ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM - KÖPRÜ - +18
Yazar: VESPER

ARCHİTECT Masanın üzerindeki her şeyi yere fırlattım. Liviayı öptükçe Livia da boş durmuyor,bacaklarını belime dolayarak beni kendine daha çok çekiyordu. Oda beni istiyordu. Parmaklarını saçlarıma daldırıp dudaklarıma tekrar kapanıyordu. Livia beni çıldırtmaya and içmiş gibi. Öpücükleriyle beni kendimden geçiriyor,onun içine girmem için adeta bana yalvarıyordu. Üzerindeki elbisesini sabırsızca bir kenara atarken, Livia dudaklarını boynuma, köprücük kemiklerime doğru indirdi ve hafifçe öpmeye başladı. Her dokunuşu, bedenimde yeni bir elektrik akımı başlatıyordu. "Hala benimsin Livia." diye fısıldadım,klitorisine parmaklarımla dokunurken. Livia hemen başını geriye attı, gözleri tavandaki loş ışığa bakarken ben kıymetlimin klitorisine dokunuyor,onu mutlu ediyordum. Omega’nın sağladığı o berrak zihin, şimdi hazzın her bir tonunu, her bir dokunuşun derinliğini normal bir insandan on kat daha yoğun hissetmesine neden oluyordu. Bu bir lanet değil, bir ödüldü. Omeganın kullananlara sunduğu bir ödül. Dokunuşlarımdan kendinden geçmeye başlayan Liviamı daha fazla bekletmedim, pantolonumun fermuarını açtım ve iç çamaşırını bir elimle kenarıya çekerek içine bir kerede ve derinlemesine girdim. Bu hissi özlemiştim. Livianın içinde olmayı özlemiştim. Livia tırnaklarını omuzlarıma geçirdi. Bu acı ve haz dolu birleşme ikimizin de arzuya kapılarını açmamızın sonucuydu. Artık tamamen kontrolden çıkmıştım. Ritmim sert ve kararlıydı, her hareketimle ruhuna imzamı kazımak istiyordum. Her hücresi beni hatırlamalı ve bana itaat etmeliydi. Gözlerinin içine bakarken Livianın bakışlarında sadece arzuyu değil, kendini benimle tamamlanmış hissetmesinin verdiği huzuru gördüm. Ardından bana emir verdi. Bu emir bu yaşıma kadar duyduğum en güzel ve en anlamlı emirdi. "Durma." dedi. Sesi bir fısıltıdan farksızdı ama sanki o an sesi odada yankılandı. "Bana kim olduğumu,ne olduğumu unutturma. Aksine hatırlat." “Sana kendini öyle bir hatırlatacağım ki Livia,kim olduğunu unutmaya bile cüret edemeyeceksin.!.” Ritmimi daha da hızlandırdım,Liviayı ensesinden tuttum ve bana bakmaya zorladım,beni izlemesini istedim. Onun içindeyken yaşadığım huzuru,mutluluğumu hissetmesini istedim. Gözlerinde gördüğüm arzunun sahibinin ben olduğumu bilmek beni kral gibi hissettirdi. Sanki Livia ile birlikteyken yenilmezdim. Vücutlarımız birbirine kenetlenmiş, nefeslerimiz birbirine karışmıştı. Odanın içindeki otorite yerini tamamen hayvani bir içgüdüye bıraktı. Liviayı masanın üzerinde kendine daha çok bastırırken, ikimiz de o kaçınılmaz sona, zihinlerimizin ve bedenlerimizin tamamen birleştiği o patlama noktasına doğru sürükleniyorduk. O an, hiçbir şey umurumda değildi. Ne kafes,ne kafese düzenlenen saldırı ne de dünyanın geri kalanı umurumdaydı. Livia kendini tamamen bana bırakmaya başlayınca anladım. Onun bu cüretkar talebini kabul ediyorum. Kontrolü tamamen elime almamı istiyordu. Tıpkı o geceki gibi. Gözlerimi kapadım ve kontrolü tamamen elime aldım. Liviayı masanın üzerinde ters çevirip göğsüme yasladım sırtını. Bu pozisyon, hem savunmasızlığını hem de bana olan mutlak teslimiyetini simgeliyordu. Ellerim karnından yukarı doğru tırmanıp parmaklarım boynunu sahiplenici bir sertlikle kavradı. Onun sıcaklığını ve her nefes alışında göğsüme çarpan sırtının ritmini hissediyordum. "Hatırla Livia," diye fısıldadım kulağına, sesim arzunun verdiği boğuklukla titriyordu. "O gece de böyle altımdaydın. Hiçbir masken, hiçbir yalanın yoktu. Sadece saf ihtiyaç vardı." Her darbem, Livia’nın zihnindeki Omega bariyerlerinin biraz daha sağlamlaştırmasını sağlıyordu bana göre. Livia artık tamamen benimdi. Bana bağımlı hale getirecektim onu. Ona daha önce kimsenin ona veremediği hazzı ve coşkuyu verecek, kendini bana bağlı hissettirecektim. Masanın kenarına sıkıca tutunmuş, başını geriye doğru atarak omzuma yaslandı. Gözlerini kapattığında, o geceki sarhoşluğu ve Omega’nın yarattığı o yapay cennetin aslında sadece bir tetikleyici olduğunu anladı sanki; asıl çekim, şuan birlikte olduğu bu adamın ruhund…