısındaki kameraya gülümseyerek bakıyorlardı. Fotoğrafa bakan bir insan bile onların arasındaki samimiyeti, aralarındaki bağı anlayabilirdi. Fotoğrafı kaydırdığında Cengiz hala anlatıyordu. “Çocukluğundan beri mimar olmak için çabalamış. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde iki yıllık iç mimarlık okumuş. Okulu bitirince de heme…

Bölümün tamamını WritePad'de oku