TANITIM
Yazar: Tuba Ertan

UYARI! (+18) OKUMAYA BAŞLAYACAĞINIZ BU HİKAYE TAMAMEN SAĞLIKSIZ İKİ İNSANI ANLATMAKTADIR. BU YÜZDEN BAŞLAMADAN ÖNCE LÜTFEN BU UYARIYI DİKATE ALINIZ!!! Kitap içeriğinde cinsel travma, psikolojik sorunlar, ağır ve açık cinsellik, açık tabirli cinayet ve suç anlatımı bulunur!!! Eğer daha soft hikayelerden hoşlanıyorsanız ve 18 yaşın altındaysanız bu hikayeyi atlamanızı tavsiye ederim. "BU HİKAYENİN BÜTÜN HAKLARI SAKLI OLUP ÇALINMASI VEYA KOPYALANMASI HALİNDE YASAL İŞLEM BAŞLATILACAKTIR!" Bebeklerimmmm... Bu hikaye benim de yazmaya asla alışık olduğum bir türde değil. Yazdığım iki ana karakter de tamamen hasta😄 Bu yüzden lütfen ama lütfen etkileneceğinizi düşünüyorsanız okumayın. Karmaşık zihinli bu iki ruh hastasını yazmak bana inanılmaz keyif verdi ve neredeyse gerçek olduklarına inanmama neden olacak kadar beni etkilediler. Bütün bu uyarıları boşuna yapmadım.🤓 Hepiniz bu kitaba başlama tarihinizi buraya bırakında kendi anı kutumuzu oluşturalım✨ Eğer okumakta kararlıysan seni cehennemin kasıklarında birleşen bedenlerin şarkısını dinlemeye davet ediyorum✨ 🔥 Bir varmış & Bir ölmüş Mayıs 2021 Say gece... ona kadar sayarsan geçecek. Say! Kaç kere daha saymam gerektiğini bilmiyordum. Bitmeliydi artık. Şu ölmek ne kadar da zor bir şeydi. Yığılıp kaldığım yerde ne kadardır yatıyordum emin değildim. Fakat acının artık hücrelerime kadar işlediğini hissediyordum. Bedenimdeki sızı yüzünden de gözlerimi yarım yamalak aralayarak bir kaç saniyelik de olsa görüyordum gökyüzünü. Geceyi görebiliyordum. Ne yazıktı ki muhtemelen bir daha gündüzü göremeyecektim. İnsan son kez olduğunu bilmeden bir günü öylesine yaşadıktan sonra ölüyorsa bu dünyadaki en feci durumdu. Bilseydim eğer... Güneşi daha uzun izlerdim sabah uyandığımda. Bilseydim eğer... Hiç sevemediğim halde kahvaltı ederdim uzun uzun. Bilememiştim en nihayetinde. Şimdi buz gibi zeminin üzerinde yatarken karnımda, boynumda ve göğsümün üzerinde olmak üzere üç bıçak darbesi ile yaralanmıştım. Yine de o iki şeytana yenilmemiştim. Geride bıraktığım o iki adamda benden daha uzun süredir ölüydü. Bacaklarımın iç kısmında hissettiğim acıyı ise bu yüzden görmezden geliyordum. Bana yapmaya kalkıştıkları şeyi yaşadığım süre boyunca unutmayacaktım. Zafer değildi bunca savaşım sonucunda elde ettiğim. Ne olursa olsun bedenime açılan o üç yarayla aslında büsbütün kaybetmiştim. Bütün bunların Farkındaydım ve ölmekten değilde yalnızca bu acıların asla dinmeyeceğinden korkuyordum. Ölümü pek çok kez görmüştüm. Hiç bir zaman ondan korkabileceğim kadar da uzağında değildim. Ölüm o kadar da kötü bir şey değildi. Tam da bu yüzden acılar içinde kıvranmaktansa ölmeye razıydım. Ruhundan çok kez cenaze çıkarmış bir kadındım işte. Zihnim bozuktu, çarpıktı ve çirkindi. Tıpkı anneme benziyordum. Babamın sürekli lanet eder gibi tekrar ettiği sözleri günün sonunda gerçek olmuştu. Ölürken bile gülümsüyor olmam bundandı. Son gücümle kulağımın tekine takabildiğim kulaklığımdan yükselen müzikle aslında bir çöplüğün kenarında olmasaydım güzel bir ölüm diyebilirdim buna. Biraz sancılıydı ama iyiydi. Gece ışık ışıl karşımdayken günü ne yapacaktım. Gücü giderek azalan parmaklarım ile avucumda tuttuğum çiçekli fuları biraz daha sıkmaya çalıştım. Hiç var olmamış hayatımda tek gerçek detaydı o.. Anneme aitti. Beni hiç sevmeyen, ya da sevse de bana miras bıraktığı bozuk zihninin bildiği gibi seven biricik annem. Bir tek onu düşünüyordum aslında. Ölüme yürürken aklıma gelen bir tek oydu. Kızlar annelerinin kaderini yaşar derlerdi. Ben hiç bir zaman bu safsatalara inanmasam da bu şekilde ölerek tam da annemin kaderini yaşamış olacaktım. Sen zaten ölmemiş miydin gece? "Sus..." dedim. Varla yok arası sesimle. Zihnimdeki sesin tonunu artık kontrol edemiyordum. Çok konuşmaya başlamıştı yine. "Yalvarırım ölürken rahat bırak bari beni." İçimde hiç susmayan o kız çocuğu ile beş yaşından beri beraberdim. Yalnız hatta yapayalnız bir çocuğun kendine hayali bir arkadaş edinmesi gibi bir şeydi bu bana göre. Doktoruma göreyse 'delilik!' O böyl…