DOKUZUNCU BÖLÜM- KÖK
Yazar: VESPER

ARCHİTECT Deponun arkasından dolaşıp arka kapısından girdim ve yavaş yavaş koridor boyunca uzanan odalara tek tek bakmaya başladım. Richard’ı arıyordum, ona güzel bir süprizim vardı. Onun asla tahmin edemeyeceği şeyi yapacaktım. Anlaşma. Bu hamlem onu tamamen şok edecekti ama ne yapabilirdim ki? Konu Livia olunca kurallarımı yıkabiliyorum. Üzerimdeki etkisi inanılmaz derecede saf bir güçle beni kendine zincirlemiş durumda. Eğer korkuya sahip olsaydım eminim ki bu durumdan ödüm kopardı. Gücünün karşısında ilk defa bir kadına kaybediyorum. Bunu kabullenmeliyim. Etrafa baktıkça,Richard’ın gidebileceği tek oda olan babasının eski odası kalmıştı. Etrafa dikkatlice baktım ve Richard’ı babasının koltuğunda otururken buldum. Elinde şarabıyla gelmemi bekliyor olmalıydı. Bu masada ikinci bir kadehin olmasını açıklıyordu. Richard gülen bir yüz ifadesi takındı beni görünce,gülümsedi. “Geldin.” “Çağırdın.” “Çağırdım mı? Lütfen.. Sadece geleceğini tahmin etmiştim diyelim. Konu Omega’nın yaratıcısı olunca ikimizde bu konuda zayıfız. Omeganın yaratıcısına sevgimizi ve saygımızı sunmalıyız öyle değil mi?” diyerek şarabından bir yudum aldı ve bana gözlerini dikerek tepkimi ölçtü. Masanın karşısındaki koltuğa oturdum ve elime şarabı aldım. Kadehi elimde çevirdim ve şarabı yavaşça kokladım. “Güzel seçim. En az 10 yıllık.” diyerek şaraptan bir yudum aldım. Richard’ta beni zehirleyecek göt yoktu. Ya da cesaret diyelim. “Yaklaştın,20 yıllık şarap. Bu şarabı babam 20 yıldır saklıyor. Kardeşimi bulduğu o kutlu günde içmek için saklıyordu. O gün geldi çattı,kardeşimi buldum ve şarabı içiyoruz. Ne güzel değil mi?” Anlamayarak Richard’a baktım. “Senin kardeşin yok Richard.” “Öz kardeşim yok. Ama bu üvey kardeşim olmadığı anlamına da gelmiyor öyle değil mi? “Ne dediğini anlamıyorum. Konumuzun kardeşinle ne ilgisi var? Konumuz şu an Livia Ardent.” Bana alaycı bir tavırla baktı. Başını yavaşça salladı bana doğru hafifçe eğildi. “Dur seni aydınlatayım. Livia benim yıllardır aradığım üvey kardeşim. Daha doğrusu babamın satın aldığı ama kaybolan kardeşim. Ailesi trafik kazasında öldü. Liviamız yurtlara,oradan da üvey ailelere verildi. Yani anlayacağın bu şarabı açmamın sebebi Liviadır.” Söylenenleri anlamaya çalıştım bir süre. Bunu nasıl bilmem? Nasıl bunu atlarım? Livianın geçmişini araştırırken nasıl bunu atladım? Düşüncelerimden hemen sıyrıldım ve Richard’a baktım. “Bu bilgiyi Liviayla da paylaştın mı?” “Tabii ki paylaştım! Neden paylaşmayayım ki? Sonunda bir ailesi oldu. Artık bana sahip,bende ona sahibim.” Ne demişti o? “Bende ona sahibim” mi? “Sende ona sahipsin?” dedim ona ciddiyetle bakarak. Richard bana baktı,güleç yüzü birden düzeldi. Şaşırarak bana baktı. Sonra tekrar gülümsedi ve “Biliyordum! İlk önce ben onu buldum saçmalığını sıkacaksın şimdi bana. O kısımdayız değil mi?” diyerek gözlerime uzun uzun baktı. Bende ona baktım. Ne yapacağımı düşünmeye başladım. Şuan onun boğazına silahımı soksam Liviaya olan hislerimi anlar mıydı? Zaafımı bunca yıl kimseye göstermedim. Zaafımda olmamıştı hiç. 35 yıldır zaafım olmamıştı. Eğer ona bu tarafımı gösterirsem Liviayı benden almaya çalışacaktır. Liviayı tehlikeye atma ihtimali bile canımı sıkıyordu. O yüzden sakinleşmeye çalıştım. “Yanılıyorsun. İlk önce ben buldum demeyeceğim. Çünkü o bir mal değil. Herşeyden önce o da bizim gibi bir insan. Kimse ona sahip değil. Ne sen,ne de ben.” Bunu inanarak söylemeyi çok isterdim ama biliyordum. Ben Liviaya aittim. O da bana aitti. Ona sahip olan tek kişi bendim. Gülümseyerek bana baktı ve “Büyümüşsün dostum. Eskiden babandan dolayı her şeye sahip olduğunu düşünürdün. Her şeyin sana ait olduğunu ima ederdin. Çünkü baban sana böyle öğretti. Bu dünyada,bizim dünyamızda baban yeraltının güçlü bir üyesiydi. Sende kendini öyle gördün.” “Öyle mi gördüm? Yapma lütfen. Ben kendimi öyle görmedim. Zaten öyleydim. Babam bu dünyada doğmama ve bu dünyanın kurallarını bilmemde en büyük role sahipti. Ama benim bu dünyada doğmam tamamen benim şansımdı. Çünkü olduğum kişiyle yeraltınd…