ŞAKAYIK MATEMİ (+18)

1.BÖLÜM:ŞAKAYIK

Yazar:

ŞAKAYIK MATEMİ (+18) – Lanotte kitap kapağı
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) – Lanotte kitap kapağı

Bölüm görselleri

ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 1.BÖLÜM:ŞAKAYIK bölüm görseli 1
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 1.BÖLÜM:ŞAKAYIK bölüm görseli 1
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 1.BÖLÜM:ŞAKAYIK bölüm görseli 2
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 1.BÖLÜM:ŞAKAYIK bölüm görseli 2
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 1.BÖLÜM:ŞAKAYIK bölüm görseli 3
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 1.BÖLÜM:ŞAKAYIK bölüm görseli 3
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 1.BÖLÜM:ŞAKAYIK bölüm görseli 4
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 1.BÖLÜM:ŞAKAYIK bölüm görseli 4
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 1.BÖLÜM:ŞAKAYIK bölüm görseli 5
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 1.BÖLÜM:ŞAKAYIK bölüm görseli 5
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 1.BÖLÜM:ŞAKAYIK bölüm görseli 6
ŞAKAYIK MATEMİ (+18) - 1.BÖLÜM:ŞAKAYIK bölüm görseli 6

UYARI! (+18) OKUMAYA BAŞLAYACAĞINIZ BU HİKAYE TAMAMEN SAĞLIKSIZ İKİ İNSANI ANLATMAKTADIR. BU YÜZDEN BAŞLAMADAN ÖNCE LÜTFEN BU UYARIYI DİKATE ALINIZ!!! Kitap içeriğinde cinsel travma, psikolojik sorunlar, ağır ve açık cinsellik, açık tabirli cinayet ve suç anlatımı bulunur!!! Eğer daha soft hikayelerden hoşlanıyorsanız ve 18 yaşın altındaysanız bu hikayeyi atlamanızı tavsiye ederim. "BU HİKAYENİN BÜTÜN HAKLARI SAKLI OLUP ÇALINMASI VEYA KOPYALANMASI HALİNDE YASAL İŞLEM BAŞLATILACAKTIR!" Bebeklerimmmm... Bu hikaye benim de yazmaya asla alışık olduğum bir türde değil. Çünkü yazdığım iki ana karakter de tamamen hasta 😄 Bu yüzden lütfen ama lütfen etkileneceğinizi düşünüyorsanız okumayın. Karmaşık zihinli bu iki ruh hastasını yazmak bana inanılmaz keyif verdi ve neredeyse gerçek olduklarına inanmama neden olacak kadar beni etkilediler. Bütün bu uyarıları boşuna yapmadım. 🤓 Eğer okumakta kararlıysan seni cehennemin kasıklarında birleşen bedenlerin şarkısını dinlemeye davet ediyorum ✨ 🔥 ... ' Bu gecenin gündüzü var.' 🌙 30 Ekim 2026 Sonunu okuduğum bir kitabın ilk sayfalarına geri dönmüş ve olacaklara rağmen bile isteye okumaya devam ediyordum onu. Biliyordum daha mutlu bir son olmayacaktı bu hikayede ya da daha iyi ihtimaller için dilekler dileyemezdim. Son ne kadar yakıcıysa başlangıç o kadar sakin ve huzurlu olurmuş. Ben de bunu henüz öğrenmiştim. Hiç bir zaman böyle şeyleri öğrenebileceğim kadar rahat bir hayatım olmamıştı. Doğuştan çiçek bahçeleri vaad edilmemişti bana. Hep kırıktım, yarımdım ve kuruydum aslında. Ömrüm boyunca sevgi yüzü görmemiş verimsiz bir toprak parçasıydım. Bir ömür de sevgiyle sarmalansam geçmezdi o çatlakların izi ruhumdan. Başlarda hep düşünürdüm neden bu kadar sevilmiyorum diye. Şimdi ise biliyorum. Babamın dilinden durmaksızın dökülen her kelimeyi anımsadıkça kırık dökük zihnimin yansımalarını görüyorum sanki onun göz bebeklerinden. Sevmek zordur neticede geceyi. Karanlığının koyuluğuna hapsettiklerini görerek sevmek ise imkansıza yakın. Bu yüzden geceyi de gizleyen ay ve yıldızlar vardır. Sahte bir ışık yayar ki insanlar ondan büsbütün korkmasın. Güneşten ışık çaldığını bile umursamaz geceyi sevdirmek için. Benim de bunun için yüzüme taktığım bin bir maskem vardı artık. Geceyi sevsinler diye gece olmaktan vazgeçmiştim. Peki sevilmiş miydim? Hem evet hem de hayır. Zira biliyordum. Maskeyle gizlediğim o yüzün dudaklarının kıvrılmasını sağlayabilen tek şey hala kanın o koyu ve sıcak rengiydi. İki farklı insanı tek bir bedene kendi ellerimle hapsettmiştim ben. Hayatta kalmak için mecburdum buna. Elimi kana buladıysam da tek amacım o kanın kendime ait olmamasını sağlamaktı. Bir Kasım gecesi ölümle burun buruna geldiğimden beri yaptığım tek şey yaşamaktı. İnadına, zorla ve gerekirse bu uğurda her kesi harcaya harcaya yapmıştım bunu. Geceyi yaşatmak zordu ben de şakayık'ı yaratmıştım onun için. Gecenin kırılgan kabuklarını sarmalayan ve onu tuzla buz olmaktan koruyan bir kadındı şakayık. Tazının dediği gibi... "İnsanlar şakayıkla geceyi birbirinden ayrı sanıyorlar küçüğüm... fakat farkında bile varmadıkları şey biri olmadan diğerinin var olamayacağı." Haklıydı. Tazı hep haklıydı. Beni ölümün soğuk kollarından çekip aldığı o geceden sonra kırık dökük ruhumu çivilerle birbirine tutturmuş ve bana 'yaşa' demişti. 'Ölmek kolay şakayık asıl zor olan yaşamak' Bana ondan önce kime yaşa dememişti. Henüz küçük bir kız çocuğuyken bile duyduğum tek kelime 'öl gece!' İdi. Biri bana yaşa diyince de ilk kez heves etmiştim sanırım yaşamaya. Hala hayata dört elle sarıldığım ya da ne bileyim yaşamak için her günümü dolu dolu geçirdiğim falan yoktu elbette. Ama artık gülümseyebiliyordum hatta kahkaha atmayı bile öğrenmiştim. Bana bunu öğreten kişi olması gerektiği gibi annem değildi ama bunu sorun etmeyi uzun zaman önce bırakmıştım . Zira yanımda annemden daha çok annelik gördüğüm tazı vardı artık. Aklımın ucundan bile annemin geçmesine tahammülüm yoktu. Derin bir nefes alarak kuruyan dudaklarımı ıslattım. Oturduğum koltuğu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku