SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES

SEKİZİNCİ BÖLÜM - KAÇIRILMA

Yazar:

SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES – VESPER kitap kapağı
SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES – VESPER kitap kapağı

LİVİA - Ertesi Gün Gece Eve döndüğümde saat henüz on biri geçmemişti.Masaya oturdum. Önümde defter, kalem, Eli'nin raporunu inceliyordum. Herşey şimdilik yolunda gidiyordu. Yarın ilk iş olarak diğer dövüşçülere de Eliye verdiğim dozda doğaçlama bulunmuş omegayı verecektim. Her şey yerli yerindeydi. Her şey rutin görünüyordu. Ama rutin görünen şeyler beni artık rahatlat­mıyordu. Albert'ın mesajı hâlâ zihnimin bir köşesindeydi. Richard Architect'e meydan okumuştu. Architect reddetmişti. Ve bu reddin ardından bir hamle gelecekti. Ne zaman, nasıl, nereden bilmiyordum. Ama gelecekti. Defterin diğer sayfasını açtım. Eli'nin notlarını,formülü. Çapa mekanizmasını detaylı şekilde yazdım. Yön doğruydu, devam etmek gerekiyordu. Saatin farkına kapının tıklanmasıyla vardım. Kapı çalındığında hızla masamdaki dijital saate baktım. Saat tam olarak 02.14'tü. Kalem elimde durdu. Bu saatte kapımı çalabilecek kimse yoktu. Albert böyle bir şey yapmazdı. Mesaj atardı, aramadan gelmezdi. Kafesten sadece şoför adresimi biliyordu. Bu saatte ne Raze, ne de Architect gelirdi. Kalktım. Sessizce. Kapıya yaklaşırken içimde o alarm mekanizması devreye girdi. "Kim o?" Cevap gelmedi. Bir adım geri attım. Adım atmam ile kapının silahla açılması bir oldu. İki adam girdi içeriye. Biri kapıyı silahla açmıştı, diğeri de arkasındaydı. Sıradan görünümlüydüler . Takım elbiseli, düzgün duruşa sahip, soğuk gözlerle bakan adamlardı. Bu ortama ait olan türden değil ama bu ortama uyum sağlamış olan türden adamlar. Profesyonel oldukları çok belliydi.. "Dr. Ardent." dedi silahla kapıyı açan adam. "Gelmenizi isteyen biri var." "Yanlış adres." dedim. "Ben Clara Weiss'im." Adam hafifçe güldü. İçten değildi. "Hayır." dedi. "Değilsiniz." Masaya döndüm hızlıca, hesaplı bir şekilde. Telefonu masanın üzerinden alacaktım. Tam telefonu elime almak üzereydim ki biri arkadan telefonu silahla vurdu. Dehşetle arkama dönüp baktığımda telefonu vuranın diğer adam olduğunu gördüm. Çıkan sesten telefonun yere düştüğünü anladım. Ekranı da çatladı diye düşündüm. Önüme döndüğümde iki adamın da bana yaklaştığını gördüm. Geri adım atarak ne yapabileceğimi düşündüm. Tek seçeneğim saldırmaktı. Arkama baktım hızlıca ve elime gelen ilk şey nergisle dolu vazo oldu. Vazoyu hızla adamın kafasında kırdım. Sendeledi,geri adım attı. Başından akan kanlar başından boyuna doğru hızla akmaya başladı. Diğer adam hemen kolumu tuttu ve beni durdurmaya çalıştı. Direndim. Kolumu çektim ve o an hızlıca döndüm. Dirseğim adamın yüzüne geldi.Yüzüne vurdum. Temiz, sert ve hızlıydım.Adam da geri adım attı. Tam kapıdan kaçmak üzereydim ki biri biri kolumdan tuttu ve boynuma bir iğne batırdı hızlıca. Düşünemedim,kaçamadım. Sadece ayakta duramadığım için saldırdığım diğer adamlarda beni tutan adama yardıma geldi ve dirseğimle yüzüne vurduğum adam bana bir tokat attı. Sonra da bilincim tamamen kapandı. Tek düşünebildiğim şey Architect’ti. O an aklıma sadece o gelmişti. Albert’a haber veremeyeceğim için yokluğumu anlayıp beni arayacak olan kişi Architect olur diye düşündüm. Gözlerimi açtığımda tavan betona bakıyordum. Burası soğuk,rutubetli ve metal kokusu olan bir depoydu. Başımı kaldırdım. Odayı taradım. Sadece tek bir ampul aydınlatıyordu depoyu. Beton duvarlarla çevrili,penceresi dahi olmayan bir depo. Metal sandalye üzerindeyim, ellerim arkamdan zincirlerle bağlanmış. Gülümsedim. Bu halde kaçacak halim de yoktu zaten. Beni neden bağlamışlardı ki? Kapı açıldı.İçeri giren adam orta boylu, ellili yaşlardaydı. Takım elbisesi pahalıydı. Yüzü düzdü ne öfke ne de gülümseme vardı yüzünde. Sadece bakıyordu. Ve o bakışta bir şey vardı; beni daha önce görmüş birinin bakışıydı bu. Yanındaki asker üniformalı adamda dikkatimi çekmişti. Silahını bana doğrulttu. Bir sorun vardı. Ben karşımda duran iki adamı da tanımıyordum. "Dr. Ardent." dedi. "Sonunda." Sandalyede doğruldum. Sesim düzdü. "Kim olduğunuzu bilmiyorum." "Bilmiyorsunuz." dedi. "Ama bilmeniz gerekiyor." Karşımdaki sandalyeye oturdu. Bacak bacak üstüne attı. "Adım Richard." R…

Bölümün tamamını WritePad'de oku