SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES

ON ALTINCI BÖLÜM - KARAR-  +18

Yazar:

SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES – VESPER kitap kapağı
SAHTE ÖZGÜRLÜK : KAFES – VESPER kitap kapağı

LİVİA Düşüncelerimden kapının çalmasıyla sıyrıldım. Raze ofisime geldi ve maçın yarım saate başlayacağını söyledi. Kalem ve defterimi önlüğümün cebine koydum. Telefonumu da cebime koyduğum gibi kalktım ve kafese doğru yürümeye başladım. Raze arkamdan yürüyordu.Eli’nin yanına,soyunma odasına gittim. Ne durumda olduğunu merak ediyordum. Eli soyunma odasında suyunu içiyordu. Hemen yanına gittim. “Nasıl hissediyorsun? Her şey yolunda mı?” “Evet,herşey yolunda. Bu maçı kazanacağım.” Gülümsedim. “Kazanacağına eminim. İyi şanslar.” diyerek yanından ayrıldım ve kafesin yanında durdum. Etrafıma baktım. Bu gece oldukça kalabalıktı. Maç geceleri burası değişirdi. O tanıdık enerji, o döngüsel ritim, duvarlardan yayılan müzik. Bambaşka bir ortam sunardı misafirlere. Işıklar döndü. Eli'yi gördüm.Işıkların altında Eli sakince kafese doğru yürüdü,son derece kararlıydı ve maça odaklanmıştı. Omegayı aldığınızda tüm odağınız ilgilendiğiniz şeylerde olur. Eli de şuan o moddaydı. Bu dövüşü kazanmak tek önceliğiydi. Kafese girince kafesteki kalabalık coştu. Herkes Eli’yi destekliyordu. Işıklar bu sefer Eli’nin rakibine döndü. Eli’nin rakibi ise hızla ve etrafa bakarak kafese doğru yürümeye başladı. Eli’nin yanında bu adam çok iriydi. Geniş omuzları vardı,dudağının kenarındaki yara izi oldukça belirgindi. Adama dikkatle baktığımı fark edince bakışlarımı başka yöne çevirdim. Gözlerim Architect’i aradı. Arkamı döndüm ve kafesi incelemeye başladım. Kalabalığın arasında gördüm onu. Simsiyah takım elbisesinin içinde herkesten sıyrılıyordu. Hem görüntüsü,hem enerjisi onu diğer insanlardan ayırıyordu. Yanında bir adam vardı. Adamla mekanını incelerken bir yandan da konuşuyorlardı. Yanındaki adam Architect’i çok ciddi bir şekilde dinliyordu. O an konuştukları şeyi merak ettim. Tam önüme dönerken Architect ile gözlerimiz buluştu. Bana baktı bir süre,sonra bakışlarını çevirdi ve etrafına bakmaya başladı. Telsizi eline aldı ve konuşmaya başladı. Bende önüme döndüm ve maçın başlamasını bekledim. Hakemde kafese girdi ve sonunda maç başladı. Eli rakibine baktı ve hamlelerini yapmaya başladı. Beşinci dakikada Eli rakibini köşede sıkıştırmaya başlamıştı bile. Maçı bende heyecanla izlemeye başlamıştım. Çapanın omegayı kusursuzlaştırdığını biliyordum ama stresten uzak,onu etkileyecek durumlar olmadığında Eli tam bir canavara dönüşüyordu. Çok iyi bir dövüşçüydü. Kocaman adamı tek bir tekme darbesiyle yere serdi. Cebimden defterimi çıkardım ve Eli hakkında birkaç şeyi not almaya başladım. Sonrasında tekrar maça döndüm. Eli’nin rakibi bu durumdan hiç hoşnut değildi. Eli’yi köşeye sıkıştırmaya çalıştıkça Eli köşelerden kaçınıyor ve onun üzerine doğru yürüyerek hamlelerini yapıyordu. Hemen arkamı dönüp Architect’e baktım. Architect’in yüzünde tatmin olmuş bir ifade vardı. Önüme dönüp maçı izlemeye devam ettim. Maç çok heyecanlı ve aralıksız bir biçimde devam etti. Hakemin ara verip dinlenmeleri gerektiğini söylemesine rağmen kafesteki iki dövüşçüde bunu kabul etmedi ve maça devam etmek istedi. Hakemde kenara çekilip dövüşçüleri izlemeye başladı.Eli kendini kaptırmıştı,rakibine kum torbasına vurur gibi vuruyordu. Yüzündeki gülümsemeyi önüne on milyon dolar dökseniz göremezdiniz. Şuan rakibiyle oynuyordu. Rakibinin yüzünün dağılmasına rağmen Eli’de tek bir çizik bile yoktu. Kafeste dövüş son hız devam ederken kalabalık daha da çıldırdı ve Eli’ye tezahürat yapmayı sürdürdüler. Eli’nin son bir darbesiyle rakibi yere düştü ve bayıldı. Eli elini havaya kaldırarak bağırmaya başladı. Hakem rakibinin yanına gitti ve saymaya başladı. Rakibi kalkmayınca hakem Eli’nin elini havaya kaldırdı ve galibiyetini açıkladı. Eli kafesten çıktı ve yürüyerek soyunma odasına doğru gitti.Bende hemen kafesin yanında duran acil yardım çantasını aldım ve bayılan adamın yanına gittim. Nabzına baktım.Burnu kırılmıştı. Elmacık kemiği de büyük ihtimalle çatlamış. Yüzündeki kanları silmeye başladım. Yüzündeki kanları sildikçe yüzündeki darbeler de açığa çıkıyordu. Fena dayak yemişti. Eli rakibi kadar iri…

Bölümün tamamını WritePad'de oku