YİRMİ SEKİZİNCİ BÖLÜM-MİRAS
Yazar: VESPER

ARCHİTECT Liviayı uyandırmadan kalktım ve hızlı bir duş aldım. Bugün maç günüydü. Üç ayda bir olan dövüşçülerimizin birbiriyle olan dövüşü vardı. Bu da kafesin kendi içinde ne kadar güçlü olduğunu müşterilerimize ve düşmanlarımıza göstermeyi düşündüğümüz maçlardan biriydi. Bu akşam Leon ve Rio dövüşecek. Yıllarca askerlik yapmış bir adam ve dövüşmekten başka yapabileceği bir şeyin olmadığını sanan bir adamın dövüşü. Bu dövüşü merakla bekliyorum. Telefonumdan kafesin görüntülerini açtım ve kafese bakmaya başladım. Raze kafese erken gelmiş. Marcus ise hala bizimle evdeydi. Dövüşçüler kafese giriyordu, kafesi temizlemek için görevliler de içeriye girdi. Odadan çıktım ve aşağıya salona indim. Koltuklarda otururken Marcus geldi yanıma. “Günaydın efendim. Birşey ister misiniz?” “Günaydın. İstemiyorum.” Bugün içimde değişik bir his vardı. Kahve içmek bile istemedim. Marcus arkamda hareketlendi. Arkamı dönüp Marcus’a baktım. Yanıma gelip ayakta durdu. “Efendim iyi misiniz?” “İyiyim Marcus. Bugün ekstra dikkatli olalım.” Başıyla onayladı. Sonra ayağa kalktım ve kendime kahve yapmak için mutfağa gittim. Kahve zihnimi açıyordu. Bu his her neyse görmezden geldim. Sonuçta ne olacaksa olacaktı. Ve bunu durduramazdınız. Livia hala uyuyordu. Kahvemi alıp salona geçtiğimde Marcus oturduğum koltuğun karşısındaki tekli koltuklardan birine oturmuş,beni bekliyordu. “Ne oldu Marcus?” “Kafese Kevin gelmiş. Eşyalarını almak ve hanımefendiyle görüşmek için. Hanımefendiye teşekkür etmek istemiş.” Şansını zorluyorsun Kevin. Siktir olup gitmek varken neden geri geliyorsun. Raze onu eşyalarını verip uğurlayacak biri değildi. “Raze ne yapmış?” “Eşyalarını vermiş. Kevin’i de pataklamış ve kafesten atmış. Hanımefendiyle tekrar iletişime geçmeye kalkarsa öleceğini söylemiş.” Güldüm. Marcus’a baktım. “Doğru söylemiş. Kevin tekrar kafesin etrafında dolanırsa kafasına sıkın. Kardeşini de himayemiz altına alır,okuturuz.” “Anlaşıldı.” Marcus’a baktım. “Başka?” Derin nefes aldı,önüme geçip diz çöktü. “Lütfen beni gölgen yap Architect.” Muhtemelen yöneticiler ile konuşmamazı duymuş ve sorun çıkmaması için bunu teklif ediyordu bana. “Hayır Marcus. Seni Livianın gölgesi olarak düşündüm,ama sonra vazgeçtim. Ancak Livianın korumalarının şefi olabilirsin. Ama gölge olamazsın.” Marcus bana baktı,ayağa kalktı. Tam bir şey diyecekti ki elimi kaldırıp onu susturdum. “Zaten gölgem gibi yanımdasın her an. Gölge demek feda edebileceğin biri demek.” Kolumdaki saate baktım,saat on bire geliyordu. Ayağa kalktım ve odamıza doğru yürüdüm. Liviayı artık uyandırmalıydım. Kafese gitmeliydik. Odamıza girdim ve Liviama sarıldım. “Saat on bire çeyrek var aşkım. Kalk hadi. Kafesimize gidelim.” Livia arkasını dönüp bana baktı. “Karnım ağrıyor Architect. Ben arkadan gelsem olmaz mı?” “Neyin var aşkım? Doktora gidelim.” diyerek Liviayı kucağıma alacaktım ki durdu. Sağ elini göğsüme koydu. “Sorun yok sevgilim regl oldum.” Kaşlarımı çattım. Başımla onayladım. “Sana ağrı kesici getireyim.” Elimi tuttu ve beni yatağa çekti. “Tek ihtiyacım olan şey sıcaklık. Üşüyorum.” Gülümsedim ve Liviama belinden sarılıp yatağa,yanına yattım. “O zaman seni sıcak tutmalıyım. Kafese gidemem.” Livia güldü,bana baktı. “Saçmalama Architect. Çarşafı sererim üzerime,git.” dediği anda ona baktım ve göğsüne başımı koydum. “Hayır dedim sevgilim. Isınana kadar buradayım.” Livia saçlarımı okşadı. Gözlerimi kapattım. Beş dakika sonra Marcus kapıyı tıkladı. “Efendim,çıkıyor muyuz?” Liviama baktım. Livia git dedi bana sessizce. “Bir saat sonra çıkacağız Marcus. Oyalan.” dedim ve Liviamın dudaklarını öptüm. Gülümsedi ve o da bana karşılık verdi. Alnını öptüm yavaşça. Yanına tekrar kıvrıldım.Yarım saat sonra Livia terledi,bana baktı. “Isındım Architect. Kalkalım artık.” Gülümsedim,başımla onayladım. Göğsünden başımı çektim. Hemen kalktı ve duşa girdi. Giyinip saçlarını taradı. Geceden kalan makyajını da banyoya girip silmiş. “Ben hazırım.” “Çıkalım.” Odadan çıktık ve aşağıya indik. Arabaya bindik. Livia bugün biraz sessizdi. K…