Birinci Bölüm ✨
Yazar: Sümeyye Cin

Güneşin kavurucu ışıkları perdelerin arasından süzülüp odanın dağınıklığına vurdukça gözlerim yanıyor, başımdaki zonklama kendini her saniye daha acımasız gösteriyordu. Dün gecenin nasıl bittiğine, o karanlık saatlerin beni nereye savurduğuna dair zihnimde tek bir net görüntüm yoktu. Ne kadar içtiğim, ne kadar dağıttığım, eve nasıl geldiğim... Hepsi sisliydi, hafızamı zorlasam da detayları anımsayamıyordum. En son meyhaneden çıkıp şoförü aradığımı hatırlıyordum, gerisi tam bir karanlıktı. Sızıp kaldığım deri koltuktan doğrulurken salonun hâli gözüme batmaya başladı. Sehpanın üzerindeki boş şişeler, ileride yatak odasının kapısının önüne saçılmış birkaç parça kadın kıyafeti, fırlatılmış parıltılı aksesuarlar... Tüm bu manzara arkasında iz bırakmaktan çekinmeyen tek gecelik bir yabancının telaşsız dağınıklığıydı. Hayatım boyunca böyle nizamsız bir adam olmamıştım. Bu dağınıklık bana göre değildi, sebebi Baran olmalıydı. Tam bu karmaşanın hesabını sormak niyetiyle koridorun sonundaki odasının kapısına doğru ilerlerken, ısrarla çalan bir telefon sesi bütün evi doldurdu. Telefonun melodisi bana ait değildi, içeride sızıp kalan Baran'ın da değildi biliyordum. Bu durumda geriye sadece bir ihtimal kalıyordu, evde bir yabancı vardı. Göğüs kafesimi daraltan öfkeyle derin bir nefes alıp Baran'ın kapısının önüne gittim. Kapıyı tıklattığımda herhangi bir cevap yoktu ama koridordaki misafir banyosundan gelen su sesi her şeyi ele veriyordu. Kapıyı tekrar sertçe çaldığımda kulp yavaşça aşağı inerek kapı açıldı. Baran karşımda yarı çıplak ve uykulu gözlerle dikiliyordu. Oda görüş alanıma girdiğinde dağılmış bir yatak ve kıyafet yığını görüyordum. Ortalık tam bir fuhuş savruntusu gibi görünüyordu. Sinirden sabrım taşarak kapının sövesine sertçe vurdum. "Ulan Baran!" Yükselttiğim sesim baş ağrımı iyice tetikliyordu. Baran kapıya yaslanarak vurdumduymaz bir ifadeyle yüzüme bakıyordu. "Ne var lan sabahın köründe ne bağırıyorsun? Alacaklı gibi kapıya dayandın." Onun bu haklı gibi üste çıkması beni iyice sinirlendiriyordu. "O koynuna soktuğun kadını bu evden yolla, şu telefonu da sustur Baran! Eğlencenin de bir adabı var içine şıçmışsın evin!" Baran söylediklerimden hiçbir çıkarımda bulunmadan omuz silkerek kapıyı yüzüme kapattığında kapısına bir tekme savurup kendi odama girdim. Telefon sesi hâlâ bağırıyordu ve artık beynimin içine saplanıyordu. Kendime gelmek adına hızla banyoya girerek kendimi soğuk suyun altına bıraktım. Tenime çarpan her damla başımdaki lanet uğultuyu alır gibi akıp gidiyordu fakat öfkem için aynısını söyleyemezdim. Kısa sürede üzerimi giyinip elimi cebime attığımda telefonumun yokluğuyla duraksadım. Salonda bıraktığımı düşünerek ıslak saçlarıma aldırmadan oraya gittiğimde telefonumu koltuğun üzerinde buldum. Elime alarak cebime atacakken açılan ekranla kanımın çekilmesi bir oldu. Ekran, cevapsız çağrılar ve bildirimlerle doluydu. Arayan: Annem Yüreğime oturan o kötü hisle derin bir nefes alıp aramayı cevapladım. "Efendim anne?" Telefonun diğer ucundan yükselen o sert ve hiddetli sesin patlaması, Urfa'nın o meşhur öğle sıcağından beterdi. "Duştan çıkabildin mi Serhan?! Arsız! Edepsiz! Az önce bir kadın açıyor telefonunu ve bana hiç utanmadan ne diyor biliyor musun? 'Gece zordu.' Diyor! Oğlum, sen beni bütün Urfa'ya karşı kepaze etmeye mi çalışıyorsun?! Ev açacağım dedin kendine harem mi açtın! Kim geliyor, kim gidiyor o eve?! Hemen konağa geliyorsun, bu meseleyi konuşacağız!" Annem kelimeleri adeta nefes almadan birer kurşun gibi sıraladı. Ben ise duyduklarımın şaşkınlığıyla boğazım düğümlenmiş tek kelime edememiştim. Telefon birden bire yüzüme kapandığında boğazımdaki kasların acıyla kasıldığını hissettim.O an kafamı kaldırdığımda gözüme Baran'ın o rahat, azar yememden memnun sırıtışı takıldı. Telefonu cebime koyup hızla eşikte bekleyen bedenine ulaşarak parmağımı yüzüne salladım. "Bunun hesabını vereceksin. O kadının telefonumu açmasının hesabını vereceksin!" Baran tam ağzını açıp kendini savunacakken telefonum tekrar çaldı.…