SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES

ON YEDİNCİ BÖLÜM - İTİRAF VE SEÇİM

Yazar:

SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES – VESPER kitap kapağı
SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES – VESPER kitap kapağı

LİVİA Kahvem elimdeydi ama içmiyordum. Sıcaklığını avucumda hissediyordum, bu yeterliydi. Architect karşımda oturuyordu. Sehpanın üzerindeki kahveye bakmıyordu, bana bakıyordu. Her zamanki gibi. O hesaplayan, ölçen, not alan bakış. Ama altında başka bir şey vardı bu sabah. Bekliyordu. Sabırla, sessizce bekliyordu. Ben de bir süre hiçbir şey söylemedim. Nasıl başlayacağımı biliyordum aslında. Başlamaktan korkmuyordum da. Sadece bir kez daha kontrol ettim içimde kapıları, kilitleri, duvarları. Hepsi yerli yerindeydi. Hepsi kapalıydı. Ama bu sefer o kapıları ben açacaktım. Kendi elimle, kendi kararımla. Bu fark önemliydi. "Bir şey fark ettim." dedim. Sesim düzdü. "İnsanlar zor bir şeyi anlatmadan önce genellikle bir giriş yaparlar. Özür dilerler, ya da 'seni üzmek istemiyorum' derler." Durdum. "Ben öyle yapmayacağım." Architect hiçbir şey söylemedi. Sadece baktı. Söyleyeceğim şeyleri merak ediyordu. "Bir süre önce barda biriyle tanıştım." dedim. "Sabah uyandığımda yanımda değil,karşımda duruyordu.Benimle konuşmak istiyordu,ama ben konuşmak istemedim ve odadan çıktım. Öyle davranma ihtiyacı hissettim,sanki hiç olmamış gibi davrandım ve odadan çıktım. Ya da öyle sandım. Olmamış gibi davranamadım. Çünkü o gece bir şey olmuştu bende. Korkularım kalkmıştı. Suçluluk duygusu kalkmıştı. Ve ben o hissi ilk kez laboratuvarımın dışında yaşamıştım." Kahvemi sehpaya bıraktım. "Adım Livia Ardent. Dr.Livia Ardent. Nörobilimciyim." Sesimde ne titreme vardı ne de özür. Sadece gerçek vardı. "Clara Weiss kimliği bana Albert tarafından verildi. Albert bir polis. Beni buraya o gönderdi." Architect'in yüzünde hiçbir şey değişmedi. Sadece dinliyordu. "Hakkımda açılmış bir soruşturma var. Bir deneyde bir denek hayatını kaybetti. Adı Maria'ydı. Ben ona 'on dakika sonra bitecek' dedim. Bitmedi." Durdum. O anı her söylediğimde aynı soğukluk geliyordu içime,ama bu sefer farklıydı. Bu sefer onu gömmüyordum. "Müebbet hapis cezasıyla karşı karşıyaydım. Albert geldi ve bir teklif sundu. Omega'yı araştırmam, formülün nereden geldiğini bulmam karşılığında müebbet hapis cezamın yirmi yıla indirilmesini teklif etti." Ellerimi dizlerimin üzerinde kavuşturdum. Sesim düz, sakin ve kontrollüydü. "Kabul ettim. Clara Weiss oldum. Kafese girdim." Gözlerimi gözlerine sabitledim. "Ve sen bir gün bana 'Daha ne kadar Clara Weiss olacaksın?' demiştin. O an anladım, zaten biliyordun." Sessizlik çöktü odaya. Ben o sessizliği doldurmadım. Doldurması gereken şeyler söylenmişti. Geriye tek bir şey kalmıştı. "Sana güvendim." dedim. Ses tonumda ne yalvarmak vardı ne de beklenti. Sadece bir gerçek daha. Belki de en ağır olanı. "Bu benim için kolay bir şey değil." Architect bana baktı. Koltuktan kalktı ve koltukta oturduğum tarafa doğru dizlerinin üzerine hafifçe çöktü. “Bunları zaten konuşmuştuk Liviam. Kafese seni benim getirttiğimi de biliyorsun.” “Sadece dinle. Bu benim itirafım. Sana daha önce söylemek istediğim,ancak söyleyemediğim itirafım. Bunu mahvetme. Sadece dinle.” Bana baktı,başıyla onayladı.Beni dinlemeye devam etti. Gözlerine baktım,yanağını okşadım hafifçe. “Sana bunları anlatmamın sebebi;artık bunları içimde tutmak istemiyor olmam. Bu bilgiler kalbimi sanki dikenli otlarla sarıp sonra da sıkarak kalbimi kanatıyorlarmış gibi canımı yakmaya başladı. Sen bana kendini açtın Architect,ben de sana kendimi açmak istedim. Sana anlatmak istedim. İçimdeki bu suçluluk duygusu omegayı aldığım halde hala peşimde. Yakamı bırakmıyor. Bana ne yapacağın umrumda değil. Sadece bunu bilmeni istedim. Seninle paylaşmak istedim Architect. Seni seviyorum. Sevdiğim kişiden bir şeyler gizlemek bana göre değilmiş. Yanında kendimi rahat hissettiğim kişilerin arkasından iş çevirmek bana hiçbir zaman doğru gelmedi. Hayatım boyunca bu prensiple yaşadım. Sana da bu prensiple gelmeseydim,sana haksızlık ederdim Architect. Ve sen,bunu haketmiyorsun.” Gözlerime baktı,gülümsedi. Beni de kendine çekti ve öpmeye başladı. Bende onu öptüm. Sonra kalktı ve koltuğa tekrar oturdu. “Livia,o kadar mutluyum ki ne…

Bölümün tamamını WritePad'de oku