5. Bölüm
Yazar: sesee

Yaman’dan… “Aynı gökyüzünün altında olan insanlar, birbirlerine ne kadar uzak olursa olsun aynı yıldızlara bakabilir.” demişti babam buraya gelirken. O yüzden her gece yıldızlara bakıyordum. Ceren için… Veda bile etmediğim için çok üzgündüm. Ama vedalar her zaman hüzünlü geçerdi, ve onun daha fazla üzülmesini istemiyordum. Bu yüzden ne kadar istemesemde hiçbir şey söylememiştim. Yıldızları inceliyordum, Ay bugün gözükmediği için şehrin ışıklarıyla birlikte onlar aydınlatıyordu etrafı. Rusya’ya hala tam olarak alışamamıştım. Birkaç kelime öğrenebilmiştim. моя звезда. O da bunlardan biriydi. Yıldızım demekti. Tekrar görüşürsek bunu Ceren’e söylemeyi düşünüyordum. Umarım. .✦ ݁˖ Kapının zili çaldığında eşyalarımı hazırlamayı bıraktım. Bugün akşam imza günüm için uçağım vardı. Sabahından Nur’la buluşmaya karar vermiştik. Bu yüzden büyük ihtimal oydu. “Abla kim geldi?” diye sordu içerden Deren. Gruptaki mesajları okumamış olmalıydı. “Nur.” dedim ve kalktım. Hemen kapıya doğru ilerledim ve kapıyı açtım. Evet tahmin ettiğim gibi, oydu. “Hoşgeldin.” dedim yapmacık bir tebessümle. Dün yaptıkları gelmişti aklıma. “Ben bu ifadeyi biliyorum. Ama her şeyden önce yaptıklarımın sadece senin iyiliğin için olduğunu bilmelisin.” dedi ayakkabılarını çıkartırken. “Yaptıklarımın derken? Başka ne yaptın?” diye sordum. “Bir şey yapmadım, yürüyen panik. Öncelikle sakin olmalısın.” dedi salona geçerken. Salondaki masanın ortasında duran zambaklara baktı ve onlara doğru gitti. Deren de yanımıza geldi. “Yani alacağını tahmin ediyordum ama bu kadar çok alacağını tahmin etmiyordum. Valla helal olsun next enişteme. Hep destek tam destek.” dedi zambakların yapraklarını okşarken. “Benden de.” dedi Deren. “Ne next eniştesi ne diyorsunuz ya? Hem Deren ne sence de sen de mi varsın bu planda. Senle de zaten konuşacağız onu bekle sen.” dedim Nur’a dönüp. “Ayrıca Sinem beğeniyor gibi onu.” dedim. “Ne! Bir şey mi dedi sana bununla ilgili?” diye sordu şaşkınlıkla. “Demedi de yani o günkü halinden belli değil miydi?” dedim. “Yok be ablam. Beğendiğini düşünmüyorum. Ayrıca ne planı cidden bilmiyorum.” dedi Deren. Nur ise ona sadece ‘sus’ işareti yaparak cevap verdi ve konışmaya devam etti. “Ben de düşünmüyorum aşkım, ama istersen ben onun ağzını bir yoklarım.” dedi. “Olabilir teşekkür ederim. Gelsenize oturalım.” dedim koltukları işaret ederek. Koltuklara geçtik. “Ee, nasıl geçti first date?” diye sordu Nur. “Ya sabır ya selamet…” diye sabır çekerken göz devirdim. “Ya bana hiç sabır çekme. Ben artık senin de mutlu olduğunu görmek istiyorum. O Kaan’dan sonra… Ve merak ediyorum yani. Dökül.” dedi Nur. O sırada bildirim sesi geldi ve biraz telefonuyla uğraştıktan sonra kapattı. “Kimmiş?” diye sordum. 0 mahremiyet. 0 özele saygı. “Önemli bir şey değil ya… İnternet bir şeyi.” dedi. “Ayrıca ablacığım, konudan sıyrılmaya çalışma anlat.” “Ya işte nazikti bayağı… Çiçek alması, konuşması, almayı, bırakmayı teklif etmesi falan çok hoştu.” dedim ve devam edemeden hemen lafımı kesti. “Teklif etmesi dediğine göre teklif olarak kaldı sanırım.” dedi Nur. “E yani.” dedim. “Dünyanın en odun insanı falansın.” dedi Deren. “Ne ya?” dedim ve gözlerimi devirdim. “Neyse devam et.” dedi Deren merakla. “Kitaplarımı duymuş ama kullandığım isimden dolayı ben olduğumu anlamamış. Okuyacakmış fala—” diyecektim ki tekrardan zil çaldı. “Kızları falan mı çağırdınız?” diye sordum ikisine bakarak. Konuştuğumuzda müsait olmadıklarını söylemişlerdi. Deren anlam veremeyerek bana bakarken, “Yok ben çağırmadım.” dedi. “Ben de çağırmadım. Ee aç da görelim, kimmiş?” dedi Nur. O anlam veremiyor gibi değildi. Kapıyı açtığımda birkaç tane adam olduğunu gördüm. Hepsi tamamen siyah takım elbise giymişti ve ellerinde bir şeyler vardı. Allah’ım beni almaya geldiler heralde. “Buyurun?” dedim anlam veremeyerek. “Ceren Korkmaz siz misiniz?” diye sordu önlerden biri. Başımı olumlu anlamda salladım. “Bunlar size.” diye devam etti. “Ne ki bunlar?” diye sordum. “Yaman Bey’den efendim. İçinde not olduğunu söyledi.” dedi aynı…