ON DÖRDÜNCÜ BÖLÜM - SIR
Yazar: VESPER

ARCHİTECT Artık babamın arkadaşı ile ilgilenmenin vakti gelmişti. Telsizi elime aldım ve Raze’e komut verdim. “Misafirimizi odama getirin.” “Nasıl isterseniz.” Kafesime saldırmaya cüret etmişti.Benim kafesime,benim dünyama. Bedelini ödemeden bu odadan ve kafesimden çıkamazdı. Çıkmamalıydı. İbret-i alem olması için bir mesaj vermeliydim tüm yeraltına ve geçmişimde ardımda bıraktığım,bırakmak zorunda kaldığım insanlara. O da korku salmaktı. O insanlar korkudan anlıyordu. Herkesin bir sınırı vardır. Korkutulmak ve geri adım atmalarını sağlamak onların sınırıydı. Korkunun onları sınırlayan şey olması ilk defa hoşuma gitti. Sınırlarını bilen,ona göre davranan bu insanları kontrol etmek her zaman kolay olmuştu. Onlardan bir kaç adım önde olmak bana çok büyük avantaj sağlıyordu. Bu durum babamın arkadaşı için de geçerliydi. Kapı tıklandı,kameradan Raze’in Stefan amcayı getirdiğini gördüm. Kapıyı hemen açtım. Raze hemen odaya girdi ve Stefan’ı koltuğa oturttu. Raze’e kafamla çıkması için işaret verdim. Anladı ve hemen odadan çıktı. Stefan amca bana bakmaya başladı. Orman yeşili gözlerinde sadece intikam ateşi vardı. Bende bakışlarımı onda sabitledim. “Çok büyümüşsün evlat. Eski hayatını tamamen silip yeni bir hayat kurmuşsun. Üstelik bunu yeraltında yapmışsın. Yeni bir isim ve yeni bir kimlikle hayatına devam etmişsin. Baban görse seninle gurur duyardı.” Yani direk konuya giriyorsun. Tamam öyle olsun.Bende senin oynadığın gibi oynarım. Nasıl olsa oyunun devamı benim senin hakkında vereceğim kararla son bulacak. Gülümsedim. “ O hep benimle gurur duydu. Bana sürekli sen benim bir üst seviyemsin evlat. Herşeyi yapabilir,kim istersen o olabilirsin. Çünkü korku denen zayıflık senin bünyende barınmıyor derdi. Korku babamda olan birşey olsa da babam asla korkusunun kölesi olmadı. Kendini korkunun efendisi kıldı. Seni buraya hangi rüzgar attı Stefan amca?” dememle bana baktı ve gülümsedi. “Hiç değişmemişsin. Küçükken olduğu gibi şimdi de umursamaz ve alaycı tavrını sergilemekten çekinmiyorsun. Ve direkt sadede gel diyorsun. Tamam o halde,senin istediğin olsun. Buraya geldim çünkü senin kim olduğunu ve yaptığın şeyleri gördüm. Ve babanın varisi olan seni,şimdi ki adınla “Architect”i görmeye geldim. Ve sana birşey söylemeye geldim. Bu zamana kadar sana kimsenin söylemediği,söylemeye cesaret edemediği şeyi. Bu bilgi işine yaramasa da babanla ilgili bir şeyleri kafanda oturtmanda sana yardımcı olacaktır diye düşündüm.” İşte şimdi bu konuşma ilgimi çekmeye başladı.Babamla ilgili bir şey biliyordu,üstelik benim bilmediğim bir şeyi biliyordu. Kimsenin bana söylemeye cesaret edemediği bir şey ha. Dikkatimi çekmeyi başarmıştı. “Devam edin. Nedir bu bilgi?” Gözlerime bir süre baktı,bu anın keyfini çıkarıyordu. Bense ağzından çıkacak olan kelimeleri bekliyordum. “Küçükken baban yüzünden kaçırıldığında baban senin kaçırılacağını biliyordu. Seni yem olarak düşmanlarının önüne attı. Konumunu,kahyanı nasıl etkisiz hale getireceklerinin bilgisinin düşmanlarının kulağına gitmesini sağladı. Ve planı kusursuzca işledi. Seni kaçırdıklarında bunu duyan herkesin oğlunu kaçırdıkları için bir infaz olduğunu düşünmesini sağladı. Çünkü müşterisi babandan o depodakileri öldürmesini istiyordu. Ve bunun gizli kalmasını istedi. Babanda böyle bir çözüm buldu. Seni kullandı,sana işkence ettikleri o an vardı ya. O an baban depoda senin işkenceye uğramanı soğukkanlılıkla izledi. Görevi senden önce geliyordu.” Beni kırmak istiyorsun anlaşılan. Atladığın bir şey var Stefan amca ben kırılmam. Dediklerini soğukkanlılıkla dinledim ve düşündüm. Tüm plan akışı inanılmaz derecede kusursuz tasarlanmıştı. Dikkat çekmemek için de beni kullanmıştı. Anlaşılan babam gerçekten tam bir profesyonel diye düşündüm. “Tam babamlık bir hareket. Planın işleyişi,bana zarar verirlerken durup izlemesi. İşine olan saygısı beni bir kez daha gururlandırdı. Benim babam böyle bir adam. Bu bilgiyi alınca tam olarak hayatımda ne değişeceğini düşündün?” Yüzündeki şaşkınlık ifadesini saklayamadı. Anlamayan gö…