3. Bölüm
Yazar: sesee

“Vay p*** a bak p*** a.” dedi Nur. “Yok canım sorun yok biraz daha bekleseydim kök salacak hiç kalkamayacaktım sadece.” dedi Melis sesini kalınlaştırarak.Deren ile ben bir kahkaha patlattık. Nur da ilk güldü sonra “Komik misin yani sen? Hem şerefsiz hem komiksiz.Aşkım sen buna nasıl katlandın on ay?” diye sordu.Ben de düşündükçe anlamıyordum nasıl katlandığımı. Gerçekten nasıl katlanmıştım? Zaten pürüzler vardı, en iyisini yapmıştım.Birlikte geçirdiğimiz on ayında hıncını almıştım. “Bilmiyorum ki…” dedim tabağımı kaldırarak.Ben bir yandan olayları anlattığım için en geç benimki bitmişti. “Her neyse zaten eniştem olarak görmüyordum onu.Isınamıyordum.Yaptıklarında da sonuna kadar haklısın.İyi ki ayrıldın o şerefsizden.İt” dedi Deren yüzünü ekşilterek. “Evet ya ben de ısınamıyordum.Bize karşı buzdolabı olduğu için mübarek.” dedi Melis. “Ben de de şuan konumuz bu değil.Boşverelim defolup gitti çok şükür.” dedi Nur ve ellerini amin yapıyormuş gibi yüzüne sürdü “Neyse bizim hazırlanıp DKTT konserine gitmemiz lazım.” dedi m harfini uzatarak.Ve beni iki elimden de tek eliyle tutarak önümden yürüyerek odama doğru çekiştirdi.Kızlar da arkamızdan geliyorlardı. O kadar hızlı çekiştiryordu ki ayaklarım birbirine dolanıyordu,az kalsın düşecektim. “Kız yavaş.” dediğimde odama gelmiştik.Beni makyaj masasına oturttu.Ve arkama geçti. “Aşkım saçını ben düzleştireyim mi?” diye sordu. Olumlu anlamda kafa salladım. “Ne giyeceksin?” diye sordu düzleştiriciyi fişe takarken. “Bilmiyorum ama kesinlikle kürk giyeceğim çok imrendim size.” dedim. “Tamam.Etek? Ne dersin ablacığım” diye sordu elinde ki siyah kürküm ve bordo etekğimle Deren. “Olabilir.” diyince ikisini de yatağa fırlattı. “Donma çorap da giy.” dedi Nur. Bir kaç dakika sonra Deren bordo bir kilotlu çorap bulup yine yatağa fırlattı. Çorap giymek istemiyorum ama donmak da istemiyorum ya of. ”İçine de şu kazağı giy ve şu çantayı tak bence.” diyen Melis’in ne gösterdiğini görmüyordum çünkü Nur saçımı açmaya çalışırken tokayı yolarcasına çektiği için kafamı eğmek zorunda kalmıştım. “Görmüyorum.” dedim imayla. “Açamadım ne yapayım.” diyen Nur en sonunda saçımı tokadan kurtarmıştı. Şükürler olsun. Baktığımda gri yünlü kazağımı ve siyah çantamı gösterdiğini gördüm. Olurdu. “Olur.” dediğimde o da Derenle aynı şekilde yatağa fırlattı. “Başlıyorum.” dedi coşkuyla ve saçlarımı karıştırdı. Bir buçuk saat sonra… Kızlar salonda oturuyordu.Kazağımı,eteğimi ve tabii ki donarak ölmemek için bordo çorabımı giydim.Ben de yatakta kalan şeyleri alıp salona doğru ilerledim ve son kez aynada kendime baktım.Ve fotoğraf makinemi de çantama sıkıştırdım.Makyajım çok güzel gözüküyordu.Göz makyajımı Melis yapmıştı.Gerçekten onun yanındayken hayat daha kolay oluyordu. Onu çok seviyordum. Gri ve siyah bir göz makyajıydı.Bordo bir ruj sürmüştüm ve gözlerimin etrafını yüze yapıştırılabilir taşlarla kaplamıştım. Saçlarım dümdüz olmuştu ama arada kafam ve kulağım yanmıştı, yaklaşık 10 tane saç telim kopmuştu.Artık keldim.Gerçekten saçlarımın azaldığını hissediyordum.Ama bir şey söyleyemezdim , söylersem bir daha asla ama asla yapmazdı. ama arada kafam ve kulağım yanmıştı,14 saç telim kopmuştu.Artık keldim.Gerçekten saçlarım azalmıştı.Ama bir şey söyleyemezdim,söylersem bir daha yapmazdı. Salonun kapısını açtım ve kızlardan onay bekledim. “Çok güzel olmuşsun ablacığım.” diye yükseldi ilk Deren. “Bence de.” dedi Melis. “Kitaplarında ki mükemmel karakterler yanında halt etmiş.” dedi Nur. “Ama kürkün,eteğin,çorabın ve botların ayrı bir güzel ablam.” dedi Deren sanki kendisi seçmemiş gibi.İki arada bir derede bana bot da giydirmişti.Ama ilk defa o benden bir şey değil,ben ondan yeni aldığı bir şeyi almıştım.O yüzden evde ayakkabıyla dolaşabiliyordum ve ayakkabı giyme,bağcık başlama derdim falan yoktu. Ekim ayına göre biraz abartıydı giydiklerimiz ama Ankara’da olduğumuzu da unutmamak lazımdı.Ve akşam saati olduğunu.İyi yine yağmur yağmıyordu. “Ona kalırsa şu göz makyajına,kazağına,çantasına bakar mısınız?” dedi Melis aynı şekilde.…