Saklı Olan Karanlık

9-İHANETİN POSTASI

Yazar:

Saklı Olan Karanlık – gölgeli satırlar kitap kapağı
Saklı Olan Karanlık – gölgeli satırlar kitap kapağı

Alkol tehlikeli bir sıvıydı… Sadece insanın ayaklarını yerden kesmiyor, zihninin sınırlarını da silikleştiriyordu. Gerçek ile bulanıklık arasındaki çizgiyi inceltip, en net anıları bile yoğun bir sisin içine bırakıyordu. Bir süre sonra hatırladığın şeylerin gerçekten yaşanıp yaşanmadığını bilemiyordun. Sesler birbirine karışıyor, yüzler netliğini kaybediyor, duygular ise olduğundan daha yoğun, daha kontrolsüz bir hâle bürünüyordu. Belki de en tehlikelisi buydu; insanın normalde söylemeyeceği sözleri fısıldatıyor, normalde yaklaşmayacağı insanlara bir adım daha yaklaştırıyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde cesaret gibi görünen şeyin aslında sadece kontrol kaybı olduğunu anlamıyordun. Sabah olduğunda ise geriye eksik hatıralar, zonklayan bir baş ve “dün gece ne oldu?” sorusuyla baş başa kalıyordun. Bense güvenmediğim, tanımadığım bir kalabalığın içinde sarhoş olmayı uzun bir süre önce bırakmıştım. Tanımadığım kalabalığın arasında kontrolümü kaybetmemeliydim. Çünkü insan, kendini koruyamayacak hâle geldiğinde etrafındaki yüzlerin ne kadar yabancı olduğunu daha net fark ediyordu. Gülüşlerin samimiyeti sorgulanır, bakışların niyeti belirsizleşirdi. O yüzden hep sınırlarımı bilirdim; ne kadar içeceğimi, ne zaman duracağımı, ne zaman ortamdan uzaklaşacağımı… Kendime koyduğum bu küçük kuralların beni güvende tuttuğunu düşünürdüm. Ama maalesef dün gece böyle olmamıştı. Kontrolümü kaybetmiştim, zihnim bulanıklaşmıştı. Dün gece hafızamda silik silik, anılar sis bulutlarıyla kaplıydı. Dün geceyi hatırlamak için zihnimi zorladım ama ağrıdan zonklayan beynim bunu biraz zorlaştırıyordu. Kulübe girdiğimiz anı, Tolga ile olan konuşmamızı hatırlıyordum sonra… sonrası silik silikti. Sanki zihnim bir yerden sonra hafızama perde çekmişti. Sesler kesiliyor, görüntüler birbirlerine karışıyordu. Kalabalık… sesler… ışıklar… göz göze geldiğim birisi… kolumda hissettiğim el… hepsi birbirine karışmış netliğini kaybetmişti. Hatırlamak için zihnimi zorladığımda başım daha fazla ağrıyor, sis bulutu beni daha da zorlaştırıyordu. Baş ağrımdan buruşan yüzümle, yumuşak yatakta gözlerimi tavana açtım. Bir süre hiçbir şey düşünmemeye çalışarak beyaz tavanı izledim. Ama birkaç saniye sonra zihnim kendi işlevine döndü ve içinde bulunduğum durumu daha net kavramaya başladım. Bu tavan benim odamın tavanı değildi. Bulunduğum yer bana ait değildi! Anladığım aydınlanmayla aceleyle yatakta doğruldum. Üzerimde dün gece ki elbisem vardı. Gözlerim bulunduğum odanın içini taramaya başladı. Oda beklediğimden daha sadeydi. Ortada geniş, neredeyse odanın çoğunu kaplayan bir yatak vardı. Yatağın hemen yanında küçük bir komodin duruyordu; üzerinde dikkat çeken hiçbir şey yoktu, her şey düzenli ve abartısızdı. Duvarlar boştu, odaya kişisel bir dokunuş katacak neredeyse hiçbir detay yoktu. Bu yalınlık, buranın bana ait olmadığını daha da hissettiriyordu. Sağ tarafımda kapısı yarı açık bir bölüm dikkatimi çekti. İçeride askılara asılmış birkaç kıyafet silueti seçiliyordu. Giyinme odası olmalıydı. Odanın geri kalanı da aynı şekilde düzenli ve sessizdi. Yatağın karşısında ise kapısı kapalı başka bir oda vardı. Büyük ihtimalle tuvaletti. Başımı cama çevirdiğimde dışarıdaki hava içimdeki huzursuzluğu tamamlar gibiydi. Gökyüzü kasvetliydi; gri bulutlar gökyüzünü kaplamıştı. Yine de bulutların arkasından sızan solgun ışık sabah olduğunu ele veriyordu. O loş aydınlık, odanın içine yayılırken bulunduğum yerin yabancılığını daha da belirginleştiriyordu. Telaşla yataktan kalktım. Ayakucumda çıkarılmış topuklularımı görünce onları giydim ve korkuyla odanın kapısına ilerledim. Mektupların sahibi tarafından kaçırılmış olamazdım dimi? Kapıyı açtığımda bir koridorla karşılaştım. Burası benim evimin koridoru gibiydi. Ben aynı apartmanda farklı bir dairede miydim? İyi de böyle bir şey nasıl olabilirdi? Şaşkınlıktan çatılan kaşlarım ve karışan kafamla koridorda adımlamaya başladım. Ev sessizdi. Koridorun soluna vardığımda geniş salonla karşılaştım. İçeride sadece L koltuk, orta sehpa ve geniş bir t…

Bölümün tamamını WritePad'de oku