SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM — KIRIK AYNA

Yazar:

SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES – VESPER kitap kapağı
SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES – VESPER kitap kapağı

LİVİA Dün Architect bana "Bana sormak isteyeceğiniz şeyleri henüz bilmiyorsunuz" demişti. Yanlıştı. Sormak istediğim şeyleri biliyordum. Henüz sormamam gerektiğini de. Kafese ikinci kez girmek birinciden farklıydı. Birinci gece beyin tehdidi ölçer, sınırları test eder; ikinci gece o sınırları kabul etmiş olarak girer. Bu kabul sessizdi, fark edilmezdi. Ama vardı. Ve ben onu fark ettiğim için daha tehlikeliydi. Raze beni bu gece farklı bir yere götürdü. Alt kattaki koridorlar dün gece gördüğüm alandan daha derindeydi. Beton duvarlar burada daha yakındı, tavan daha alçaktı. Hava ağırdı. Ve bir şey daha vardı; farklı bir gerilim. Dün gece kalabalık gürültülüydü, öngörülebilirdi. Burası sessizdi. Sessizlik her zaman daha tehlikeliydi. "Burası Kafes'in çalışma bölgesi," dedi Raze, eliyle koridoru işaret ederek. "Burada sadece işe yarayan insanlar bulunur." Koridorun sonunda bir kapı vardı. Yarı açıktı. İçeriden alçak sesler geliyordu. Emir veren bir ses. Tartışma kaldıramayan, sesini yükseltmeye ihtiyaç duymayan, zaten doğal olarak itaat edilen türden. O sesi duyduğumda içimde bir şey gerildi. Tanıdık bir sesti bu. Ama nereden tanıdığımı çıkaramıyordum. Bıraktım. Bazı tanıdıklıklar zorlandığında kaybolurdu; kendi kendine gelmeleri gerekiyordu. Aşağıdaki oda dünden farklıydı. Dövüş kafesi yoktu. Bunun yerine uzun metal tezgâhlar, üzerlerinde düzenli dizilmiş malzemeler. Flakonlar, şırıngalar, steril paketler. Ve adamlar. Beş ya da altı kişi, kimi oturmuş kimi ayakta, hepsi sakin bir şekilde işleriyle meşguldu. Bu sakinlik yorgunluktan değil, seçimden geliyordu. Formülümü tanıyordum. Onu bedenlerinde, gözlerinde, hareket biçimlerinde görüyordum. Karar verirken tereddüt etmiyorlardı çünkü tereddüdü doğuran şey korkuydu. Onlarda bu mekanizma artık yoktu. Ve ben bu mekanizmayı yok eden şeyi tasarlamıştım. Tezgâhın önüne geçtim, malzemeleri kontrol ettim. Flakonlardan birini aldım, ışığa tuttum. Berrak. Kokusuz. Masum görünümlü. Parmağım etiketin üzerinde durdu. Ω. Bu sembolü ben seçmemiştim. Ama bu sembolün anlamını biliyordum. Son. Limit. Kapanış. Biri bu ilacı adlandırırken ne düşünmüştü acaba? Eli köşedeki iskemlede oturuyordu. Bana bakıyordu. Ensemde o karıncalanma yeniden belirdi. Başımı kaldırdığımda gözleri hâlâ bendeydi. Dün geceden farklıydı bu bakış; dün gece tanıma vardı içinde, bugün başka bir şey vardı. Endişe. Yanıma geldi. Raze yoktu; bir işi çıktığı için odadan gitti muhtemelen. " Architect'in yanına çıktınız," dedi alçak sesle. Soru değildi. "Evet." "Nasıldı?" Durdum. Bir flakonun etiketini inceliyormuş gibi yaptım. "Beklediğimden farklıydı." "Nasıl farklıydı?" "Sordu." dedim. "Sadece sordu. Bir şey kanıtlamaya çalışmadı. Test etmedi." Durdum. "Ya da en azından öyle göründü." Eli başını salladı yavaşça. "Her zaman böyle yapar. Sizi rahat hissettiren bir soru sorar. Sonra asıl soruyu sorar. Ve asıl soru, rahat hissettiğiniz anda gelir." "Asıl soru ne oldu peki?" Eli bana baktı. Gözlerinde bir şey parladı. Kafesle ilgili Eli’nin ağzından laf alabileceğimi düşünerek konuşmadığıız birşeyi konuşmuşuz gibi yapmaya karar verdim o anda. Sakince sorusunu yanıtladım. "Siz ne düşünüyorsunuz?” dedi. Kafesteki insanlar hakkında." "Ne cevap verdiniz?" Cevap vermedim. Çünkü ne cevap verdiğimi hatırladım ve o cevabı sesli söylemek istemiyordum. O cevap Clara Weiss'e ait değildi. Livia Ardent'e aitti. Ve Livia Ardent o odada konuşmamalıydı. Ama konuşmuştu. "Yanlış bir şey mi söylediniz?" dedi Eli. "Bilmiyorum. Belki." Eli bir süre bekledi. Sonra alçak sesle konuştu. "Architect insanları dinlediğinde sadece kelimeleri dinlemez. Kelimelerin arasındaki boşlukları dinler. Ne söylendiğini değil, nasıl söylendiğini. Ve bazen söylenmeyen şeyleri." "Bunu size de mi yaptı?" "Bana yaptığında başta fark etmedim. Sonradan anladım." Sessizlik. "Eli," dedim. "Sizi burada tutan şey sadece formül mü?" Bu sorumu beklemiyor olacaktı ki,soruya cevap vermeden önce bir süre durdu. "Başta öyleydi,şimdi..." Kelimeyi aradı. "Şimdi burası benim için bir şey if…

Bölümün tamamını WritePad'de oku