SAKLI KALAN TÜM HİSLER
Yazar: deniz

SAKLI KALAN TÜM HİSLER Sertab Erener, Farzet Göksel , Gittiğinde Oy verip yorum yaparsanız çok sevinirim. İyi okumalar. Bankta otururken gözlerimi gökyüzünün kızıllığına dikmiştim. Akşam güneşi yavaş yavaş çekilirken pembe ve turuncu tonlar birbirine karışıyor, hafifçe esen rüzgâr saçlarımı yüzüme savuruyordu. Birkaç tutam kulagimin arkasına sıkıştırırken yanımda oturan Seren uzun bir iç çekti. "Of Gökçe, of." Başımı ona çevirdim. "Ne yaptım yine?" "Hâlâ soruyorsun." dedi gözlerini devirerek. "Önünde sadece bir haftan kalmış, zaten sene boyu hiçbir adım atmamışsın, bir haftaya herkes kendi yoluna gidecek ve sen hala yerinde sayıyorsun." Bu konuşmanın nereye evrileceğini ikimizde çok iyi biliyorduk. Çünkü aynı konuşmayı sene boyunca defalarca yapmıştık ve sonuç hep aynı kalmıştı. Oflayarak konuştum. "Yine aynı konu." " Evet yine aynı konu." dedi. " çünkü sen konuşmadıkça değişen hiçbir şey olmayacak. Gidip konuşsan en kötü ihtimalle hoşlanmadığını öğrenirsin. Ama hiçbir şey yapmazsan kafanda her zaman 'Acaba ne olurdu?' sorusu kalacak. Ben pişman olma diye konuşuyorum sana." Bakışlarım yeniden gökyüzüne çevirdim. Parmaklarım hiç durmadan tırnaklarımın kenarındaki etleri yoluyordu. Sorun da buydu zaten. Ya hoşlanmıyorsa? İki ay önce ona istek atmıştım ve kabul etmemişti. Belki görmemişti, belki sonra kabul ederim diyerek unutmuştu, belki de bilerek reddetmişti. Sebebini bilmiyordum ama o küçücük şey bile günlerce moralimi bozmuştu. Yüz yüze alacağım bir reddi kaldıramayacağımı biliyordum. Çünkü reddedilmek benim için sadece bir "hayır" cevabı değildi. Aylarca içimde büyüttüğüm ihtimalin tek bir cümleyle yok olmasıydı. Her bakışına yüklediğim anlamın, kafamda kurduğum bütün senaryoların, "Belki..." diye başlayan tüm düşüncelerimin aslında hiçbir karşılığı olmadığını öğrenmekti. O an sadece ondan değil, kendimden de utanacağımdan korkuyordum. Konuşmazsam ve o bilmezse en azından o ihtimal yaşamaya devam eder. Saçma olduğunu biliyorum. Ama insan bazen gerçeği öğrenmekten çok hayal kurmayı seviyor. "Yapamayacağım Seren." dediğimde, Seren hiç şaşırmamış gibi ama aynı zamanda kaşlarını çatarak baktı. "Onu son kez görüşümü güzel hatırlamak istiyorum." "Yani bunun böyle olacağını biliyordum, şaşırmadım. Sene boyu sana çocukla etkileşim halindeyken konuş dedim, o zaman bile bir şey yapmadın. O yüzden daha da bir şey söylemiyorum artık keni kararın." Bana içten içe kızdığını biliyordum, çünkü kim arkadaşının kendi aptallıkları yüzünden üzülmesini isterdi ki. Pişman olmamı istemiyordu. Ama farkında olmadığı bir şey vardı ben zaten çoktan pişmandım. Onu sevdiğim için pişmandım. Aslında onu sevmek bile benim tercihim değildi. Sadece onu gördüm, ondan sonra gözüm bir başkadını görmedi. 🌙 Dershanenin koridorları ilk defa bu kadar kalabalık ama bir o kadarda buruk hissettiriyordu. Bir sene boyunca saatlerimizi geçirdiğimiz, denemelerden çıkıp birbirimize dert yandığımız, güzel arkadaşlıklar edindiğimiz o koridorlar... Şimdi ise herkes birbiriyle vedalaşıyordu. Bende aramda çok bir samimiyet olmayan fakat veda etmem gerek kişilerle konuşmuş kenarda bir köşeye geçmiş bekliyordum. Gözlerimi kapıya dikmiş, onun gelmesini bekliyordum. Koridorun girişine her baktığımda bu sefer geleceğine inanıyordum. Ama her gelen yüz, umudumu bir parça daha söndürüyordu. O sırada omzuma hafifçe vuruldu. "Benim en sevmediğim öğrencim de buradaymış." Arkamı döndüğümde Turan hocayla göz göze geldim. "Ooo, benim en sevdiğim hocam." dedim gülümseyerek. Yüzünü buruşturdu. "Lütfen lafını geri al. Ben senin en sevmediğin öğretmeninim." Kahkaha attım. "Elimde değil hocam. Kalbim çoktan kararını verdi." dediğimde yüzünü buruşturdu. "Fenerbahçeli biri tarafından sevilmek benim için iltifat değil, hakaret." Her zamanki gibi... Turan Hoca ve Fenerbahçe takıntısı. Öyle fanatikti ki Galatasaray'ın saha koordinatlarını koluna dövme yaptırmıştı. Tam o sırada Berk yanımıza geldi. "Hocam," dedi Berk, "biz de Galatasaraylı birini nasıl sevdiğimizi hâlâ çözemedik." Bir anda etrafımız…