1. Bölüm
Yazar: sesee

2002 16 Mayıs “Kalk ya oynayalım. Sıkıldım otur otur.” diye çekiştirdim onu oturduğu salıncaktan. “Ne oynayacağız Ceren?” diye sordu. “Tabii ki saklabaç! Saklabaç!” dedim heyecanla. Salıncaktan kalktı ve konuşmaya başladı. “Ama ağabeyim yok, okulda. İki kişi oynayacağız. Yine de oynamak istiyor musun?” diye sordu. “Ebet!” dedim heyecanla. Zaten bir süredir oynayamıyorduk evde değillerdi, yani annem öyle söylemişti o yüzden çok oynamak istiyordum. “Nur’da yok gelmedi bugün.” diye haber verdim . “O zaman…” dedi a harfini uzatarak. “Yere son çöken ebedir.” dedi ve hızla yere çöktü. Yine ilk o çökmüştü. “Hep ilk şöküyorsun sayılmaz yaa…” diye mızmızlandım. “Mızıkçılık yapma sonraki tur ben olurum. Say hadi.” dedi. “Tamam. Kaça kadar?” dedim kabullenerek. “60’a kadar.” Altış? O kaça kadar oluyordu ki? Nerden bilebilirdim ben? “Ne kadar yani” diye sordum. “Altı tane on sayıyorsun.” dedi. “Tamam başlıyorum.” dedim ve duvara döndüm, gözlerimi kapattım ve saymaya başladım. “Bir, iki, üç, beş, altı, dört, sekiz, dokuz, on.” dedim ve beş kere daha devam ettim. “Sekiz, on. Önüm, arkam, solum sobe. Saklanmayan ebe.” diye bağırdım. Arkamı döndüm, gözlerimi açtım ve aramaya başladım. Biraz bakındığımda kaydırağın arkasında bir çift ayak gördüm. Oraya doğru ilerledim. Ve evet oradaydı. Hemen bulmuştum. Kolay bir yere saklanmıştı. Ben ebe olduğumda hemen buluyordum fakat ben, o, ve ağabeyi Volkan ile oynadığımızda ne o ebeyken, ne beni bulabiliyordu, ne de Volkan Ağabey ebeyken benim ebelenmeme izin veriyordu. Nereye saklanıyorsa ya birlikte aynı yere saklanıyorduk ya da beni de zor bir yere saklıyordu. Ya Volkan Ağabey bizi bulamayınca pes ediyordu ya da biz o bizi bulmadan çıkıp onu sobeliyorduk. “Sobe, sobe.” diye bağırdım heyecanla saydığım duvara koşarken. O da arkamdan koşuyordu. “Nasıl ya?” dedi üzgün bir şekilde. Ama normalde üzgün olduğu gibi değildi. Ama çok umursamadım, çünkü duvara yaklaşmıştım ve onu ebelemem gerekiyordu. Ve tekrardan “Sobe!” diye bağırdım gülerek. Onun yanındayken çok mutlu hissediyordum. Onunla iyi anlaşıyorduk ve onu seviyordum. Mahalledeki diğer çocuklar gibi değildi. Onlar benimle oynamazken o her zaman benimle oynuyordu. “Ya…” dedi aynı üzgünlükle. “Bende mi sıra şimdi?” diye sordu. Olumlu anlamda başımı salladım ve güldüm. Ben gülünce o da gülümsedi ve duvara dönüp gözlerini kapattı. ”Sayıyorum o zaman.” dedi. Tam sayacaktı ki bizim evin önünde olan annemin sesini duydum. “Ceren, gelsene bir kızım.” diye beni çağırıyordu havada elini sallayarak. “Bir dakika, geliyom hemen.” dedim Yaman’a dönerek. Başını aşağı yukarı salladı. Koşarak annemin yanına gittim. Yana gidince annem benimle konuşmak için eğildi. “Efendim anne.” dedim başımı kaldırarak. Bu büyükler eğilse de çok uzun oluyordu. “Kızım Nur’lara gidiyoruz oyununuzu sonra oynarsınız zaten hava karardı, eşyalarını topla ama bu sefer çok oyuncak alma, on dakikaya çıkıyoruz haydi bekliyorum.” dedi. Ve bizim eve doğru ilerledi. “Anne ben hemen geliyorum, hemen.” dedim ve Yaman’ın yanına koştum. “Yaman biz Nur’lara gidiyormuşuz, sonra oynayız olur mu? Hem zaten geç olmuş öyle dedi annem.” dedim tek nefeste. “Tamam zaten annem de beni birazdan çağırır. Haydi görüşürüz.” dedi, el salladı ve yavaşça arkasını döndü. Ben de “Görüşürüz” dedim ve el sallarken bir yandan koşuyordum. Annemin yanına geldiğimde “Ah, ah ne olacak senin bu Yaman aşkın? Haydi kızım haydi baban gelir birazdan hızlıca eşyalarını topla aşağı ineceğiz hemen” dedi ve apartmanın giriş kapısını açtı. Benim geçmemi bekledikten sonra kendisi de girdi içeriye. Hızlıca mevdivenleri çıktım ve eve girdiğimizde Nur’ların evinde oynamak istediğim tüm oyuncakları koydum pembe çantamın içine. .✦ ݁˖ 2025 4 Ekim Aynanın karşısında bir kez daha siyah saçlarımı düzelttim. Sıkı bir atkuyruğu yapmıştım. Sevgilim Kaan ile buluşmak için hazırlanmıştım. Evin yakınlarında yeni açılan kafede buluşacaktık. Makyajım güzeldi. Çok uğraşasım gelmemişti bugün. Aslında son zamanlarda hiçbir şey yapasım gelmiyordu. Bir heve…