Saklı Olan Karanlık

4- BEYAZ NERGİSLER

Yazar:

Saklı Olan Karanlık - gölgeli satırlar kitap kapağı
Saklı Olan Karanlık kitap kapağı

Gözlerimi açtığımda, dünya henüz uyanıyordu. Perdelerden sızan soluk ışık, odanın köşelerini nazikçe aydınlatıyordu. Derin bir nefes aldım; uyku hala ağır ağır bedenimde dolaşıyor, zihnimse yavaş yavaş yeni güne alışmaya çalışıyordu. Yataktan doğrulduğumda aşağıdan gelen sesleri daha iyi duymaya başladım. Bu sesler benim çocukluğumdu, gençliğimdi, şimdim, geleceğim ve geçmişimdi. Aşağıdan hafiften gelen sesleri bir süre dinledim. Sanki seslerini dinlemem bile beni mutlu ediyordu, içimdeki kara bulutları bir anlığına da olsa dağıtıyordu. Üzerimdeki yorganı kenara iterek yataktan kalktım ve merdivenlere yöneldim. Merdivenin son basamağındayken karşımda arkası bana dönük telefonuyla ilgilenen kıvırcığı görünce ani bir kararla son basamaktan zıplayarak sırtına atladım ve bacaklarımı beline, ellerimi de boynuna sıkıca doladım. “Lan!” diye ani bir tepki verdikten sonra benim olduğumu anladı. “Kız insene sırtımdan.” Diyerek beni sırtından atmaya çalıştı ama düşmemek için sıkı sıkı tutunduğum için başarısız oldu. “Hadi Doruk beni salona götür bakalım.” Dediğinde ellerini bacaklarıma koyarak düşmemi engelledi. Salona doğru ilerlemeye başladığında salonda sohbet eden Orçun, Ömer ve Polat’ı gördüm. Anlaşılan tam kadro buradaydı. Doruk’un sırtında ki beni ilk önce Ömer fark etti. “Ne oluyor lan?” diye sorduğunda Doruk koltukta boş olan alana beni adeta fırlattı. “Öküz yavaş olsana!” diye söylendiğimde Doruk’ta kendini yanımdaki boşluğa bıraktı ve Ömer’in sorusunu cevapladı. “Ne olacak bu dana bir anda sırtıma atladı.” Bacağına vurdum. “Sensin be dana.” Ona cevap verdiğimde bizi izleyen diğerlerine döndüm. “Kızlar nerede?” diye sorduğum da Polat yanıt verdi. “Mutfaktalar.” Dediğinde ayağa kalkıp mutfağa ilerlemeye başladım. Mutfağa girdiğimde ocağın başında Kumru’yu ve masayı hazırlayan Umay’ı gördüm. “Günaydın!” diye bağırdığımda ikisi de bana döndü. Kumru cevap olarak öpücük açıp tavada ki omletine geri döndü. “Günaydın hayatım hadi hazırlan da gel kahvaltı hazır.” Umay’ın sözleriyle bakışımı üzerimdeki pijamaya çevirdim. “İyi üzerimi değiştirip geliyorum.” Diyerek mutfaktan koşarak çıkarak üst kattaki giyinme odama girdim. Dolaplarımın kapaklarını açarak günlük “ne giyeceğim?” diye kafa patlatma seansım başlamıştı. Kıyafetlerimin arasında dolaşırken, gözlerim klasik ve rahat bir kombin seçmeye odaklandı. Beyaz, boğazlı bir kazak elime geldi; hem sıcak tutuyor hem de sade görünüyordu. Üzerine koyu lacivert, kısa kesim bir kaban almayı düşündüm, düğmelerinin parlaklığı kombine hafif bir şıklık katıyordu. Altına ise belden oturan, düz kesim mavi kot pantolonumu seçtim; rahatlığı ve zamansız duruşu her zaman favorimdi. Ayakkabılar için siyah, sivri burunlu, topuklu botlarımı elime aldım; hem şıklık hem de günlük rahatlık sunuyorlardı. Son dokunuş olarak, kırmızı küçük ve sade bir çanta ile gri yün bir bereyi kombine ekledim. Gözlüklerim olmadan da olmazdı tabii, siyah, ince çerçeveli bir modeldi bu. Kendime şöyle bir baktım; hem sade hem şık, hem rahat hem şehre uygun bir halim vardı artık. Hemen makyaj masama geçerek kombinime uygun hafif bir makyaj yapmaya başladım. Bir süre sonra hazır olduğumu fark edince aynadan kalktım ve hazırladığım çantamı alıp odamdan çıktım. Merdivenlerden aşağıya inerken topuklu ayakkabılarım çıkardığı tok ses evin içinde yankılanıyordu. Alt katta indiğimde sesler mutfaktan geldiği için hemen mutfağa ilerledim. Ve mutfağa girdiğimde herkesi masanın etrafında görmem yanılmadığımı gösterdi. Masanın başında benim için ayrılan boşluğa oturdum. Tabağımda olan omleti yemeğe başladım. “Ahu burası soğumuş ya merkezdeki eve geçsene.” Orçun’un sorusuyla ona döndüm. “Müsait olduğumda geçerim ya.” Diyerek geçiştirip kahvaltıma geri döndüm. Kumru “Ben yarın müsaittim hallederim.” Dedikten sonra masadakilere döndü. “Müsait olan biri de yardım eder herhalde.” Polat yemeğini yerken Kumru’ya cevap verdi. “Ben yarın müsaittim yardım ederim.” Dediğinde bu konu hallolmuş oldu ve herkes sohbetler, kahkahalar, şakalaşmalar eşliğinde…

Bölümün tamamını WritePad'de oku