ON SEKİZİNCİ BÖLÜM - EŞİK
Yazar: VESPER

LİVİA Gözlerimi açtım.Kafese geldiğimde biraz dinlenmek istemiştim ki uyumuş kalmışım. Sandalyemde doğrulduğumda onu gördüm. Architect’i. Elinde çiçek buketi vardı ve uyanmamı bekliyordu. Bana baktı,çiçeği uzattı. “Tünaydın Livia’m.” Hemen saate baktım. Saat öğleden sonra bir olmuş. “Dinlenmek için gözlerimi kapamıştım,ama uyumuşum.” Architect gülümsedi. Bana verdiği çiçekleri kokladım.Çok güzel kokuyorlardı. Kendimi cennetteki bahçelerden birindeymiş gibi hissettim. Her güzel şeye cennet diye tasvir etmek insanlığın doğasında vardı. “Çok güzel kokuyorlar. Bu ne çiçeği?” Architect bana baktı. “Sende böyle kokuyorsun Liviam. Bu çiçeğin adı nergis. Saf güzelliği temsil ediyormuş. Aynı senin gibi. Sen gelince baharda geldi gönlüme Livia. İçimde hiç hissetmediğim duyguları canlandırdın. Ben seninle yeniden doğdum.” Architect’e baktım. Bu da nereden çıkmıştı? Hep böyle şairane konuşan biri miydi? Hiç bu yanını göstermemişti bana. Şaşkınlığımı gizleyemedim. Bu her neyse beni mutlu etmişti. Gülümsedim. Gözlerinin içine baktım. Konuşursam bu anı bozarım gibi geldi.Architect ayağa kalktı ve yanıma geldi,koltuğumu kendine doğru çevirdi ve önümde diz çöktü. “Özür dilerim. Arabadayken sana sesimi yükselttim ve canını yaktım. Bir anlığına aklım başımdan gitti Livia. Bir an sandım ki beni yanına yakıştırmıyorsun. Ben,biliyorum aptalcaydı. Özellikle de beni seçmişken. Ben-” Konuşmaya devam ederken onu elimi ağzına götürerek susturdum. “Yeterli,Architect. Önemli bir şey değildi. İstemeden yaptın,biliyorum. Seni kışkırttım.” Architect gözlerime baktı.Elimin içi görecek şekilde kendine çevirdi ve avucumun içini öptü. Sonra gözlerini kapattı ve elimi yanağına koydu. Yanağını okşadım. “Ayağa kalk. Affedildin.” Hemen gözlerini açtı,bana baktı.Elimi tuttu ve ayağa kalktı.Onu kendime çekip öptüm. Gülümsedi.O da beni öptü ve geri çekildi.Masanın diğer tarafındaki koltuğa oturdu. Bende kalktım,onun tam karşısındaki koltuğa oturmak için yanından geçtim ve tam karşısına oturdum. “İşlerini halledebildin mi?” “Evet,hallettim. Ve bir davet düzenliyorum Liviam. Üç gün sonra seni kadınım ve kafesin hanımefendisi olduğunu yeraltında ilan edeceğim.” Architect’e nasıl baktıysam bana doğru eğildi ve elini yanağıma götürdü. “İyi misin Livia?” Ona baktım,başımla onayladım. Birden bire aklıma Albert geldi ve Richard. “Albert ve Richard meselesini ne yapacağız?” Architect bana baktı,derin nefes aldı. Sorum yine onu kızdırmıştı. Bana baktı. “Albert meselesini hallediyorum. Richard ile de elimde bir koz var. Herşey kontrolüm altında Liviam. Merak etme.Her şeyi düşündüm.” Bunu dediyse ona güvenebilirdim. Her şeyi düşündüm. Bu doğruydu Architect adım atmadan önce her şeyi düşünür,ona göre adımını atardı. Başımla onayladım. “Biliyorum,sana güveniyorum.” Architect bana baktı,eğildi ve fısıldadı. “Bu akşam seni harika bir yere götüreceğim sevgilim.” Gülümsedim. Liviam’dan sonra beklediğim o kelime geldi. “Sevgilim.” “Nereye götüreceksin. Dur,tahmin edeyim. Sürpriz.” eğilerek elimle yanağını okşadım. “Bildin. Sürpriz.” diyerek ayağa kalktı ve yanıma gelerek beni kendine çekti. Belimden tuttu ve kulağıma fısıldadı. “İstediğin gibi dans edememiştin,bu gece istediğin gibi dans edebilirsin Liviam. Bu gece bizi kutluyacağız. Jake de gelecek.” Gülümsedim. “Harika bir plan. Kız arkadaşıyla mı gelecek?” Architect gülümsedi. “Hayır,erkek arkadaşıyla gelecek.” Hemen geri çekildim ve Architect’e baktım. Şaşkınlığımı gizleyemedim. Jake gay miydi? Gayleri çok severim! Lisedeyken en iyi arkadaşım bir gaydi ve üniversitede de beni pisliklerin elinden gay arkadaşım kurtarmıştı. Beni sarhoş edip benimle yatmak isteyen çocuk ve arkadaşları benim üzerimden iddiaya girmişlerdi. “Jake’i biraz daha sevdim! En yakın arkadaşlarımın hepsi Jake gibiydi.” Architect’in yüzü gerildi. “Emin ol onlardan zarar gelmez. Çok iyilerdir. Erkek arkadaşıyla tanışmak için sabırsızlanıyorum.” Architect bana baktı. Başını omzuma yasladı. “Konu Jake olmasaydı,neyse. Erkek arkadaşı da iyi biri. Yoksa yanına yaklaştı…