ŞAKAYIK MATEMİ (+18)

3.BÖLÜM:ŞÜPHE

Yazar:

ŞAKAYIK MATEMİ (+18) – Lanotte kitap kapağı
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) – Lanotte kitap kapağı

Bölüm görselleri

ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 3.BÖLÜM:ŞÜPHE bölüm görseli 1
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 3.BÖLÜM:ŞÜPHE bölüm görseli 1
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 3.BÖLÜM:ŞÜPHE bölüm görseli 2
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 3.BÖLÜM:ŞÜPHE bölüm görseli 2

Bebeklerimmmm... Bu bölüm biraz kendi içlerindeki sorunları çözmeye çalıştıkları bir bölüm olacak ancak inanın bana okudukça siz de o karmaşaya yakından tanıklık edeceksiniz. Ben gündüzü de geceyi de çok sevdim. Özellikle geceyi yazmak ise sanırım beni en mutlu eden şeylerden biri. Umarım sizde okurken benim yazarken aldığım kadar keyif alırsınızz... Şimdi ben kaçıyorum ve sizi bölümle baş başa bırakıyorum ✨ https://youtu.be/68Dd6Y_6XUk?is=Gk2wJVTbfsc_g7XI Bu bölümü yazarken başa sarıp sarıp dinlediğim şarkıyı size de bir not olarak düşüyorum 😁 Bence dinlerken okuyun... Tavsiye yani✨ Hepinize keyifli okumalar dilerim 🌙✨ 🌙 "Gece!" Evi inleten tok sesin yanına babasının ayakları altında ezilen eski ahşaplardan yükselen gıcırtılarda eklenince küçük kalbi daha hızlı çarpıyordu sanki. Sindiği demir yatağın altında ellerini kulaklarına bastırmış dudaklarını ısırıyordu. "Seni küçük kaçık!" Gecenin babasından sinirli anlarında birkaç kez duymuşluğu vardı ismini. Bunun dışında hep kaçık, deli veya küçük fahişe diye seslenirdi babası ona. Hatta bundan iki yaş daha küçükken isminin bunların tamamı olduğunu sanıyordu gece. Yaramazlık yapmamıştı. Bulaşıkları yıkamıştı. Annesinin çayını tam saatinde götürmüştü. Ve bütün bunları henüz altı yaşını bile doldurmamışken yapıyordu. Nerede hata yaptığını yatağın altında tir tir titrerken sürekli düşünüyor fakat aklına tek bir şey bile gelmiyordu. Karnına kadar çektiği küçük dizlerinde babasının bir kaç saat önceki sinir harbinden kalan büyük morluklar hala sızlıyorken şimdi bir kez daha ona yakalanacak olmaktan delicesine korkuyordu. Yutkunurken bile o kadar sesizdi ki onu görseler bile duyamadıkları için yok sanırlardı. Gözleri yatağın bir karşılık mesafesinden tam karşısında kalan kapının üzerinde pür dikkat asılı kalmıştı. Evin eski ahşap parkeleri hep gıcırdadı ancak babası kızdığında bütün o gıcırtı senfonik bir melodiye dönüşürdü. Ezberlemişti bu melodiyi. Gece için zaman hep tik tak diye akıyordu. O bu tik takları saklanırken saymaya alışmıştı. Bu evde saklanabileceği o kadar çok yer vardı ki. Bunun için çocukça bir mutluluk duyuyordu kalbi. Bir çocuk şükretmeyi bilemezdi. Gece de bilmiyordu fakat mutlu oluyordu işte. "Seni bulduğumda canın çok yanacak gece!" Diye kükredi babası bir kez daha. Gece sindiği yerden çıkmak istedi. Fakat bunu yapacak cesareti olmadığından değil canı daha fazla yanarsa işlerin aksayacağından ve babasının daha çok sinirleneceğinden çekiniyordu. Tok adım sesleri gecenin saklandığı yatak odasının önünde durduğunda bir kaç saniye evin içindeki bütün sesler durulmuştu. Geriye bir tek gecenin küçük göğsünde çırpınan kalbinin sert atış sesleri kalmıştı. Zaman yine tik tak dedi. Kapının yağlanmadığı için açılırken çıkarttığı korkunç ses bütün evi sardı. Gece aralık kapının önünde duran siyah postalarla göz göze geldi. Tik tak gece... tik ta- ... Korkunun, acının ve gerginliğin yaratığı can sıkıntısını daha çok küçük yaşlarımda öğrenmiştim. Şimdi dizlerimde derin solukları ile huzurlu bir uyku çeken Asu'yu izlerken de bunca yıllık ömrümde görmediğim bir şeyi henüz öğreniyordum. Huzur... Garip bir şeydi bana göre. Aklımın kırık parçaları arasına oturtamıyordum bir türlü gördüğüm bu manzarayı. Ben gerginlikten kaskatı kesilmiştim fakat Asunun dudağının yanında ince bir kıvrım bile vardı. Başımı döndürmeye devam eden alkol hala kanımda dolaşıyor olmasaydı ardıma bile bakmadan kaçabilirdim buradan. Saatlerdir aklımda dönüp duran şeylerin hepsi bir anda toz olup uçmuştu. Geriye ise Asunun boğazıma yapışmış gibi beni boğduğunu hissetmeme neden olan soluk sesleri kalmıştı sadece. Onunla daha önce bu denli yakınlaştığımı hatırlamıyordum. Yani evet arkadaşımdı ve benim için dünya üzerindeki pek çok şeyden daha değerliydi ancak bu manzaraya kendimi uygun göremiyordum bir türlü. Uyanacak diye dakikalardır dizimi bir an olsun kıpırdatmamıştım. Bacağımın her yerine dağılan karıncaların artık alenen beni kemirmeye başladığını zannediyordum. Gün çoktan doğmuştu ancak hava o kadar ka…

Bölümün tamamını WritePad'de oku